İSMET PAŞAM

25.12.2020 12:28

251 Kişi Okumuş

0 Yorum

İSMET PAŞAM

Fatma Işık Kaya

Canımdan çok sevdiğim, aziz İSMET PAŞAM! Biricik ATATÜRK babamın dostu, sırdaşı, silâh arkadaşı. ATATÜRK BABAMI tanıttığı gibi PAŞAMI da astsubay olan babam tanıttı bana. PAŞAM o yıllarda hayattaydı. En büyük hayâlim, Ankara’ya gidip, tanışmak, elini öpmek, sımsıkı sarılıp, ATATÜRK BABAMI ve kurtuluş savaşını kendisinden dinlemekti.
Ankara’ya gitmek kısmet oldu ama PAŞAMLA tanışmak yalnızca hayâl olarak kaldı. Yaşım 50’yi geçti, içimdeki boşluk ve hüzün asla geçmedi.
Babam Gaziantep’in ıslâhiye ilçesinden Ankara’ya tayin olmuştu. Yıl 1969. Bende bir sevinç, bir coşku ki sormayın. ANITKABİRE gideceğim, canım PAŞAMA kavuşacağım.
Ankara’ya varır varmaz eşyalarımızın da yüklü olduğu kamyonun penceresinden bakarken gördüğüm ilk beyaz saçlı, gözlüklü Beyefendiyi anneme gösterip; “PAŞAM MI geçiyor?” diye sormuştum. Annemin yanıtı: “Salak mısın sen?” olmuştu. Ne bileyim? Gözler zaten doğuştan hasta, aklımdaki tek düşünce PAŞAM olunca Artık hiç kalmayan, o zamanki yarım yamalak görmemle ilk gözüme çarpan insanı O sanıvermiştim işte.
Ankara’da 3 yıl yaşadık.Çok yalvardım, çok ağladım, feryâdıma kulak verip, beni pembe köşke götüren olmadı. Aileme de hak veriyorum. Görmek istediğim koskoca İSMET İNÖNÜ. O zamanlar çoğu evde telefon yok. Bilgisayar, facebook,e.posta bilinmiyor. Nasıl gideceksin habersiz, çat kapı? Kabûl etmezler, görüştürmezler dendi hep. Çaresiz 3 yıl onunla aynı şehirde yaşamanın, aynı havayı solumanın tarifsiz mutluluğu, şerefi ve onuruyla yetinmek zorunda kaldım.
Sonra ağlaya ağlaya geldiğim İzmir. PAŞAMIN rahatsızlanması, yüreğimdeki acı ve bitimsiz korku ve beni kederden kedere sürükleyen o kaçınılmaz, olmaz olası son! İçimde kalan ukte, artık dayanılmaz hâle gelen sonsuz özlem, her geçen gün büyüdükçe büyüyen, kor olup, yüreğimi, benliğimi yakan, kavuran sevgi ateşi!
Ah AZİZ PAŞAM aaaahhhh!Ülkemizde O’nun kadar haksızlığa, iftiraya uğramış bir devlet adamı daha var mı? Dinsiz dediler. Camileri ahır yaptı, kur’an okumayı yasakladı dediler. Kendisi de, ailesi de halktan hep uzak oldu dediler.Ne yazık ki büyük çoğunluk bu saçmalıklara inandı. Başta ben olmak üzere sevenleri ise PAŞAMA inandı.
Şimdi rahmetli olan çok yakın bir aile büyüğüm hiç sevmezdi PAŞAMI. Onun eşi olan diğer büyüğüm 2. dünya savaşı sırasında 3 yıl askerlik yapmış. O zamanlar her evden bir miktar buğday alıyormuş devlet. “Asker evinden buğday mı alınır?” derdi daima. Sanki PAŞAM buğdayları toplayıp, bir güzel afiyetle yemiş hepsini. Tutturmuştu “Ölmedide ölmedi.” diye. Öldüğünde de oturup, bir güzel ağlamıştı. Ben, “Neden ağlıyorsun ki? Ölmedi deyip duruyordun. O benim PAŞAM!”diye feryâdı basmıştım. “Hepimizin PAŞASI.” cevabını alınca da, “Hayıııırrrr beniiiiimmmmmmmm!” diye koyvermiştim yaygarayı gözyaşları içinde.
Bu millete yaranılır mı? Sokacaktı topyekün savaşa. Kocalar ya şehit olacaktı, yada kolu, bacağı kopmuş, bir daha çalışamayacak hale gelmiş birer gazi. O zaman buğdayların da tadına doyum olmazdı kesin.O ahır yaptığı iddia edilen camilerde de ne güzel namaz kılarlardı. Nasıl ahır yapılırmış gösterirdi elin gâvuru. Milletin erkekliğini öldürdü diyen aptallar acaba koşa koşa savaşmaya giderler miydi? Bence ardlarına bile bakmadan kaçarlardı.
Keşke aramızdan ayrılıncaya kadar tek adam olarak, tek partiyle yönetseydi ülkeyi. Vallahide, billâhide daha çok yaranırdı. İnsanlara iyilik yaramıyor işte görüldüğü gibi.
90’lı yılların başında gitmek kısmet oldu pembe köşke. Sayın Mevhibe Hanımefendi henüz hayattaydı.Babamın doğup büyüdüğü yer olan Giresun Bulancak’a giderken uğramıştık Ankara’ya. Artık feryatlarıma dayanamayan babam götürmüştü beni. Maalesef bir yardımcı Hanım balkona çıkarak, Hanımefendi’nin rahatsız olduğunu, ailesinin kimseyle görüştürmediğini söyledi. Aksi gibi aile fertleri de İstanbul’daymış. Al bir hayâl kırıklığı daha! Sonra Hanımefendi’nin de sessiz, sedâsız beni bırakıp, gidivermesi. 🙁
Şimdilerde üç tesellim var.
1 Eylül 2014 tarihinden itibaren facebooktan arkadaş olma şerefine eriştiğim canım PAŞAMIN dünyalar tatlısı torunu sayın GÜLSÜN BİLGEHAN Hanımefendi ve iki kez görüştüğüm, bir türlü doyamadığım kızı sayın ÖZDEN İNÖNÜ TOKER Hanımefendi.Birde ANITKABİR. Canım babama asla ulaşamıyorumda canım paşamın mezar taşına dokunabiliyorum, hattâ sarılabiliyorum hiç olmazsa.
90’lı yıllarda gittiğimde etrafını saran zincirleri aşıp, yanına koşmuştum ama hemen bir asker başıma dikilip, “Yasakta yasak!” diye tutturmuştu. “Ben yasak masak anlamam. O benim PAŞAM!” dediysem de işe yaramadı. Babam da “Ne olur bırakın, bu konuların hastası!” dedi demesinede söz dinleyen kim?
Bu yılın Mayıs ayında katıldığım resim etkinliğini düzenleyen kardeşlerim Nevin ve Metin götürdüler bizi karasevdalarımın yanına. İlk kez ATATÜRK BABAMIN mezar odasının kapısına sarıldım. PAŞAMI benden ayıran zincirleri aşıp, mezar taşına sarılmama da ses çıkaran olmadı. Müzede bulunan heykellerini de zar zor kucakladım. Öyle yüksek yapmışlar ki sanki ben erişmeyeyim diye.
GÜLSÜN Hanımefendinin facebook arkadaşlarından bana da arkadaşlık gönderenler oldu sağolsunlar. Onların içinden bile; “ÖZDEN HANIM kim?” diyenler çıktı yaaaa.
Şimdiiiii, bu durumdaaaa:
Kaçınız çocukluğunuzu canım PAŞAMI görme hayâliyle geçirdiniz?
Kaçınız henüz 8-9 yaşlarında bir çocukken o zamanlar tek kanallı olan siyah, beyaz televizyonda anılarını anlatırken beyaz cama yapışacakmış gibi yaklaşıp, huşû içinde onu dinlediniz?
Kaçınız Bülent Ecevit bana göre hiç hoş olmayan bir şekilde onun yerine CHP genel başkanı olduğunda küçücük yaşınızda sinirden deliye döndünüz?
Resim sanatını çok severmiş. Mutlaka resim yapanlarınız yada sergilere gidenleriniz vardır. Resim sanatı deyince ressamlarla birlikte hemen canım PAŞAM düşer aklıma. Ya sizlerin?…
Violonsel çalarmış. Bu güzel müzik âletinin sesini duyduğunuzda PAŞAMI düşündüğünüz olur mu hiç? Ben daima O’nu düşünürümde violonsel sesi duyunca bir kez daha düşünürüm.
Kaçınızın rahatsızlandığında O’na birşey olacak diye ödünüz koptu?
Kaçınız aramızdan ayrıldığında benim kadar yaslara büründünüz?
Bu durumda demek ki neymiiişşş? Benim canımdan çok sevdiğim, biricik PAŞAMMMMMIIIIIŞŞŞŞŞ! Bunun da aksini iddia eden olursa elimden çekeceği vaaarrrrr!
Yazıma bir manzumemle son veriyorum ve bu konuda bundan sonra tek bir söz bile istemiyoruuummmm!

KULÛBECİK

Minik bir kulûbecik isterdim,
Anıtkabirin bahçesinde.
Canımdan çok sevdiğim
O iki aziz “ADAMA”
Olabilmek için,
Ömrümün sonuna dek
En yakın mesâfede.

Fatma Işık Kaya (Fadime)
31-Ağustos-2015-Pazartesi

Bu yazımı yazdıktan tam 8,5 ay sonra, tarifsiz bir mutluluk yaşadım. 11-Mayıs 2016-Çarşamba günü Şişli belediyesine mesaj yazdım. Ertesi gün doğum günümdü ve biricik PAŞAMIN diğer torunu, çok sevdiğim Sayın HAYRİ İNÖNÜ BAŞKANIMLA mutlaka tanışmak istediğimi bildirdim bildirmesine ama ümidim yoktu. Ne kadar yoğun olduğunu biliyordum. O yoğunluğun içinde bana vakit ayıramayacağını düşünüyordum. Doğum günümde hiç susmayan telefonumda BAŞKANIMIN sekreteri Sema Hanımefendinin sesini duyunca… Artık düşünün benim hâlimi!… BAŞKANIMIN o sımsıcak, sevecen sesini duyunca ise hiç sormayın!… Bütün aileye karasevdalıyım da, BAŞKANIMIN ilgisi, cana yakınlığı, sevecenliği kolay kolay rastlanmayacak türdendi. Bana gösterdiği ilgiye minnettarım.
Keşke PAŞAM hayattayken de bu imkânlar olabilseydi.Kızı ve torunları beni heyecandan heyecana sürüklüyor. PAŞAMLA tanışabilseydim, bana neler olurdu bilemiyorum.

30-Haziran-2016-Perşembe

İlgili Terimler :

YORUMLAR