DEVLET KUMA KABUL ETMEZ

04.09.2017 22:38

255 Kişi Okumuş

0 Yorum

DEVLET KUMA KABUL ETMEZ

Çağlar Erbek
caglarerbek@gmail.com

Devlet, doğası gereği kıskançtır. Ne kontrolü elden bırakmak ister ne de gücü paylaşmayı. Hele hele bir kumayı ise asla kabul etmez.
Buna karşın kuma heveslileri hiçbir zaman düşmemiş devletin yakasından. Özellikle son yıllarda bunu daha net görmeye başladık.

Binlerce yıllık devlet geleneğimize bakıldığında, kuma meselesinin çok eski zamanlara kadar gittiğini söylemek mümkün. Ama belki de hiçbir zaman bu kadar çok can sıkıcı bir hal almamıştı.

Günümüzün en tehlikeli kuma meraklısı hiç kuşkusuz ki FETÖ denen karanlık yapıdır.

Uluslararası destek ve yönlendirme ile devletin ve milletin başına bela edilmiş olan bu yapı, onlarca yıldır adeta devletin her kurumunu ve her kademesini ele geçirmiş. Üstelik bunu da göstere göstere yapmış.

Her dönemin siyasi iktidarlarının ve onların bürokratlarının da desteğini alarak yapmış bunu. Destek olmayan bile en azından göz yummuş, ses çıkarmamış.

Malum olduğu üzere 17/25 Aralık sonrası ve özellikle de 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında bu yapının mensupları süratle devletten tasfiye edilmeye başlandı. Tasfiye süreci halen devam etmekte ve daha de edecek gibi görünüyor.

Prensip olarak kurunun yanında yaşı yakmamak ve adaletten şaşmamak kaydı ile bu tasfiye sürecinin kesin sonuç alınıncaya kadar devam etmesi bir keyfiyet değil, zorunluluktur. Çünkü onlarca yıldır devlette örgütlenmiş olan bu girift yapıyı söküp atmak hiç de kolay bir iş değildir. O nedenle bu mücadele daha uzunca bir süre devam edecektir.

FETÖ kadroları devletten birer ikişer temizlenirken kamuoyunda yeni endişeler doğmaya başladı. Bu endişelerin en önemli olanı kuşkusuz ki FETÖ’den boşalan kadroları başka tarikat ve cemaat üyelerinin doldurulduğu ve bu yapıların geleceğin FETÖ’sü olacağı endişesidir. Bir FETÖ’den kurtulmadan başka FETÖ’ler mi oluşuyor kuşkusu her geçen gün yayılmaktadır.

Bu iddialar ve endişelerin doğruluğu veya boyutu hakkında bilgim yok. Ancak bu endişeyi destekleyecek gelişmeler olduğu da yadsınamaz bir durumdur.

Tarikatlar ve cemaatler uzmanlık alanım değil. O nedenle kamuoyunda adı geçen bu dini yapılar ile ilgili bir şey söyleyemem. Zaten beni ilgilen işin devlet boyutudur.

Devlette işler pek dışarıdan bakıldığı gibi yürümez. Devlet bürokrasisi doğası gereği muhafazakardır. Bu nedenle radikal değişim kabul etmez. Değişim süreci ne kadar radikal olursa, direnç te o kadar büyük olur. O nedenle devlette devrim yapılmaz. Ancak reform yapılır. Değişim ve yenilenme zamana yayılır. Bazen bu zaman tahmin edilende de uzun olabilir.

Devleti ele geçirdiklerini, değiştirdiklerini, dönüştürdüklerini zanneden ve bu nedenle onlarca yıldır yapmadıkları şeyi yaparak açıkça kazan kaldıran FETÖ yapılanmasının geldiği durum ortadadır. Onlarca yılda kurdukları her şey kül olup uçmuştur. Bu saatten sonra FETÖ’nün bir daha eski gücüne kavuşması ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne eskisi kadar büyük bir tehdit oluşturabilmesi kanımca söz konusu değildir. 40 yılda kurdukları 40 günde yıkılan bir yapının yeniden bir 40 yılının daha olacağını varsaysak bile devletimizin bu gelecek 40 yılda armut toplamayacağı açıktır.

Yakın zamanın en büyük tehdidi olan FETÖ yapılanmasını kararlılıkla tasfiye eden devletin başka tarikat, cemaat veya örgütlere aynı fırsatları vereceğini düşünmek yersizdir. İkinci bir FETÖ vakası asla olmayacaktır. Devlet aklı asla buna fırsat vermez.

Bu nedenle devlette kadrolaşmaya çalışan ne kadar tarikat, cemaat veya örgüt varsa hepsi devletin bilgisi dahilindedir ve gerekli tedbirleri almaktadır. Bu konuda kimsene endişe etmemesini, telaşa kapılmamasını öneririm.

Paralel devlet yapılanması ile mücadeleyi sadece FETÖ ile sınırlı düşünmemek gerekir. Her kim ki devlet içinde devlet olmaya, devletin güzünü, kudretini kendinin sanmaya başlar yani devlete kuma olmaya kalkarsa sonu FETÖ’den farklı olmaz. Tasfiye edilmeleri ve adaletin karşısına çıkarılmaları sadece doğru zamanlamaya bağlı olur.

Meselenin özü şudur. Maaşı devletten ama talimatı tarikattan, cemaatten veya örgütten alan kim olura olsun devletin düşmanıdır.

Bir devlet görevlisi yalnızca sıralı amirlerinden talimat alır ve bu talimatları da yasalara uygun olması kaydıyla yerine getirir.

Devletin verdiği makamı, devletin verdiği imkanı, devletin verdiği parayı görevin gereği dışındaki amaçlar için kullananalar; tarikat, cemaat veya örgütündeki abisinin, ablasının, imamının, şeyhinin, şefinin ağzının içine bakanlar er ya da geç devletten tasfiye edilecektir.

Binlerce yıllık devlet geleneğimizin birkaç yılda yıkılacağını düşünmek yersizdir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ulu bir çınardır ve bu çınar içindeki kurtlardan temizlendikçe güçlü hale gelmektedir.

Daha önce kişisel ikbal beklentisiyle FETÖ’ye yanaştıkları gibi şimdi de başka cemaat, tarikat veya örgütlere yanaşma eğiliminde olan kamu görevlilerine tavsiyem akıllarını başlarına alarak devlete sadakatten şaşmamalarıdır. Aksi takdirde evdeki bulgurdan da olacaklar.

Demedi demesinler…

Çağlar Erbek

 

İlgili Terimler :

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz