Bukalemun!

09.02.2020 00:01

536 Kişi Okumuş

0 Yorum

Bukalemun!

Geçmiş Yazılar

gecmisyazilar@tanyerihaber.com

Klas giyiniyorsun doğrusu…
Elbisen Kaşmir’den…
Kumaşı mazbut!
İpek gömlek üstüne ipek kravat!
Ceketin çakı gibi oturmuş üstüne… Yaka cebinde ipek mendil…
Pantolonun ütüsü adam kesiyor!
Yüzde yüz deriden pabuçların var… Ayna gibi parlıyor, resmini çek istersen…
(Rugan var mıdır hâlâ? Çok anlamam ben bu işlerden, varlıklı bir ailenin çocuğu olmama rağmen, çocukluğumda Trabzon Kara Lastik giydirirlerdi bende-i fakire!)

***
Canın istediğinde spor giyinirsin… Keyfinin kâhyası mı var!
Çekersin suvari çizmeleri… Üstüne bir kot pantolon…
Spor bir gömlek, üstüne deri mont…
Kemerin de halis muhlis deriden, boyunduruk kayışı gibi maşallah…
Dudaklarında Amerikan cıgarası… Yoksa sigar mı!
Pahalı restoranlara, meşrebi genişleri bol barlara takılıyorsun…
Pahalı şaraplar, viskiler içiyor; etrafa afra tafra satıyorsun…
Kapıya jipini kâhya yanaştırıyor…
İnerken-binerken kapın açılıyor… Yirmi pangınottan aşağı bahşiş vermiyorsun!
Kibrin, özgüvenin dorukta…
Yerküre’deki bütün yüce dağları sen yaratmışsın…
Ağzını “ben” ile açıp “ben” ile kapatıyorsun…
(İçinden kendi kendine “nereden nereye, daha dün sünepenin tekiydin be oğlum!” dediğin de olur mu hiç?)

***
Ya da…
Öbür cenahtansın…
Ehl-i din restoranlarında yiyor, Osmanlı kahvehânelerinde nargile fokurdatıyorsun!
Namaz vakitlerinde garsona “Mescit var mı? Abdestliğim daha, hemen namazımı kılayım!” diyerek utanmadan abdestsiz namaza duruyorsun!

***
Azametinden suâl olunmaz ama, yine de buralarda halka iniyorsun. Maksat gözlem yapmak hani!
Bazen de tenezzül buyurup etrafta sırıtanlara bir selâm bahşediyorsun…
Boş vakitlerinde genellikle bab-ı hükûmetten olanların takıldıkları yerlere takılıyor; sinekten yağ çıkarmaya bakıyorsun…
Cuma günleri ya patronun gittiği ya da iktidar partisinden kimilerinin gitmesi muhtemel camilerde arz-ı endâm ediyorsun…
Senin jip de kapıda bekliyor dâima…
Nekessin biraz; bahşişin beş pangınotu geçmez!

***
İster o, ister bu cenahtan…
Çok şükür işin var…
Elinin altında dört sütuna kurulmuş bir köşen var. Kaleminden mürekkep yerine altın suyu damlıyor…
Ekranlarda programın var ki; dehan-ı kebirinden dürr-ü yekta saçılıyor her seferinde…
Kart vizitin çehre-i ahsenindir; herkesçe bilinir, tanınırsın. Görenler şak diye önünde eğilir…
Artık apartman dairesi kesmiyor seni, bir villaya demir atmışsın çoktan…
Aile hayatın da yerinde; mutlusun…

***
Ezcümle…
Her arzuna yetecekten daha fazlası; her şeyin var!
Zarf mazbut yani…

***
Ya mazruf?
Her şeyin var da; yalnız yüreğin yok! Yiğit değilsin…
Onun içindir ki yalakasın…
Yardakçısın…
Kapıkulusun…
Yukarıya yarı beline kadar eğiliyor; aşağıya dayılık satıyorsun!
Farkında değilsin…
Aslında farkındasın da; eyyâmcısın be birader!
Bugünküler hele bir gitsinler; yarın başkaları gelsin…
Anında hirba-ı kurnaz gibi renk değiştireceksin!..

Cahit Kılıç

6 Şubat 2013 – Haberx’te yayınlanmış bir yazı…

İlgili Terimler :

YORUMLAR