Fikir Vadisinin Çölleşmesi!

23.09.2020 00:03

529 Kişi Okumuş

0 Yorum

Fikir Vadisinin Çölleşmesi!

Cahit Kılıç

cahitkilic@tanyerihaber.com

 

Soner Yalçın bir yazısının sonunda “Fikir hayatımız ne zaman bu derece çölleşti?” diye soruyor…

Öncelikle en kısa cevabı verelim: Mensubiyetini taşıdığımız İslâm âleminde ve yaşadığımız coğrafyada adeta “çöl ortasında bir vaha idi bizim fikir dünyamız”…

Övünecek kadar iyi olmasa da, yerinecek kadar kötü de değildi… Dünya çapında fikir adamları yetiştiremezsek de, üstünde yaşadığımız vadinin suyunu sağlayacak kadar gür kaynaklarımız vardı…

Az okuyan bir toplum olarak, eldeki kaynakları kurutmamak için gençliği fikrin asaletine yönlendirme çabamız vardı…

Az gelişmiş toplumların uğradığı akameti yaşamamak için çabalayan aydınlarımızın çabası takdire şayandı.

Bir cümleyle özetlersek: En azından fikrin haysiyeti bugünkü gibi yerlerde sürünmüyordu…

***

Ve devran bugünkü egemenlerin eline geçince; doğrusu kolay teslim olduk…

Ülkeyi cehlin karanlığına sürüklemenin esası, fikir adamlarının önünü keserek; yüz yılda oluşturulan fikir vadisini çorak ve verimsiz bir çöle dönüştürmenin yolunu açmaktan geçiyordu…

Öyle de yaptılar…

Fakat ansızın harekete geçip suyu bendinden kurutmaları hâlinde akamete uğrayacaklarını iyi hesapladıklarından; işi zamana yayarak neticeye ulaşmayı hedeflediler…

Öyle de yaptılar…

Önce toplumun önemli bir kesimini hamaset nutuklarıyla uyuşturdular.

Sonra birer ikişer Emevî oyunlarını sahnelediler…

Her türlü haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, hile, desise mubah sayıldı…

Yerine ve zamanına göre çeşitli kesimlere dümen kırdılar…

Yerine ve zamanına göre o kesimlere sırtlarına dönerek hedefe oturttular…

Hak ve adalet haykırışları gelen mecraları sessizliğe gömdüler…

Akademik alanın önüne Çin Seddi çektiler…

Bağımsız medyanın belini kırdılar…

Fikir ve haysiyet sahibi insanların soluklarını kesip hanelerine hapsettiler…

Namuslu yazarçizer takımının kalemlerini kırdılar…

Gazete köşeleri ve televizyon ekranları çapsız muhterislerin hezeyanlarına teslim edildi…

Yüz yılda zar zor elde edilen fikir musluklarından irin akmaya başladı…

Kalemini satanlar; methiyeler, naatlar yazarak dönekliğe bir takla attırdılar ki, dünya böyle takla güvercinleri görmemişti…

Basın dünyasında sözde İslâmcı, özde Pravda temelli yalan makineleri türetildi…

Kaptığı (ya da oturtulduğu) köşesinden her gün başka bir muarıza, aykırı bir isme hakaretler yağdıran yeni nesil bir ucube medyatör cinsi türedi…

Siyaseti magazin dedikodusu zanneden bir alay adam her akşam halka divan tuttular…

Üniversiteler teslim alındı…

Akademisyenlerin teslimiyeti sağlandı. Teslim olmayanlar etkisiz duruma getirildiler…

Ve en önemlisi yargı teslim alındı; mülkün temeli sarsıldı…

***

Namık Kemal merhuma atfen söylenir:

“Bârika-ı hakikat müsademe-i efkârdan doğar”

Hakikat kıvılcımlarının doğması için en az iki tarafın fikir çarpıştırması lâzım.

Bizde bir taraf berhava edilmiş durumdadır, kim çarpıştıracak?!

***

Hâsıl-ı kelâm…

El birliği ile “fikir vadisi” çöle çevrildi…

Mümbit topraklar çoraklaştı…

Ortalık sığ adamlarla doldu taştı…

Her şey, her görüş, her iddia satıhta kaldı…

Derinlikler okyanusların ortasındadır artık!

Kim arayıp, kim bulacak!?


Yazarın yazı arşivine ulaşmak için buraya tıklayınız…

İlgili Terimler :

YORUMLAR