Suriye’deki yeni dönemeç

23.06.2017 14:01

411 Kişi Okumuş

0 Yorum

Suriye’deki yeni dönemeç

Ceyda Karan

 

ABD’nin Irak işgali ile Ortadoğu’da başlattığı savaş 2003’te ‘tamtamlar’ eşliğinde gelmişti. Rejim değişikliği kotarılsa da arzulanan tasarım zaman gerektirdi. Bugün Obama’lı ‘vekâlet savaşı döneminin’ ardından, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin tartışmalı bölgeleri de katarak 25 Eylül’e sabitlediği bağımsızlık referandumu ufukta. Irak’ta resmi bölünme kapıda. Umulan bunun ‘çatışmasız olabilmesi’. Peki bu mümkün mü? Hele de Washington’ın bölge tasarımlarının, sınırın ötesindeki Suriye’de artık ‘tamtam çalınmasına’ gerek bile duyulmayan bir işgali getirdiği düşünülürse? Doğrusu gerçekleşirse şaşırmak icap eder.

***

Washington, Irak’ı uluslararası hukuku alenen ihlal ederek işgal etmişti. Bunun için kitle imha silahları yalanı uydurulmuş, ortaya çıkınca da meşhur ‘demokrasi inşasına’ çark edilmişti.
Bu kez topyekun işgal yerine iş tersine çevrilip önce ‘demokrasi inşası’, başarısız olunca ‘kimyasal saldırı’ yalanları kullanıldı. Suriye’de 2011’de sahaya sokulan İhvan’dan El Kaide’ye uzanan vekil güçlere, 2014’te IŞİD markasının eklenmesi eşliğinde yürütülen ‘kirli savaş’ kafi gelmedi. Irak’taki gibi rejim değişikliği olmadı, ama ‘açık kaos’ yaratıldı. O zaman vekiller değiştirildi.

***

Bugün Suriye ve Irak’ta son iki seneye ‘IŞİD markasıyla’ damgasını vuran savaşın sonunun görünmesiyle yeni bir dönemece giriliyor. Bu dönemeçte Suriye’de de tıpkı Irak savaşındaki türden sonuçlar tasavvur edenler eksik değil. Lakin bu pek doğru bir okuma gibi durmuyor. Zira ne koşullar 2003’teki gibi, ne de aktörlerin gücü ve pozisyonları. Suriye çatışmasına müdahil olan bölgenin vekil güçleri Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ile Irak işgaliyle Pandora’nın Kutusu’ndan çıkarılmış İran’ın farklılaşan çıkarlarının kesişip çatışması, kimi aktörler için yeni fırsatlar yaratıyor gibi görünse bile…

***

Düz mantık ABD’nin Suriye’de bulunma sebebi, yani ‘IŞİD markası’ ortadan kalktığında çıkıp gitmesini gerektirir. Elbette düz mantık yok. Zira Washington, Suriye’nin egemenlik haklarını çatır çatır çiğneyerek uluslararası hukuku ihlal ederken, aslında ‘R2P’ diye anılan ‘koruma sorumluluğu’ gibi son derece tartışmalı bir unsuru hiç tartıştırmadan de fakto uygulamakta.
Yeni dönemeçte tasarımına daha uygun vekilleri de var. Kuzeyde Kürtler ve bazı Arap aşiretlerinden oluşan Suriye Demokratik Güçleri ile güneyde Ürdün’de hazırlanan ‘Yeni Suriye Ordusu’ (YSO). Bu iki güçle çatışmanın üçüncü dönemine hazırlanılıyor. Trump ve şahin ekibinden hareketle bunun İran’ı hedef tahtasına koyacağı bir dönem olacağı anlaşılıyor. Ama önce Suriye sahasının kuzey ve güneydoğu hattına Irak tarafıyla eşgüdüm içinde olabilecek unsurların iyice yerleşmesi icap ediyor.

***

Lakin evdeki hesaplar çarşıya uymuyor. Neden?
• Irak işgalindekinin aksine bu kez sahada Rusya var. Rusya tarihsel deneyimlerle sessiz derinden gidiyor, ABD’nin Suriye ordusunu defalarca vurarak yaptığı provokasyonlara gelmiyor. Batılılar ABD ile uçuş güvenliği anlaşmasının sürekli askıya alınmasıyla alay etmekte haklı olsalar bile satranççı Ruslardan zaten fevri hareket beklemek yanlış. Rusların bu çatışmada hep şaşırtıcı hamleyi yapan taraf olduğunu da unutmamalı.
• Daha mühimi Irak işgalinden çok farklı boyutlarda var olan İran. Tahran aslında Amerikalıların pek sevdiği ‘önleyici savaşını’ veriyor. Ve başarılar kaydediyor. Suriye ordusunun Deyr ez Zor’a yürüyüşünün önlenememesi, ABD özel kuvvetleri ile YSO’yu çölün ortasındaki El Tanaf’ta çalımlayarak kuzeyden sınıra ulaşıp Iraklılarla birleşmesi son tezahür. 600 küsur km. öteden sallanan Zülfikar füzelerinin Deyr ez Zor’daki IŞİD mevzilerini vurarak yolladığı mesajlar da öyle.

***

Bu resimde Suriye’deki planları tutmayıp kuzeyde payına düşen küçük parça ile yetinse bile denklemi etkileme potansiyelini koruyan Türkiye’nin tercihleri hayati önemde. İşin aslı bu Rusya’dan da fazla ABD ve vekillerinin tasarımları açısından geçerli. Ve tekrarlayalım, 2003 Irak’ıyla 2017 Suriye’si bir değil.

 

Cumhuriyet

İlgili Terimler :

YORUMLAR