DERS: Felsefe-7

20.02.2021 15:48

261 Kişi Okumuş

0 Yorum

DERS: Felsefe-7

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

Sevgili! Demişti ki; “Korkak olmak veya cesur olmak, bunu kişinin kendisi mi seçer?” Kendisi seçer! Ben seçtim kendimi korkak olarak veya cesur olarak. Bu konuda Hz. Ali Şöyle diyor: İnsanın özü değil fiilleri korkaktır. Bu da Allah’a inanmak değil de Allah’ı bilmemekten kaynaklanır.
İnanmak her ne kadar güzel görünse de, bir o kadar da tehlikelidir. İnandığını bil, bildiğini tanı. İşte burası herkesin imtihandan kesildiği yerdir. Bu yüzden demişler ki “Kimsenin inancına karışma” ; Çünkü çokları orada sınıfta kalmıştır.
Kur’an da bu kapsam içindedir. İslam dünyasında Kur’an’a hürmet ganidir ama Kur’an bilgisi sıfır. Hürmet en sonunda rüşvete dönüşür. Nitekim İslam dünyasında Rüşvetin adına Hürmet diyorlar. Azerbaycan’da Türkmenistan’da vb. bu yaygındır.
Hayat devam ettiği müddetçe, hakikat budur demek doğru değildir, bu zor bir iştir ama onu anlamayı yakalamak, onda adım atmak ve derinleşmek!.. O halde meselenin şuuruna bağlan.
Objektif ve subjektif. Felsefe her ikisini de tanır. Kişi kendini gerçekleştirdiği zaman bazen akla karşı duygular içinde bulunur, bu subjektif haldir. Merak, can sıkıntısı, yalnızlık hayret, hayranlık, şüphe, keder sanki bunlar neden var. Kişiyi bir objektif fenomen yerine koyamazsınız; çünkü incelendiği zaman bazen istekler ahlak dışı temellere dayanır.
Şimdi başa dönelim. Tanrı mahiyet değil özdür ama mahiyeti sayesinde hakikat oluyor. Öz kendini var kılıyor. Bu kılım bir harekettir. O halde mahiyet harekettir. Varlık ve mevcut ayrı şeylerdir. Mevcut, özün hareketleri sayesinde oluyor.
Dedik ki, önce öz var sonra mahiyet. Peki, özün kastı nedir* Varlığı! Örneklendirelim. Ben ve benin kastı; ben insanım denildiğinde buradaki ben varlık, insanım kelimesi de özdür.
Peki, Tanrı’nın özü nesne midir, yokluk mudur? Her ikisi de değildir, varlığı mümkün olandır. Genelde öz tanınıp anlaşılmadıkça ilmin konusu bulunamayacaktır. İlim türleri tanır, insan bir türdür. Ahmet, Mehmet, Hasan bu türün içindedir. İlim, Ahmet’i, Mehmet’i, Hasan’ı tanımaz, ilgilenmez o ancak insanı tanır. Çiçekler bir türdür, ilim, Karanfili, papatyayı, menevşeyi tanımaz çiçeği tanır. Bunun gibi, kartalı, serçeyi değil kuşları tanır. Bunun için özün tanınması şarttır. o genel öz tanınmadıkça, karakterler, tipler vb. tanınmayacaktır. Özü tanıyan anlayan mahiyetlere yön verir.
Özü bilmeyen varlığını oluşa çevirse bile izlediği yön onu canavarlaştırabilir. “İşid” özü bilmeyişin tanımayışın oluşudur/varoluşudur. İşte özü bilmemenin dindeki tehlikesi bu kadar büyüktür. Özü bilmeyen cemaate girer, şeyhe evet der. Bayan olsun erkek olsun şeyhin hanımı olur. Cemaatte hanımlığa adım atmış erkeklere “dabaklama” denir. Dabaklama özü bilmeyişin sonucudur.
Cemaate katılan genç ülkücüler, “dabaklanmadan” bir an önce orayı terk edin. Tabi dabaklanmadınızsa? Hangi cemaatten olursanızsa olun.
Atatürk! “Ey Türk gençliği” derken dabaklanmış cemaat gençlerini kast etmiyor herhalde. Atatürk’ saldıranların arka sebepleri anlaşılmıştır ne dersiniz? Ne bileyim kaç kez dabaklanmışlardır?
İlgili Terimler :

YORUMLAR