Tavuk ve Domates Fiyatları Neden Artıyor

26.09.2018 12:01

2.606 Kişi Okumuş

0 Yorum

Tavuk ve Domates Fiyatları Neden Artıyor

Sözcü yazarı usta gazeteci Uğur Dündar bugün “Beyaz et üreticileri fırsatçılık mı yapıyor?” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Dündar yazısında “Kırmızı etteki şarbon riski nedeniyle beyaz et talebinde büyük artış oldu. Bu arada fiyatlar da jet hızıyla yükselmeye başladı. İddiaya göre; beyaz ete 9 ayda gelen yüzde 200’lük zamla, döviz kurları gerekçe gösterilerek fırsatçılık yapıldı!..” dedi.

Dündar yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Sevgili okurlarım,

Beyaz et, en ucuz hayvansal protein kaynağı olması nedeniyle toplu-mumuz için yaşamsal bir önem taşıyor.

Hatırlayacaksınız;

2006 yılında yaşadığımız kuş gribi paniği sürecinde satışlar dibe vurmuş, sektör batma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı.

Bu büyük risk üzerine, entegre üretim yapan tesisler bir araya gelerek ‘Sağlıklı Tavuk Bilgi Platformu’nu kurmuşlar ve bu kuruluşlardan çıkan ürünlerde en ufak kuş gribi riski bulanmadığını bilimsel verilerle topluma anlatmaya çalışmışlardı.

Ancak tüm çabalara karşın halktaki kuş gribi korkusu bir türlü giderilememişti.

Panik öylesine ürkütücü boyuta ulaşmıştı ki, tüketiciler bırakın tavuk eti almayı, onu görmekten bile korkup kaçar hale gelmişlerdi!..”

“İNANDIRICILIĞIMIZI RİSKE ETMEMİZİN İKİ NEDENİ VARDI”

“Çağrılar ve başvurular üzerine devreye biz girdik.” diyen Dündar yazısını şöyle sürdürdü:

“Güvenilir bilim insanlarının katkılarıyla bir araştırma yapıp, entegre tesislerden, kuş gribi virüsü taşıyan ürün çıkması ihtimalinin neredeyse sıfır olduğunu belirledik.

Böylece hazırladığımız bilgilendirici video ve kampanya ile tüketicideki korkuyu gidermeyi başardık.

Tek kuruş almaksızın, hatta cebimizden harcayarak bu sorumluluğu üstlenmemizin ve mesleki birikimimizle, inandırıcılığımızı riske etmemizin iki nedeni vardı:

Öyle ya, bir kişinin kuş gribine yakalanması, yarım asırlık mesleki saygınlığımızın bitmesi ve yaşam boyu vicdan azabı çekmemiz anlamına geliyordu.

Nedenlerin birincisi ve en önemlisi; beyaz etin en ucuz hayvansal protein kaynağı olmasıydı. Orta ve dar gelirli ailelerin çocukları zaten tahıl ağırlıklı bir beslenme alışkanlığıyla büyüyor, kırmızı etin pahalı olması nedeniyle yavrularımızın hayvansal protein gereksinimleri karşılanamıyordu. Yoksul aile çocuklarının beyaz et yiyememeleri, hayvansal proteinden tamamen mahrum kalmaları anlamına geliyordu. Bu da fiziksel ve zihinsel gelişimleri için büyük risk demekti.

İkincisi; kuş gribi kriziyle başlayacak çöküş, çoğu kırsal kesimde yaşayan ve entegre tesislere fason üretim yapan yaklaşık 2 milyon insanımızı açlığa mahkum edebilecekti.”

“SEKTÖRE EN ZOR ZAMANDA YAŞAMSAL KATKIDA BULUNAN BİR GAZETECİ OLARAK…”

Yazısında “Özetle o tehlikeli misyonu, çocuklarımız tavuk eti tüketebilsin ve 2 milyon insanımız bu sektörden ekmek yemeye devam etsin diye üstlendik”diyen Uğur Dündar ayrıca şunları kaydetti:

“Sonuçta toplum söylediklerimi¬ze inandı ve dibe vuran tavuk eti satışları adeta füze gibi yükselmeye başladı!..

Fahiş zam ve fırsatçılık iddialarına karşın Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği (BESDBİR) Başkanı Sait Koca bu söylemlerin bilgisizlikten kaynaklandığını savunarak, ‘Bizim doları bahane edip fiyatları yükselttiğimizi söylemek tamamen yanlış. Üretimi, maliyet artışlarını ve diğer faktörleri bilmeden yorum yapıyorlar. Yem fiyatlarında dolara bağlı olarak ciddi artışlar yaşandı. Yurt dışında fiyatlar artınca yerli mısırın fiyatı dahi yükseldi. Yem, tavukçuluk sektöründe maliyetin yüzde 70’ini oluşturuyor. Sadece yeme değil, karton kutulara, ürünü sardığımız ambalaja ve ürünü içine koyduğumuz strafor köpüklere bile zam geldi. Fırsatçılık yaptığımız yok. 2 ay öncesine kadar para kazanabiliyorduk ancak şu an artan maliyetleri bile tam olarak fiyatlara yansıtmadık. Evet zam yaptık ama halen sattığımız fiyatlar maliyetin altında’diyor.

Sektöre en zor zamanda yaşamsal katkıda bulunan bir gazeteci olarak demem o ki;

Türkiye zor zamanlardan geçiyor. Tavuk eti konusunda çok dikkatli olmak “fırsatçılık” iddialarının ortaya çıkmasına bile imkan vermemek gerekiyor.

Zira yukarıda anlattığım nedenlerle tavuk etinde fırsatçılık yapanların, halkın ekmeğiyle oynayanlardan hiçbir farkı bulunmuyor!..”

“ESKİDEN TÜKETİCİ 2-3 LİRAYA DOMATES ALIRKEN…”

Tavuk fiyatlarına değinen bir başka yazar da Dünya gazetesinden Ali Ekber Yıldırım’dı. Yıldırım “Domates ve tavuk etinde fiyat artışının nedenleri” başlıklı yazısında şunları kaydetti:

“Pazarın, manavın ve marketlerin yaş sebze ve meyve reyonlarının baş köşesinde hep domates olur. Salkım domates, iri domates, tarla domatesi,sera domatesi, kokteyl domates ve diğer çeşitler.

Bugünlerde bu çeşitliliği görmek mümkün değil. Her yerde domates azaldı. Sofralık tüketilen domates çeşitleri yerine salçalık domatesi daha çok görmeye başladık. Bazı tezgahlarda salçaya dönmek üzere olan domatesin kilosu 5-6 liradan satılıyor. Yaygın olarak tüketilen sofralık domates 7-8 liradan, salkım domates 9-10 liradan satılıyor. Kokteyl domatesin fiyatı ise 15 liradan başlıyor, 20 liraya kadar çıkıyor.

Eskiden tüketici 2-3 liraya domates alırken, şimdi üreticide bu fiyata satılıyor. Çünkü üretim maliyetleri sürekli artıyor. Bundan sonra üretimin en çok olduğu dönemde bile, 3 kilosu 5 liraya, 5 kilosu 10 liraya domates alacağını kimse beklemesin. Domatesin kilosu 4-5 liradan daha ucuza olmaz.”

EKİM ORTALARINA KADAR YÜKSEK FİYAT

“Bugünlerde piyasada domates azaldı ve fiyatı daha çok yükseldi. Domates fiyatının yükselmesinde üretimdeki düşüşten iklim değişikliğine kadar birçok neden var” diyen Yıldırım yazısında ayrıca şunları kaydetti:

“Domatesin en çok üretildiği merkezlerden birisi Antalya. Özellikle seralarda yetiştirilen domates çeşitlerinin başlangıç fiyatı da ağırlıklı olarak burada belirleniyor.

Fiyatları yakından izleyen dostumuz Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır’a fiyatların neden yükseldiğini sorduk.

Ali Çandır, yayla olarak tabir edilen yüksek kesimlerde üretilen domatesin de artık sonuna gelindiğini, sera üretiminin ise ekim ayı ortalarında piyasaya çıkacağını belirterek şunları anlattı:

‘Bir geçiş dönemi yaşanıyor. Bu nedenle fiyatlar yükseliyor. Ayrıca tuta zararlısı nedeniyle her yerde üretimde bir miktar düştü. Yaylalarda bile tuta zararlısı etkili oldu. İklim şartları da olumsuz geçti. Bu kadar çok olumsuzluk bir araya gelince domates azaldı, üretim arttı. Ekim ayı ortalarında sera üretimi piyasaya yaygın olarak çıkacak. O tarihe kadar büyük kentlerde tüketici domatesi 9-10 liradan alacak.’

Domates veya diğer ürünlerde fiyat artışının tek nedeni üretim dönemiyle ilgili değil, maliyetlerde yükseliyor. Üreticinin girdileri artıyor. Ürünün tüketim yerlerine taşınması için yapılan nakliye giderleri artıyor. Ürünün konulduğu paketlerin fiyatı artıyor.”

“FİYAT ARTINCA TÜKETİM ALIŞKANLIKLARI DA DEĞİŞİYOR”

“Konuştuğumuz domates üreticileri özellikle marketlerin, son satıcıların fırsatçılık yaptığını iddia ediyor” diyen Yıldırım şu ifadeleri kullandı:

“Bugünlerde piyasada çok sık görülen salçalık domates daha çok salça fabrikaları için üretiliyor. Piyasada domates azalınca üreticiden alınan salçalık domatesler pazarda satılıyor.

Salçalık domates daha çok üretici ile salça fabrikaları arasında yapılan sözleşmeye göre üretiliyor. Sözleşmeli üretime yönelik yasal düzenlemelerde boşluk olduğu için domates fiyatı düştüğünde salça fabrikaları sözleşmede belirtilen fiyattan daha ucuza almak için sözleşmeyi ihlal ediyor. Fiyat çok yükseldiğinde ise üretici sözleşme yaptığı fabrika yerine piyasaya daha yüksek fiyattan satmaya çalışıyor. Üreticiden salçalık domatesi ucuza alan fırsatçılar ise tüketiciye daha pahallıya satıyor.

Fiyat artınca tüketim alışkanlıkları da değişiyor. Tüketici bir kaç kilo domates almak yerine taneyle alıyor. Haftada bir alacağına iki üç günde bir alıyor. Bir nevi domatesi vadeli yani taksit taksit alıyor. Bunun olumlu tarafı yaş meyve ve sebzede israfın, kayıpların azalması. Az alındığı için çürümeden tüketiliyor.”

“YEM HAMMADDELERİ İSE İTHAL EDİLİYOR”

Yazısında tavuk fiyatına da değinen Ali Ekber Yıldırım tavukla ilgili şunları yazdı:

“Son dönemde fiyatı en çok artan ürünlerden birisi de tavuk eti. Tavuk etindeki fiyat artışı yılbaşından bu yana bazı ürünlerde yüzde 100’ü aştı.

Fiyat artışının temel 3 nedeni var. Birincisi yem başta olmak üzere girdi fiyatlarındaki artış. İkincisi kırmızı et yerine tavuk etine olan talebin yükselmesi. Üçüncü neden ise, marketlerin denetlenmeyen, önlenemeyen yüksek kâr hırsı.

Tavuk yetiştiriciliğinde maliyetin yaklaşık yüzde 70’ini yem oluşturuyor. Yem hammaddeleri ise ithal ediliyor. Özellikle tavuk yeminde en çok kullanılan girdilerden biri olan soyada yüzde 96 dışa bağımlı olan Türkiye, fiyat artışını kontrol edemiyor. Döviz arttıkça soyanın,yemin fiyatı artıyor.

Son yıllarda fiyatı düşürme bahanesiyle yapılan yoğun ithalata rağmen kırmızı et fiyatının beyaz ete göre yüksek olması nedeniyle tüketici beyaz ete yöneldi. Kurban Bayramı döneminde yaygın olarak görülen şarbon hastalığı nedeniyle kırmızı et tüketimi azalırken tüketici bunun yerine tavuk eti tüketmeye başladı. Yüksek talep nedeniyle fiyat yükseldi. Ayrıca birçok üründe olduğu gibi tavuk etinde de fiyatın yükselmesinde yaygın marketlerin yüksek kar marjı etkili oldu.

Özetle domateste, tavukta ve diğer birçok gıda ürününde fiyatlar artıyor. Fiyat artışının bir çok nedeni var. Dışa bağımlılık, üretim sorunları,iklim değişikliği, marketlerin yüksek kar marjı ve daha bir çok neden sayılabilir. En az sorumluluğu olan çiftçiyi suçlayarak gıda fiyatları düşürülemez.

Bu işte iki mağdur var biri üreten çiftçi, diğeri tüketici. Üreticide ucuz, tüketicide pahalı bir piyasa oluştu. Bunun değiştirilmesi gerekiyor.”

Sözcü.com.tr

İlgili Terimler :

YORUMLAR