Coronavirüs kumpasında Siyonizm’in insansever (!) eli

30.06.2020 13:09

269 Kişi Okumuş

0 Yorum

Coronavirüs kumpasında Siyonizm’in insansever (!) eli

İsmail Bendiderya

ismailbendiderya@gmail.com

ABD ve Avrupa medyasındaki kaynaklarda çok ilginç bilgiler var…
Batı medyasındaki sağlık araştırma kurumlarının yayınladıkları raporlarda da öyle..
Hele son zamanlarda Bill Gates Vakfı’nın konu ile bağlantılarının ne olduğunu anlayabilmek için uluslararası medyayı şöyle bir salladığınızda neler dökülüyor neler..
Alwaleed hayır kurumunun (!) Kovid-19 ile mücadele inisiyatifine 30 milyon dolarlık yardımını duyanınız var mı?
“Bu kurum da nereden çıktı?!” dediğinizi duyar gibiyim…
Haklısınız; onlar işlerini işte böyle sessiz sedasız kurumlarla yaparlar, bu yüzden de isimleri pek bilinmez…
Ve de tabi ki hayır (!) kurumlarıdır bunlar!!!

***

“ALWALEED” NE ALAKA???
Haklısınız; Arapçaya benziyor, değil mi?
Eh, onu da biraz siz merak ediverin canım.
Ben biraz teknikaltını (sümenaltı mı demeliydim yoksa?) açıklayayım:
Financial Wire’ın 28 Nisan 2020 tarihli bir raporunda Alwaleed Philanthropies adlı bir kurumdan bahsediliyor…
Alwaleed Philanthropies adlı uluslararası hayır kurumu bir açıklama yaparak Batı Asya, Güney Asya ve Kuzey Afrika bölgelerinde Kovid-19 hastalığı ile mücadele için uygulanan çeşitli programlara 30 milyon dolar tahsis edeceğini duyurmuştu.
Alwaleed Philanthropies vakfı bu amaç doğrultusunda hangi kurumlarla iş birliği yapıyor dersiniz?
İşte cevabı:
Bill ve Melinda Gates vakfı, Gates Philantropy Partners, Dünya Sağlık Örgütü, BM Hatibat örgütü, Gavi, Splash, uluslararası İslami eğitim, bilim ve kültür kurumu ICESCO, END fonu.
Söz konusu mali yardımın önemli bir bölümü gelişmekte olan ülkelerde hızlı tanı araçlarının yapımı için harcanacak; böylece Kovid-19’ün ekonomi üzerindeki uzun süreli tesirleri hafifletilecek.
Bu hengamede bir de McGill Üniversitesi’nin adı geçiyor… Bu da ilginç.
Neden mi?
AIDS hastalığına yakalanan hastaların üzerinde tüberküloz testinin Gates vakfının desteği ile takviye edildiği yer işte burası!
Siz de benim gibi şaşırdınız değil mi?
Kaynağını araştırmak isteyenler “AIDS Weekly” e bakabilir…

***

McGill Üniversitesi deney yöntemleri üzerinde yaptığı son araştırmasının sonuçlarını yayınladı.
Bu verilere göre Dünya Sağlık örgütü 2015 yılından beri Alere-LAM yöntemini kullanarak AIDS hastaları üzerinde tüberküloz testini uyguladığını, bu test yöntemiyle hızlı ve tüberküloz hastalığında ileri safhadaki hastaları tespit ederek ölüm oranlarını düşürdüğünü, fakat tüberküloz ve AIDS hastalıklarının oranı eşzamanlı çok yüksek olan ülkelerde bu yöntemin gerekli hızdan ve etkiden yoksun olduğunu belirtiyor.

***

McGill üniversitesi Aralık 2018 ila Kasım 2019 arasında yaptığı geniş çaplı bir çalışmada AIDS/türberküloz hasta sayısı yüksek olan 31 ülkede önemli miktarda veri toplamış. Bu verilerin temelinde yapılan araştırma, Alere-LAM yönteminden gerçek manada yararlanma ile milli politika arasında uzun bir mesafa olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmanın sonuçlarına göre ayrıca, bu yöntemin kullanılması yolunda bertaraf edilmesi ve bu yöntemin daha fazla kullanılması gerekiyor.
Bu araştırmanın mali hamileri kim olsa beğenirsiniz?
Bill ve Melinda Gates vakfı, küresel ilaç tesisleri (Global Drug Facility), Tüberkülozu durdurma iş birliği grubu, yeni yaratıcı teşhis yöntemlerini destekleme vakfı (Foundation for Innovative New Diagnostics) !
Şaşırdınız değil mi?

***

CORONA’YA FRANSIZ KALMAYIN…

Şimdi bir de MedinCell firmasına bakalım.
Bu, Fransız bir firma ve bu firmanın da sponsoru da, yine şu ünlü Bill Gates’le eşi Melinda!…
Contify Life Science News’te yayınlanan bir yazıda şöyle diyor:
MedinCell firması, Bill ve Melinda Gates vakfının mali desteği ile yeni bir formül tasarlayarak geliştirdiğini ve klinik evrelemeye başlayabileceğini açıklıyor.  Bu Fransız firma gebeliği önlemek üzere, firmanın BEPO teknolojisine dayanan yeni bir yöntemden yararlanma imkanınından söz ederken bu ürünün deri altına enjekte edildiğini, tamamen vücuda yayıldığını ve altı ay boyunca etkili olduğunu belirtiyor.
İyi de; Microsoft şirketinin kurucusu olan bu adamın, yani Bill Gates’in vakfının dört yıl boyunca bu ürünün klinik öncesi ve klinik etüdün ilk merhaleleri için tam 19 milyon dolar harcamasını neyle açıklamalı?
İşin içinde başka güçlü Siyonistler de var..
Bu ürünün başta ABD olmak üzere dünya genelinde ticari hakları MedinCell firmasına ait.
Gebeliği önleme meselesi bir tek Amerika’da 5 milyar dolarlık bir piyasi oluşturmuş bulunuyor. Bu ürün, MedinCell firması tarafından üretilen ve onaylanan ve bir süre sonra piyasaya sürülmesi beklenen kendi benzerlerinin altıncısı sayılıyor.

***

28 Nisan 2020 tarihli Washington Post.com’da, geçtiğimiz günlerde Bill Gates’in web sayfasında “Birinci pandemi; ilk modern pandemi” başlığı altında yayımlanan makalesinin bir özeti dikkat çekiciydi.
Dünyaya yalan satma makinesine dönüşen Bill efendi bakın ne diyordu o yazısında:
“…Hayatın normal şartlara geri dönebilmesi için bize Kovid-19’u tanıyacak, tedavi edecek ve önleyecek imkanları tanıyan bazı yeni araç gereçlerden yararlanmalıyız. Bu araç gereçlerin ilk çeşidi, test ve ölçüm araçlarıdır. Şimdiki test yöntemleri çok zayıftır ve bizim belirlediğimiz hedef ulaşmak için gerekli etkiye sahip değildir. Tanı kitleri, insanlar evlerinde ve kişisel olarak hamilelik testi gibi Kovid-19’a bulaşıp bulaşmadıklarını tespit edebilecekleri şekilde tasarlanarak üretilmelidir. Kendi kendine uygulanacak bu yeni tanı kitleri bir kaç aya kadar piyasalara sürülmeye hazır hale getirilecektir. Yaratıcı bir çözüm yolu bulmamız gereken ikinci alan, irtibatların izini sürmektir. Bir kişinin testi pozitif çıkar çıkmaz sağlık yetkilileri o kişinin kim veya kimlerle irtibatta olduğunu bilmeleri gerekir. hasta ile görüşen Almanların tecrübeleri gibi başkalarının tecrübelerinden yararlanmak iyidir, fakat yeterli değildir ve birçok eksiği söz konudur. Bunun için sizin nerelerde olduğunuzu hatırlayan yazılımları kullanabiliriz. Eğer sizin testiniz pozitif çıkarsa, önceki hareketlerinizi gözden geçirebilir veya irtibatlarınızı sormak üzere gelen yetkiliyle paylaşabilirsiniz. Bu yazılım, test sonucu pozitif çıktığı zaman sonucu diğer cep telefonları ile paylaşarak yetkili kişileri haberdar edebileceği şekilde tasarlanabilir. Böylece güvenilir bir tespit ve takip şebekesi şekillenir…”

***

“KİMİN NEYİ NE KADAR ALACAĞINA BİZ KARAR VERİRİZ..” NE DEMEK?
Medyaya hep sempatik lanse edilen ve gülümseyen karanlık kişilikli Bill amca şunu da söylüyor:
“..Buraya kadar yaptığımız çalışmalarda; bir tedavi yöntemi olarak en iyi durumda birçok hayatı kurtararak hastaları tedavi edebileceğimiz, fakat   tam olarak iyileşmenizi garanti edemeyeceğimiz sonucuna vardık..”.
İşte zurnanın deliğinin “zırt” ladığı yer tam da burası!
Sempatik görünümlü Bill amca bakın ne diyor:
“…Dolayısıyla, bir aşının üretilmesi üzerinde odaklanmalıyız. Benim aşı üretimi için bildiğim ideal yöntemlerden biri RNI bir aşıyı üretmektir. Grip virüsünün bazı bölümlerini içererek sizin vücudunuzun savunma sistemine sunan ve grip virüsüne saldırdan grip aşısının aksine bir RNI aşısı vücudunuza virüs bazı bölümlerini yapmak için gerekli genetik kodları veriyor.
Vücudunuzun savunma sistemi bu bölümleri görünce onlara nasıl saldıracağını öğreniyor. Bir RNI aşısı vücudunuzu özel bir aşı üretme birimine dönüştürüyor. Bu yöntemden başka sonuç verme ihtimali bulunan beş yöntem daha söz konusudur; ancak hiç kimse hangi yöntemin etkili olabileceğini bilmediğinden hepsinin üzerinde yatırım yapmalıyız; böylece tüm yöntemlerde eşzamanlı ve hızlı bir şekilde ilerleyebiliriz.
Bu arada;   etkili bir aşı bulmadan önce üzerinde düşünülmesi gereken nihai aşama, o aşıyı dağıtma meselesidir.
Yani hangi ülkenin aşıyı alma konusunda öncelikli olacağını ise biz belirleyeceğiz…”
Son cümle de bayağı ilginç.

***

BÖLGESEL İTTİFAKLARIN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
Bence siyasisinden kültüreline, tarımcısından sağlıkçısına, güvenlikçisinden esnaf, memur ve işçisine varıncaya kadar herkesin, ama herkesin ve her kesimin şu “corona/covid-19”  kumpasını bir kez daha derinlemesine düşünmesi gerek…
Heriflerin şakası yok; bütün dünyaya yeni bir oyun oynuyorlar!
Gözümüzün önünde hem de!
Zaman, hiç gecikmeden devlet-millet kucaklaşması, tarım ve teknolojinin hızla millileştirilmesi ve komşularımızla bütün ihtilafları ve ucuz hesapları bir kenara bırakıp güçlü ve samimi “Bölgesel İttifaklar” kurma zamanıdır.
Rahmetli Erbakan Hoca’nın D-8’leri, bu yolu kısaltmak için mükemmel bir fırsat olabilir.
Benden söylemesi…

Sağlıcakla kalın, Allah’a emanet olun.


Yazı arşivi için tıklayınız

İlgili Terimler :

YORUMLAR