Kars’ı Yaşamak… (Memleket özleminden)

14.02.2018 20:10

2.081 Kişi Okumuş

0 Yorum

Kars’ı Yaşamak… (Memleket özleminden)

Sevgili Özbek

Yaylası taşlıdır ova çiçekli
Meseller diyarı pınar içekli
Tandır başı sohbet ballar göçekli
Yâdımı kor alır Kars’ı yaşarken

25 yıl sonra çocukluğumun meselli kentini yeniden yaşamak. Ah neydi o günler… !
Neydi o tandırbaşı sohbetleri, neydi o türkülü deyişlerin masalsı hayelleri.. !
Kışları karlar içerisinde kartopu oynayarak geçirdiğim ve üşüdüğümde sobanın yanı başında kömür ya da tezek sıcağıyla ısındığım kent. Akşamları gün batımıyla ekmek piştikten sonra, tandır başı sıcaklığında masallar anlatıp seviştiğimiz kent. Baharla beraber, çöllerde yemlik, evelik toplayıp doğallığını doya doya sindirdiğimiz kent, seni yeniden yaşamak ne kadar güzel !

Çok uzaklarda, Anadolu’mun Kuzeydoğusunda, Kafkaslar ezgisinden, yemyeşil ve bin bir çiçekli ovaların eteklerine kurulu Kars şehrim. Bir çok kültürü ve farklı bir yapıyı bağrına mavzer, gözlerine siper etmektedir. Beni hasretlere boğan bu güzel kent, en çok özlediğimdir. Kar beyazı gözlerinden , Anadolu’yu seyrediyorken ; serhat kışlasında komşu diyarlara da mukayyet oluyor.

Orta Asya’nın açılan kapısı konumundaki biberli kentim, şimdilerde talebeler diyarı pehlivan olmuş. Anadolu’nun dört bir yanından Kafkas Üniversitesine okumak için, gelen gençleri yürek dergâhına konuk ediyor. Gelecekte, Serhat bakışlarından nice bilim adamları yetiştirecek kim bilir ? Havalimanı ulaşımıyla bahar hasretlerini sunuyor kavuşmalara. Mavi semâda yıldızları sayarken, özlemler gideriyor ana balalar. Kara ve demiryolu ağlarının efendisi olarak da, krallığını sürdürmeye devam ediyor.

Güneş erken doğar saçar kızılı
Dağlara hükmeder kuzu ezeli
Kafkaslar anası kızlar güzeli
Cemale ay düşer Kars’ı yaşarken

Kuzeyinde; Susuz, Arpaçay ve Akyaka’yla, doğusunda; Ermenistan’la, güneyinde; Digor ve Kağızman’la, batısında ise, Selim ve Erzurum sınırlarıyla çevrili bu şirin kentimin, herkese sunacak kadar şekerli demli çayı var. Kalbinin misafir kapakçıklarında serin iklimlere sahip olsa da, hemen hemen her gün ufuklarında güneşi pırıl pırıl gönderir. Dört mevsimi cömertçe sunar ve misafirperver insanlarıyla, bu mevsimleri daha bir sıcak, daha bir renkli kılar.

Kars kalesi, şehrin genel görünüşü içerisindedir. 220 burçtan meydana gelen Kars kalesi,doğu batı istikametinde yaklaşık 90 metredir. 40 yıllık Rus işgalinde tahribatlara uğramış, orijinal özelliğini ve kullanımını yitirmiş olmasına rağmen hâlâ görkemlidir. Rus işgalinde iken, binalar ve giriş cephelerindeki sütunlar, kabartma taşlarıyla süslenmiştir. Bu tarihi Rus yapısı binaların bir kısmı tescil edilerek koruma altına alınmış, bir kısmı ise, kişisel mülkiyete bırakılmıştır. Çoğrafi yapı ve iklimin şekillendirmesi ile oluşan doğal değerler ve insan eliyle yapılan tarihi yapıların sayesinde, burada zengin bir turizm potansiyeli mevcuttur.
Kuş gözlemlemek, çiçek seyiri, Sarıkamış’ta kayak, Ani harabeleri bir başka güzellik katar. Kümbet camii ve Modern Kars müzesi günümüzde arkeolojik, etnografik ve taş eserlerin sergilendiği önemli müzeler arasında yer alırken ; Kars’ı bunlarla yaşamak bir başka duygudur.

Gün batımı erken gidene bakar
Doğacak güneşi sineye takar
Geçmişi saklayıp atiye bakar
Hasretim od alır Kars’ı yaşarken

Hayvancılık ise başlıca geçim kaynağıdır. Yaylaların yüksek oluşu, küçük ve büyük baş hayvanların yetiştirilmesine olanak sağlar. Sütü kaymaklı dondurma gibidir.. Sarıyağı tane tane bezelye gibi, peyniri apak, hele çeçil peyniri , kahvaltıların padişahıdır. Besinlerin damaklarda kalan doğal tadı, hiç bir yerde bulunmaz. Kars kaşarı Anadolu’nun her yerinde aranır, hatta yarışmalarda Kars kaşarı ödül almıştır. Kars balı, organik bir ürün olup yaylalarında doğal olarak üretilir, yedikçe yiyesi gelir insanın. Çok sayıda polen ve nektar kaynağı çiçeklerden, Kafkas türü arılar, gün boyu çalışarak üretiyorlar.

El sanatlarında halıcılık, kilim ve keçe dokumacılğı ise bir başka zenginliğidir Serhat’ın. Kirman ipinden geometrik ve bitkili desenler kullanılır, halıların kenar işlemeleri yöredeki çok kültürlülükten etkilenerek değişik motiflere sahiplenerek işlenir. Gelinlik kızlar mendiller işler, çoraplar örerler rengarenk. Bir yolunu bulup yollanır gizliden aşk pehlivanlarına. Bu gizlilik daha bir sevdalı kılar, daha bir sıcak gürül gürüldür akan kanları; yürekleri nehirler gibi coşar, fırtınalar eser gözbebekelerinde.

Çeçil peyniridir zülüfler teli
Sarıyağ aylası analar gülü
Petektir yaylası balların seli
Halısı tozlanır Kars’ı yaşarken

Çeşitli etnik grup ve mezhepleri de barındıran karlar diyarı, zengin folkloru ve ağız özellikleriyle de bir başka gizemlidir. Türkler, Kürtler, Azeriler, Terekemeler, Yerliler, Türkmenler, Tatlar ve Çerkezler, sarayının en güzide cariyeleridir. Malakan Ruslar ve Almanları da barındırır. Şiiler ve Sünniler de cariyeler kervanında ikâmet etmektedirler. Kültürel yönden köklü temellere dayanır Kars. Hatta, M.Ö. 9000 yıllarından günümüze kadar bir çok uygarlıklar hüküm sürmüştür. Mozaik kültürlü olan şirin kentim, gelenek, görenek, halk hikayeceliği ile maniler, türküler ve dengbejler gibi çoğunluğa sahiptir. Ayrıca orijinal kIyafetleri de gelenek ve göreneklere göre giyilir. Halk oyunları, davul zurna, saz, balaban, tar, tulum, mey, tütek, garmon, akordeon gibi çalgılar eşliğinde oynanır. Akordeonla Kafkası oynanırken, davul zurna eşliğinde halaylar çekilir.Yüzün üzerinden çeşitli oyunları var. Folklorik oyunlara uygun kıyafetleriyle de bir başka kem vuruyor gönüllere.

Aşıklar geleneği ise çok eskilere dayanır. Saz ve kopuz eşliğinde deyişler, atışmalar çok sayıda aşıklar doğurmuştur. M. Çobanoğlu, Şeref Taşlıova, Dengbejler geleneği ise ayrı bir tat katar sevdalı söyleşilerin kâhküllerine. Yanık sesleriyle dengbej kadınları, herhangi bir çalgıya ihtiyaç duymadan hüzünlü ve efkârlı, geçmişte yaşanmış olayları, özellikle de birbirine kavuşamayan aşıkları, sevdalıları anlatırlar. Kına gecelerinde, halay çekerken iki kişi bu manilerden söyler, diğer sırada gelenler tekrarlarlar ve böylece halay tüm güzelliği ve sıcaklığıyla devam eder. Bunlar, Kars’ı yaşarken hâlâ devam etmektedir.

Azerisi Kürdü şanında Türkü
Kültürlü toprağı suyunun arkı
Humuslu makamı dillerde şarkı
Verimi al vurur Kars’ı yaşarken

Bütün bu güzellikleri sinesinde barındıran Kars’ımda, dağların başından yaylalar çırılçıplak yıkanır akarsu vadileriyle. Rüzgâr, nazlı nazlı salınır kurularken dalgalı düzlükleri. Allahüekber dağlarına inat, şahlanan atlar gibi Kısırdağı, Aladağı ardına koşar sanki. Aşağıdağ’ın gölgelerini çevirir yeşil vadilere. Gecelerin koynunda sevişmek için sevgililere el eder. Kamerin göz kırpmasıyla Kars çayı, şehrin güney batısından geçer. Akşamları yakamoz izlemek insanı daha bir mutlu kılar Kars kentimde. Çocukken yakamoz bilmezdik ama, ayın ışığını izlerdik türkülü akışında. Kulaklarda çok zaman sonra bile hatırlanacak ezgiler bırakan Kars çayı, bazen deli deli akardı, özellikle yağmurdan sonra. Bir damarına basılsa gene deli deli coşar.

Bozkırlarla, plato ve dağ çayırları ise, bedenleri şet gibi sarar. Toprağı bereketli ve katışıksızdır. Doğal yetiştirdiği 1250 çeşitli bitkinin 100 den fazlasını, dünyanın hiç bir yerinde yetişmeyen nadir bitkileri yürek heybesinde saklıyor. Bu bitkilerin bir çoğu Kars adını alır. “Karsianus, karsiana, karsianum, karsensis” gibi. Kars şehrimde Bahar, kardelenlerle ve düğün çiçekleriyle gelir. Topuz dikeni, evelik , aş otu, kuş yemi, yemlik gibi ve adlarını burada sayamadığım çok çeşitli faydalı bitkiler, göz sofrasından damak sofrasına bir başka zevk katar. Bu bitkiler doğal, hiç bir sulama, gübreleme işlemine gerek kalmadan yetişir.

Baharın ilk çiyi kalkar kalkmaz gelin kız şehirden uzakta, bu bitkileri toplamak için çöllere giderdik Bu doğal bitkileri, türküler eşliğinde, deye güle toplar, yediklerimizi yerdik kalanları kışlık erzak olarak güneş altında kurutup saklardık. Bunların yanında saman efkârı, buğday, şeker pancarı, yulaf, rüzgârın serin bıyıkları altında bir başka güzellikler katar karlar diyarıma. Kış ayları uzun sürdüğünden, yılda bir kere ürün alınır ancak..Suyu tertemiz ve soğuktur, kana kana içilir.

Bağrından atılan bendeniz hüzün
Yirmi beş yılının seferi tüzün
Ne etsem varamam vuslata güzün
Rengim küle döner Kars’ı yaşarken

Hamur işi yemekleri ise başka ünlüdür. Hangel, başlıca yöresel yemeğidir. Anacan, kurutla pişirirdi hangeli. Ne çok özleniyor şimdi uzak diyarlarda. Tandırda kaz çekmesi, pilavlı kaz, hörre (un çorbası) ayran aşı. Lavaş, arasına patates ve soğan sarıp yemek ise bir başka güzeldir, bir başka ömür lezzet verir insana.

Nice özlemişim kurut aşını
Anamın elinden kavut taşını
Lavaşın dürmeği kartol kaşını
Damağım közlenir Kars’ı yaşarken

Belkide biberli kentimin Serhat tv. Bu gelenekleri zaman zaman en iyi sergileyen televizyondur. Serhat fm, pop protest ağırlıklı müzik türlerini sunuyorken yöresel türküleri ve ezgileri de dinletir.

Kars’ı yaşamak yazılarda bile olsa, hasret meltemlerinin bu taraflara doğru esmesinden, kelebek hafifliğinde mutlu oluyorum

Sevgili’yim lakin seni sevmişim
Seninle büyümüş tahta varmışım
Uzakta da olsam huyun sarmışım
Bedenim paylandı seni yaşarken

19 Haziran 2008

İlgili Terimler :

YORUMLAR