Yolun Sonu Gözüküyor…

04.09.2017 11:07

282 Kişi Okumuş

0 Yorum

Yolun Sonu Gözüküyor…

Murat Nazlı

İslama ve İslam dünyasına karşı bir alternatif üretemeyen ve kendi sonunu getiren Batı emperyalizmi uzatmaları oynuyor…

Afganistan işgali SSCB’nin çöküşünü getirdi. Afganistan’da mücahitleri keşfeden ve SSCB’ye karşı kullanan ABD-CIA ve Batı emperyalizmi ise bölgede ayrık otu olarak bittiğini düşündüğü ve ortadan kaldırmayı düşündüğü İran İslam Cumhuriyetine karşı mezhep savaşı ve bunun için de Suudi-vahabi destekli tekfirci IŞİD terör gruplarını kullanmaya başladı.

İran’ın önleyici savaş stratejisi-direniş ekonomisi projesi ve tekfirci militanlar ile yaptığı terörle mücadele sayesinde, emperyalizmin bölgedeki kuklası IŞİD terör örgütü bölgede tüm cephelerde kaybetmeye başladı. Suriye’de Halep zaferi ile başlayan direnişin gücü, Irak’ta Musul ve Telafer zaferi ile taçlanırken, Hizbullah güçleri Lübnan’daki IŞİD kalıntılarını da yeryüzünden silmeyi başardı. Suudi-Vahabi siyaseti Yemen’de umduğunu bulamazken, Türkiye ise ülkede ve bölgede yalnızlaşmaya ve uyguladığı yanlış siyasetler nedeni ile de bir çöküşe doğru gitmeye başladı.

Suudilerin ve bölgedeki Batı emperyalizminin destekçileri ve öncüleri artık istedikleri siyaseti bölgede uygulayamaz hale geldiler. Filistin direnişini ve siyasetini parçalamaya çalışan işgalci Siyonist İsrail geçmişte Lübnan’da uyguladığı bu projeyi Filistin’de uygulayacak zemin oluşturamadı ve bulamadı. Direniş karşısında zayıflayan işgalci güç İsrail artık gelecekten umutsuz ve tedirgin. Varlığını böl-parçala ve savaştır stratejisi üstüne kuran Siyonist işgalci güç artık duraklama devrini de geride bırakarak zayıflama dönemine girmiş bulunmakta.

Irak’ı parçalayan ve Mısır’ı teslim alan Siyonist İsrail rejimi kendine tehdit olarak gördüğü İran-Suriye-Yemen ve Türkiye üzerine sinsi projeler üretmeye devam ediyor. Suriye ve Irak’ta ciddi güç kaybeden IŞİD ve Lübnan-Filistin ve Yemen’de ciddi ilerleme gösteremeyen hatta son dönemlerde de gerileme sarmalı içine giren tekfirci terör ve düşünce nedeniyle işgalci İsrail bir çıkmazın içerisinde. Siyasi ve yapısal olarak zor dönem geçiren İsrail rejimi ve Siyonist yerleşimcilerde oluşan manevi çöküntü yıkılmışlık bölgenin direniş güçlerine daha büyük bir moral vermekte ve geleceğe de daha bir güvenle bakıyorlar.

Bölge siyasetinde önemli bir yere sahip olan Türkiye de bu satranç tahtasında bulunuyor ve bölgede meydana gelen tüm olaylardan etkileniyor..

Son dönemlerde AKP ile ciddi bir ekonomik gelişme ve sosyal atılım gösteren Türkiye yanlış siyaset ve mezhepçi ve bölücü dış politikası nedeniyle bölgede bir çıkmazın içine girdi. Bu çıkmazdan kurtulamayan ve içeride PKK terörü ve FETÖ-cemaat darbe girişimi nedeniyle zor günler yaşarken, dış dünyada ise özellikle komşuları ile ciddi siyasi sorunlarla karşı karşıya. PKK sorunu artık bir terör ve iç sorun olmaktan çıkarak, bölgesel ve ülke güvenliğini tehdit eden bir oluşum haline geldi….

Suriye ve Irak’ta terörle mücadele yaptığını söyleyen Türkiye uyguladığı siyaset ile hem içte halkına güven veremezken hem de dışarıda başta komşuları olmak üzere bölge devletleri ile sorun yaşamakta, müttefiki ABD ile bölge siyaseti üzerine çatışırken, AB’de en önemli devlet olan Almanya ile de ciddi siyasi sorunlar nedeniyle çatışmacı bir siyaset bataklığı içinde bulunuyor.

Bölgenin güvenliği ve halkların refahı ABD başta olmak üzere Batı emperyalizminin bölgeye uzanan kollarını kesmek ve işgalci Siyonist İsrail ile olan yakınlığı bırakmaktan geçiyor.

ABD emperyalizmi ile olan bağlar zayıflamadıkça ve işgalci Siyonist rejimle olan ilişki kopmadıkça bu bölge huzur bulmayacak ve refah yüzü de görmeyecek. Bölgeyi terör sarmalı içerisine düşüren ve tekfirci terörü IŞİD yapısını bölgeye getiren güç, Siyonizm ve Batı emperyalizmidir….

İslam devrimi sonrasında bunlarla mücadele eden İran bu gerçeği görerek bu güç odakları ile olan mücadelesini daha da geliştirdi. IŞİD terör örgütü ile gerçek manada mücadele eden tek güç ve devlet de maalesef İran’dır. Bugün Suriye, Irak, Lübnan, Filistin ve Yemen’de tekfirci terör örgütleri ile bir mücadele varsa bu mücadele İran’ın direniş güçlerine verdiği destek sayesinde yapılmaktadır.

Halep, Musul, Telafer zaferlerinden sonra şimdi de Deyr-ez Zur vb zaferler direnişi ve milli politikalar izleyen bölge devletlerini güçlendirmektedir.

Türkiye bu süreç içerisinde işgalci İsrail ile yaptığı ittifak ve gizli ilişki siyasetinden uzaklaşır ve tekfirci teröre karşı bölge devletlerine destek verirse, 1000 yılda bir oluşan bir fırsatı yani bölge dinamiklerini yakalamış olur. İran ve Türkiye ittifakı bölgede yeni bir oluşumu meydana getirirken, Arap dünyası bu oluşuma sessiz kalamaz… Mısır da bu oluşuma katılacak ve bölge işgalci İsrail’in oyun alanı olmaktan kurtulacaktır.

İşgalci Siyonist İsrail’in son oyunu ise Kürtlere bağımsızlık isteği, arzusu ve hayali altında vaad edilen bağımsız Kürt devleti oluşumudur. Bölgede başta Kürtler olmak üzere değişik istek ve hak talebinde bulunan toplumlar olacak ve olabilir-olmalıdır, fakat bu bölge halklarının ve devletlerinin bir sorunudur ve anayasal çerçeve-hukuk-insan hakları-İslam ve bölgesel siyasetin şartları içerisinde barışçıl bir şekilde hedefine varmalıdır.

Ortadoğu bölgesinde savaş-bölünme-mezhep çatışması yaratacak ve Batı emperyalizminin işine yarayacak bir siyaset uygulanmamalı ve desteklenmemelidir.

Kısaca bölgenin son geldiği durum gösteriyor ki IŞİD ve tekfirci terör için yolun sonu gözüküyor.. İran-Türkiye-Mısır’dan oluşan kazan-kazan formüllü bir bölgesel ittifak tüm sorunları çözecek veya en azından çözüm yolunda bir başlangıç olacaktır..

Bu vesile ile tüm İslam dünyasının Kurban bayramını tebrik eder Mekke-Medine ve Kudüs gibi işgal altındaki İslam beldelerinin de özgürleşmesini temenni ederim..

Deyr-ez Zur zaferi de bu temenninin başlangıcı olur inşallah…

İlgili Terimler :

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz