Türkiye’nin Bölge Siyasetinden Medet Ummak

10.10.2017 19:14

163 Kişi Okumuş

0 Yorum

Türkiye’nin Bölge Siyasetinden Medet Ummak

Ragıp Kâmil İlbeyi
ilbeyi.rk@gmail.com

Türkiye’nin İran, Irak ve Rusya’ya yakınlaşmasından medet umanlar; 16 yıldır AKP’yi tanıyamamış, iç ve dış siyasetten anlamayan, uluslarası konjonktüre yabancı, gündelik yandaş medya diliyle yorum yapan, emperyalizmi ve siyonizmi tanımamış, yakın tarihe ve devletler tarihine yabancı olan insanlardır.

Bu insanlar resme bir bütünden bakmak ve yapbozun parçalarını birleştirmek yerine, ellerine aldıkları bir yapboz parçasıyla Türkiye ve Ortadoğu uzmanlığına ve askeri strateji uzmanlığına soyunmaktadır.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki rolünü, IKBY ve Türkiye arasındaki petrol, alt ve üst yapı, ticaret ve inşaat anlaşmalarını, bilmeden, Halk Bankası’ndaki kara paraların kaynağını öğrenmeden, iktidarın günü kurtaran hava gazı açıklamaları ile Ortadoğu uzmanı olunamaz.

Rusya, Fransa, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in tarih, misyon, vizyon ve emperyalist sömürge geçmişi bilinmeden varsayımlardan çıkarımlar yapmak abesle iştigaldir.

1950’li yıllardan sonra Amerikan mandası haline gelen Türkiye’de değişen sadece siyasi partilerin ismi ve piyonları olmuştur.

Son on yıl içinde TSK, NATOCU ve AVRASYACI grupların hesaplaşma yeri haline gelmiştir.

Son 1 yılda TSK, Perinçek tarafından uygulanan politikalarla AVRASYACI yol haritasi izlerken, ordu kadrosuna vurduğu darbe ile Türk Silahlı Kuvvetleri kan kaybetmeye başlamıştır.

17-25 Aralık operasyonları ile paranoya yaşayan iktidar kendi med-cezirinde bir çıkmazın içine girerken sözde FETÖ operasyonlarıyla en çok halkına zarar vermiştir.

Zira 15 Temmuz’un failleri okyanus ötesinde değil, iki sokak ötededir. Bu katliama kimler neden olduysa Pensilvaya’da Külliyecilerde adil ve tarafsızca yargılanmalıdır.

Yandaş medyanın boyalı yalanlarının sonu elbette gelecektir. Atasözüyle sabittir ki “yalancının mumu yatsıya kadar yanar”.

Türk siyasi tarihi bizlere her partinin bir “son kullanma tarihi” olduğunu çeşitli dönemlerden geçerken kimi zaman ekonomik krizlerle kimi zaman siyasi boşluk veya darbelerle acıda olsa öğretmiştir.

Türkiye’nin Rusya’dan teknolojileri olmaksızın demir yığınından farksız bir şekilde almış olduğu S-400 füzelerin ne anlamı ne de mesajı yoktur.

Zira ABD mandalarının başında gelen Suudi Arabistan dahi bugünlerde İran aleyhine yapılan haberleri yasaklamış ve Rusya ile S-400 füze sistemleri anlaşmaları yapmıştır.

Suriye savaşı, Amerikan ve Rus silah endüstrisi için çok önemli bir pazar olmuşken birçok savunma teknolojisi bölgedeki savaş nedeni ile geliştirilip eğitim ve kullanım alanları ile pekiştirilmiştir.

İsrail dünya yeryüzünde fiziki olarak küçük, siyasi olarak geniş yer tutmaktadır.

Ne ABD ne Rusya İsrail’in politikalarına ters düşecek hiç bir harekâta girişmeyecektir.

Bu devletlerin günlük değil yüzyılları etkileyen köklü planları vardır.

Öyle ki, İsrailoğulları’nın seçkinleri 5000 yıllık bir planı son 100 yıl içerinde oynamış, Arz-ı Mevd politikası kısmen başarıya uğramıştır.

Yahudilerin katı soy politikası nüfuslarının az olduğu imajını verse de Siyonist kadro sadece Tel Aviv’de değil dünya ülkelerinin neredeyse tamamında Büyük İsrail amaçları doğrultusunda çalışmaktadır.

BOP artık bozulması imkansız ve kısmen gerçekleşmek üzere başarıya ulaşmıştır.

Bunu bozabilecek olan tek kuvvet bir mucize gibi görünse de basiret sahibi özgür insanlardır.

Halklar kendilerine önder olacak kadroları içerisinden çıkarmalı ve omuz omuza mücadele etmelidir.

Türk Kurtuluş Savaşı bu bağlamda verilecek en önemli örnek olmakla birlikte Latin Amerika halklarının direnişi ve anti-emperyalist mücadeleleri örnek alınması gereken halk hareketleridir.

Yakın tarihimizi derinden etkileyen İran İslam Devrimi her ne kadar ülkemizde “mollaların devrimi” olarak anılsa da, halk ve öğrenci haraketleri ateistler tarafından dahi örnek alınması gereken bir direniştir.

Nasıl ki dünyanın pek çok ülkesi Atatürk’ten etkilenmiş ve uygarlık mücadelesi taklit ve tatbik edilmişse Humeyni’de hem Türkiye’de hemde dünyada milyonlarca insanı etkilemiştir.

Uzun lafın kısası tüm insanlık için örnek alınacak yegane hareket her hicri kameri Muharrem ayında ismi çokça anılan ve 1378 yıldır dinmeyen isyan ateşi ve düşürülemeyen “Hak, Adalet? Özgürlük” prensibine dayalı mücadele bayrağıyla Ali bin Ebu Talip oğlu Hüseyin bin Ali’dir.

Karanlıkta kalan insanlığı aydınlatmak adına bu meşaleyi yakan ve bizlere insani prensipleri öğreten, bozuk sistemlere köle olmaktan kurtaran Abdullah oğlu Muhammed’e ve onun güzide ailesine (Ehlibeyt’ine) selam olsun.

Bilgi: Bu görüşler yazara ait olup yaşam prensiplerini ve inançlarını kapsamaktadır.

İlgili Terimler :

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz