DİTİB ve geleceği

17.01.2019 15:42

1.261 Kişi Okumuş

0 Yorum

DİTİB ve geleceği

Şefik Kantar

sefik.kantar@gmail.com

Diyanet İşleri Türk İslam Birliği – DİTİB, dün (16 Ocak 2019) düzenlediği bir toplantı ile hem yeni yönetimi basına tanıttı, hem de yeni dönemde nasıl bir yol takip edeceklerini ortaya koydu. Basına yansıyan ve toplantıyı takip edenlerin ifadelerine göre, toplantıya Alman medyasının ilgisi bir hayli yoğundu.

Kritik bir süreçten geçerken DİTİB yeni yönetiminin kamuoyundaki algıyı kendi lehine çevirmek için böyle bir başlangıç yapması önemlidir. Ancak bir toplantı ile, kafalardaki istifhamların yok edilip, her şeyin güllük gülistanlık hale gelmesini beklemek de safdilliktir. Çünkü ilişkiler kolay tamir edilemeyecek seviyede hasar görmüş vaziyettedir. Bizim penceremizden bakınca gördüğümüz DİTİB’e her bahane ile değişik çevrelerce adeta Haçlı Seferi mahiyetindeki ölçüsüz ve sınırsız saldırılar; Alman cephesinden bakanların gördüğü ise casusluk faaliyetine kadar varan, dindışı birçok konuyla iştigal eden, Türkiye’deki iktidar partisinin uzantısı halindeki bir çatı örgütünün varlığıdır.

Alman devleti ile binbir meşakkatle inşa edilmiş iyi münasebetlerin bitmesi bir yana, neredeyse kanlı bıçaklı bir döneme girilen 205-2016 sonrası gelişmeler, elbette bir tanışma toplantısı ve çoğu beylik sözlerden oluşan açıklamalarla normal seyrine girecek değildir. Birçok şeyin yapılması gerektiği herkesçe bilinmekte, ancak herkes büyük adımın karşı tarafça atılmasını beklemektedir. Yeni DİTİB Başkanı Kazım Türkmen’in Alman tarafınca yapılan asılsız itham ve insafsız saldırılara haklı tepkisi ve verilen hizmetlerin mahiyet ve yoğunluğuyla ilgili açıklamaları durumun izahı için gerekli olsa da, geleceğin nasıl şekilleneceği ve taleplerimiz açısından yeterli ipucu ve mesajları vermemektedir.

DİTİB’in resmi dini cemaat olarak (Religionsgemeinschaft) tanınmasının ve kamu tüzel kişilik hakkının (Körperschaft) hedef alınması doğru ve yerinde olmakla birlikte içi doldurulmaya muhtaç, yeni olmayan genel bir hedeftir. Mesele Alman tarafı ile bunun önünü açacak düğümün çözümü için müspet bir noktada buluşabilmektir. Bunun en kestirme yolu, şikayet ve taleplerimizi dile getirirken karşı tarafın yerli-yersiz endişe ve korkularını giderecek bir söylem geliştirmemiz ve eylem planı oluşturmamızdır. Eskiden beri önyargılarından kurtulamayan bir kısım medyacı, politikacı, meslekten Türk karşıtı çevreleri hesaba katmazsak sağduyulu Almanların ve sorumluluk mevkiindekilerin beklentileri de bu noktanın bir an önce bulunabilmesidir. Toplantıda bu hususlara açıklık getirecek kayda değer ifadelerin dile getirilmemesi kamuoyundaki haklı-haksız soruların havada kalmasına, lehte veya aleyhteki yorumların alan kazanmasına fırsat vermiştir. Bu sebeple, malum çevrelerin hiçbir müspet gelişmeye yol açmayacak itham ve saldırıları kaldığı yerden devam etmektedir ve görülen odur ki devam edecektir.

Kasıtlı çevrelerin düşmanca tutumları, bizim halihazırda var olan problemleri görmezden gelmemize sebebiyet vermemelidir. DİTİB Merkez Camii’nin proje, izin, yapım dönemlerinde bizimle birlikte omuz omuza cami karşıtlarına karşı mücadele verenlerin bugün neden yanımızda olmadıklarını iyi sorgulamalıyız. Dini cemaat ve kamu tüzel kişiliği, muhataplık, eğitim vs gibi konularda neden beş yıl önceki konumumuzu muhafaza edemediğimizi açık yüreklilikle değerlendiremezsek ilerisi için ümitli olamayız. DİTİB’in hem Almanya hem Türkiye ile münasebetlerinde kuruluş dönemi ayarlarını tekrar gözden geçirmesi, bunun için de nerdeyse yok edilen hafızasının tazelenmesi gerekmektedir. DİTİB’in Almanya’daki Müslümanları temsili konusunda yolunu açan, yoğun çabalar sonucu 2007 yılında hayata geçirilen Almanya Müslümanları Koordinasyon Konseyi (KRM)’nin kimler tarafından, neden işlevsiz bırakıldığı meselesi acilen masaya yatırılması gereken konulardandır. DİTİB’in Türkiye’deki iktidar partisinin bir uzantısı görüntüsü vermesi sadece Almanları değil ülkedeki Türkleri de rahatsız etmektedir; bu yoldan bir an önce dönülmelidir. Diğer Türk kuruluşları gibi DİTİB’in organizasyon modeli de eskidir ve yenilenmeye muhtaçtır; adım atılmazsa sadece ve sadece bunalım üretecektir.

Benzeri noktaları ilanihaye çoğaltmamız mümkündür. İşin özeti şudur: Bizi hedeflerimize ulaştıracak veya ondan alıkoyacak olan başkalarının yanlışları veya doğruları değil kendi yanlış ve doğrularımız olacaktır. O sebeple bir an önce şapkamızı önümüze koyup ciddiyetle kısa ve uzun vadeli hedeflerimiz ve uygulama şansı olan planlara yoğunlaşmalıyız.  

İlgili Terimler :

YORUMLAR

kayseri escort