Karabağ`ın Kanayan Yarası: Hocalı yahut Özür Dilemek Şart

24.11.2020 10:20

671 Kişi Okumuş

1 Yorum

Karabağ`ın Kanayan Yarası: Hocalı yahut Özür Dilemek Şart

Gumru Şehriyar

Azerbaycan Milli Bilimler Aakademisi Folklor Enstitüsü

Azerbaycan Gazeteciler Birliyi üyesi

 

Hocalı, 26 Şubat 1992`den bu güne kadar Ermenistan tarafından işgal edilmiştir. Aslında işgal sözü olanların yanında hafif kalır. Hocalı, Ermeniler tarafından katledilmirtir dersek daha doğru olur.

İlçede 1 şehir, 1 yerleşim (Askeran), 50 köy vardı. Hocalı bölgesi, en eski mimari ve ilk kültürel anıtlar bakımından zengindir. Mimari anıtlar arasında mezar (XIV. yüzyıl), dairesel mezar (1356-1357), Geç Tunç ve Erken Demir Çağı nekropolü, höyük bozkırları vb. vardı. XIX. yüzyılda keşfedilen ve taş kutular ve höyüklerden oluşan Hocalı Mezarlığı, Geç Bronz ve Erken Demir Çağlarına (M.Ö. VIII-VII. yüzyıllar) ait arkeolojik bir anıttır. Orada çeşitli çanak çömlek türleri, silahlar (kılıçlar, hançerler, mızraklar ve oklar, baltalar), altın, bronz, akik, cam, macun vb. yapılmış süs eşyaları, bronz işçilik aletleri bulunmuştur. Koç ve Eyer şeklinde birçok mezar taşı, kutsal mabetler, Seyid Celal`in ocağı, Cihan ninenin ocağı vb. vardı. Gargar nehrinin sağ ve sol kıyılarında Hocalı kenti ile Askeran yerleşimi arasında XVIII. yüzyıla ait Askeran kulesi bulunurdu. Bölgenin Kosalar köyü topraklarında tarihi bir anıt olan Muhammed Ağa Odası, Darılı Piri, Elem ağacı türbeleri ve taş mezarlar bulunmaktadır. Bölgenin Meşeli köyü topraklarında – Meydan yaylasında Seyyid mezarı (Ermeniler tarafından yıkıldı), Yedi kilise (Alban kilisesi) isimli kutsal türbeler vardı. Arkeolojik kazılarda çeşitli taş türleri, bronzlar, kemik süsleri, kilden yapılmış ev eşyaları vb. bulunmuştu. Bulunan boncuklardan biri Asur kralı Adadnerari`nin (M.Ö. 807-788) adını taşıyor.

Taş kutu nekropolü – Tunç dönemi (Hocalı şehri, Askeran dağı), Necropolis – İlk Tunç ve Orta Tunç Çağı (Hankendi`nin güneyi), Hocalı höyükleri – İlk Tunç ve Demir Çağı (Hocalı bölgesi), Küp mezar nekropolü – Erken Orta Çağ (Hankendi topraklarında), Kurgan – Demir Çağı (Hankendi yakınında), Hankendi höyükleri – Tunç Çağı (Hankendi`nin kuzeyi), Haçinçay nekropolü – İlk Tunç ve Orta Tunç Çağı (Seyidşen köyünün kuzey-doğusu), Küp mezar nekropolü – Tunç dönemi (Armudlu köyünden İlis köyüne 2 km), Kurgan – Tunç dönemi (Armudlu köyüne 15 km mesafede, İlis nehri kıyısında), Taş kutu nekropolü – Demir Çağı (Armudlu köyü, mezarlık yakınında), Eski mezarlık – Tunç dönemi (çömlekçi köyü), Taş kutu nekropolü – Demir Çağı (Saruşen köyü), Yuvarlak tapınak – 1356-1357 (Hocalı şehri), Mezar – XV. yüzyıl (Hocalı şehri), 6 tane farklı dönemlere ait Alban tapınağı, Kule – X yüzyıl, Kırk kule – Orta Çağ, Tapınak kompleksi – VII. yüzyıl, Askeran kulesi – XVIII. Yüzyıl, Aslan Kulesi – IX. yüzyıl vb.

Şubat 1992`de, Ermeni ve Rus orduları Hocalı halkını acımasızca katlettiklerinde, soykırımın en iğrenç aşamasını, insanlık için eşsiz olan bu anıtlar koleksiyonunu yok etmek için askeri teçhizat kullanmaları talihsiz bir durumdur. Hocalı`da bulunan insanlığın en eski kültürel anıtları maalesef ki, Ermeni işgali sonucu yıkılmışrtır.

Hocalı, Ekim 1991`den abluka altında idi. 30 Ekim`de araba ile gidiş-geliş kesilmişti ve geriye kalan tek araç bir helikopterdi. Son helikopter 28 Ocak 1992`de Hocalı`ya ulaştı. Şuşa kenti üzerinde sivil bir helikopterin düşürülmesi ve 40 kişinin ölümüyle bu bağlantı da kesildi. Şehir, 2 Ocak`tan elektriksiz kaldı, ancak halkın kahramanlığı ve savunucuların cesareti sayesinde yaşadı ve savunuldu. Hocalı`da katliyam saldırı hazırlıkları 25 Şubat akşamı 366. Alayın askeri teçhizatının savaş pozisyonlarına erişimi ile başladı.

Rusya`nın Memorial İnsan Hakları Merkezi`ne göre, dört gün içinde Ağdam`a Hocalı`da öldürülen 200 Azerbaycanlının cenazeleri getirildi ve onlarca cesedin hakarete uğradığı tespit edildi. Ağdam`da 181 ceset (13 çocuk, 130 erkek ve 51 kadın) Adli Tıp muayenesinden geçti. İncelemede 151 kişinin kurşun, 20 kişinin şarapnel yarası sonucu, 10 kişinin de künt aletlerle öldürüldüğü belirlendi. İnsan hakları merkezi, bir kişinin hayattayken kafa derisinin soyulduğu gerçeğini de kaydetti. O günlerde Azerbaycan güçleri Hocalı sakinlerine ulaşamıyordu, cenazeler bile çıkarılamıyordu. Ermeniler ise ormanda saklanan kişileri yakalayıp işkence ediyorlardı. 28 Şubat`ta bir grup yerel gazeteci, iki helikopterle Azerbaycanlıların öldürüldüğü yere ulaşabildi. Oradaki manzara herkesi korkuttu – ova cesetlerle doluydu. İkinci helikopterin hava korumasına rağmen Ermenilerden ağır ateşi altında sadece 4 ceset alınabildi.

1 Mart`ta yerli ve yabancı gazetecilerin katılımıyla olay yerinde daha da kötü bir durum gözlendi. Cesetlerin kafa derisi, kulak ve diğer organların kesilmesi, gözlerin çıkarılması, uzuvların kesilmesi, çok sayıda bıçak ve kurşun yarası, ağır makinalarla ezilme, yanıklar bulundu.

Bu katliam sonucunda 613 kişi öldü. Bunlardan 63 çocuk, 106 kadın, 70 yaşlı öldürüldü. 8 aile ise tamamen yok edildi. 25 çocuk her iki ebeveynini de kaybetti. 130 çocuk ebeveynlerinden birini kaybetti. 487 kişi yaralandı. 1275 kişi esir alındı, onlardan 76`sı çocuk. 150 kişi kayıp. 1 şehir, 1 yerleşim yeri, 8 köy, 2495 konut, 31 sanayi tesisi, 15 tarım tesisi, 20 eğitim, 14 sağlık tesisi, 56 kültür, 5 iletişim tesisi vb. yerlebir edildi.

Bu rakamlar, 1988 yılında başlayan Ermenistan`ın Azerbaycan`a karşı yaptığı çatışmanın en korkunç ve kanlı trajedisini yansıtıyor.

Ermeni saldırganlara karşı özverili bir şekilde savaşan Hocalı bölgesinin 10 sakini – Alif Latif oğlu Hacıyev (ölümünden sonra), Tofig Mirsiyab oğlu Hüseynov (ölümünden sonra), Alasger Hanlar oğlu Novruzov (ölümünden sonra), Füzuli Salah oğlu Rüstemov (ölümünden sonra), Araz Bahadur oğlu Selimov (ölümünden sonra), Tebil Gasım oğlu Hesenov (ölümünden sonra), İngilab Alekber oğlu İsmayilov (ölümünden sonra), Şakir Şamil oglu Salahov (ölümünden sonra), Natig İlyas oğlu Ehmedov (ölümünden sonra), Mövsum Şahin oğlu Mammadov, Azerbaycan Cumhuriyeti`nin en yüksek onursal ünvanı – Milli Kahraman ünvanı ile ödüllendirilmiştir.

366. Alayın Hocalı soykırımındaki rolü özellikle belirtilmelidir. Bu alay defalarca Azerbaycan`ın Şuşa ve Hocalı köylerinin bombardımanına katıldı. Alaydan kaçan askerlerin açıklamaları bu gerçekleri kanıtlamakta ve askeri birlik personelinin ahlaki durumu ve tutumu hakkında fikir vermektedir.

Ermeni silahlı grupları ve Azerbaycan yerleşimlerinin bombardımanına katılan 366. Motorlu Tüfek Alayı personeli Hocalı vandalizminin başlıca failleridir. Ermenilerin ve yardımcılarının Hocalı soykırımındaki eylemleri, insan haklarının ağır ihlali, uluslararası hukuki işlemlerin – Cenevre Sözleşmesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi, Acil Durumlarda ve Askeri Çatışmalarda Kadın ve Çocukların Korunmasına İlişkin Bildirge vb. küstahça gözardı edilmektedir.

28 yıllık bir işgalin sonrasında Ermenistan`ın zorla tehcir ve savaş suçları nedeniyle Azerbaycan`a verdiği ekonomik ve sosyal zarar sayısızdır. Ermenilerin katliamları, uluslararası soykırım ve savaş suçları hukukunun belirlediği tüm kriterleri karşılıyor.

Burada bir hususu önemle belirtmek isterdim. 1948`de Birleşmiş Milletler, Alman liderliğinin II. Dünya Savaşı sırasında milli ve dini nefret gerekçesiyle Yahudilere karşı işlediği soykırımla bağlantılı olarak Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme`yi kabul etti. Bunun en ünlü örneği, Alman devleti ile İsrail arasındaki 1952`de Yahudi soykırımı için ülkesine geri gönderilme ödemesidir. Yasa, 6 milyon Yahudinin ölümünden Alman hükümetini sorumlu buldu ve Berlin, İsrail`e milyarlarca dolar tazminat ödedi. Alman hükümeti, toplu ve aylık ödemeler yaparak Holokost faciasının tüm sorumluluğunu bir devlet olarak üstlendi. Ülkenin liderleri her yıl Holokost kurbanlarını anıyor ve Yahudi halkından ÖZÜR DİLİYOR.

Burada bir hikaye daha anlatmak istiyorum. 1 Temmuz 2002 gecesi Almanya göklerinde, Überlingen ve Constance Gölü yakınlarında, Başkurt Havayolları`nın Tu-154M yolcu uçağı (BTC 2937 Moskova-Barselona uçuşu) ve DHL`in Boeing 757-200PF kargo uçağı (DHX 611 Muharrac-Bergamo-Brüksel uçuşu) İsviçreli bir memurun ihmali sonucunda çarpıştı. Boeing 757-200PF`de (her iki pilot) 2 ve Tu-154M`de 69 olmak üzere her iki uçakta bulunan 71 kişinin tamamı öldü.

Tu-154M gemisinde 9 mürettebat üyesi ve 60 yolcu vardı. Bu 60 yolcunun 52`si İspanya`ya tatile uçan çocukdu. Çoğu için bu gezi, cumhuriyet bütçesi pahasına UNESCO Başkurdistan Komitesi tarafından UNESCO uzmanlık okulunun en iyi öğrencileri ve çeşitli Olimpiyatların kazananları için bir teşvik olarak düzenlenmişti.

Bir gün önce bu grup uçuşlarını kaçırdı. Geziye dahil olan seyahat acentelerinin talebi üzerine havayolu Başkurt Havayolları (BAL) acilen ek bir uçuş düzenledi. Diğer geç yolculara da binmeleri teklif edildi ve uçuş için toplam 8 bilet satıldı. Bu biletlerin üç tanesini Vitaly Kaloevin ailesi en son anda aldı.

İki kişinin tüm ailesi bu kazada ölmüştü. Onlardan biri rus asıllı, diğeri ise osetin asıllı Vitaly Konstantinovich Kaloev idi. Tüm ailelerini kayb ettikleri için onların her ikisine 2.500.000 € teklif edildi. Rus kökenli mağdur parayı almasına rağmen Vitaly Kaloev parayı reddetmiş, onun karşılığında ailesinin ölümünde suçlu olan İsviçre şirketinin ondan özür dilemesini istemiştir.

İki sene boyunca mecbur etmesine rağmen onlardan özür işitmeyen V. Kaloev hava taşımacılığı memuru Peter Nielsen`in evine gitmiş, ondan ailesi için özür dilemesini istemişti. Peter Nielsen onu iterek yere yıkmış, V.Kaloyevin ailesinin elinde tuttuğu resmi çamura düşmüştür. O, ayağa kalkıp Peter Nielsen`i 12 bıçak darbesiyle ailesinin gözü karşısında öldürmüştür. Adalete teslim olan V. Kaloev`e 8 yıl hapis cezası kesilmiştir. Örnek davranışlarından dolayı o, 2007 yılında serbest bırakıldı ve vatanına döndü. 2008-2016 yılları arasında Kuzey Osetya-Alania Cumhuriyeti`nde İnşaat ve Mimarlık Bakan Yardımcısı olarak görev yaptı. Altmış yaşında gönüllü olarak emekli oldu. V. Kaloyev`e Osetya`nın Zaferi Madalyası verildi.

Bu olayda en önemli olan şey ailesini katle yetiren birinden ÖZÜR İŞİTMEKTİ. O, ailesinin tümünü kaybeden şahsın yüreyine melhem olacaktı. Gazetecinin “P. Nielsen sizden özür dilerse ne olurdu?” sorusuna V. Kaloyev, “ONUN ÖZRÜ ÇOCUKLARIMI GERİ VEREMEZ, tabii ben bunu anlıyorum, AMA YÜREĞİMDEKİ ADALET YERİNİ BULURDU” dedi.

İster Holokost olaylarında isterse de V. Kaloyev`in hikayesinde en önemli olan şey özürdü. Karabağ`da Ermenilerin işgal ve cinayet tazminatına dair bol miktarda kanıt var. Ermenistan, eski cumhurbaşkanları Robert Koçaryan ve Serj Sarkisyan da dahil olmak üzere, Karabağ savaşında işlenen en büyük katliam olan Hocalı soykırımı için ÖZÜR DİLEMELİ.

Ermenistan her sene Şubat`ın 26`da Azerbaycan halkından resmi olarak ÖZÜR DİLEMELİ. Tabii ki, onların ÖZRÜ ÇOCUKLARIMIZI GERİ VEREMEZ, AMA YÜREĞİMİZDEKİ ADALET duygusu az da olsa YERİNİ BULMUŞ OLUR.

Bu katliamın faillerinin Adalet karşısında yargılanması, ölen ve yaralıların ailelerine tazminat verilmesi ve suçun sorumluluğunun itiraf edilmesi Ermenilerden talep edilmelidir. Devlet politikası terör ve saldırı olan Ermenistan, bu suçlar için uluslararası hukuka cevap vermelidir.

İlgili Terimler :

YORUMLAR