Neşe Doster: Kars’tan izler, izlenimler! Duygular bayatlamaz, vefa asla…
Neşe Doster
nesedoster@yahoo.com
Önsözüm ve son sözüm şu ki; Bazı kesimlerden aldığım ve alacağım hesaplı kitaplı eleştirileri hesaba katmadan! Ama aydın sorumluluğumu, hemşehri kimliğimi ve Kars’a olan gönül borcumu hesaba katarak! 11 yıl sonra gidip 5 gün kaldığım memleketimde sayılı günlere neler mi sığdırdım? Özetlemeye çalışayım.
Özellikle kadın girişimcilerin elinde ve yönetiminde olan, Kazevi sahibesi Nuran Can Özyılmaz ve Hanımeli Restoranın sahibesi Dilek Adıgüzel’in başını çektiği; Lezzetin, emeğin, yerel tatların uyumu ve buluşması mı desem? Yetinmeyip hangelden tatlıya başarıyla sundukları her yemek ödünsüz ve özenli bir emek destanıdır diyerek ilave mi etsem?
Her biri beni asla terk etmeyecek vefa dolu, ikram dolu, cömertlik dolu köy ve ev ziyaretlerinden, Ağcakale’de Şenay Deniz’in, Aküzüm’de Utar ailesinin lezzetli kuzu tandır ve kahvaltı sofralarından mı söz etsem?
Sözcüklere, kavramlara, tanımlara, tanımlamalara sığmayacak kadar duygusal içerikli anılarımın adreslerinde dolaşırken yakaladığım ayrıntıların, ya da duygusal tonu ağırlıklı olan gözlemlerimin mi altını çizsem?
Hem doğup büyüdüğüm evin, hem de rahmetli eşim Dr. Beşir Doster’in muayenehanesinin kafeye dönüştürülmesi karşısında yaşadığım duygu sellerine mi değinsem?
Onca yolu kat edip taaa Tuzluca’dan kalkıp gelen kadim dostum, okuldaşım, arkadaşım Prof. Dr. Kerem Karabulut’un ortak paydalarda buluştuğumuz doyumsuz sohbetinden ve okuduğu şiirlerden mi girsem?
Memleketimin kültürel belleğinin bekçileri, sevdalıları, aydın ve vefalı yüzleri saydığım! Geçmişi bugüne taşıyan kültür elçileri olarak gördüğüm! Müziğimize, mutfak kültürümüze sahip çıkan aşıklarımızı, yöresel danslarımızı icra eden folklor ekiplerimizi, yerel müziğimizin ve enstrümanlarımızın bekçilerini görüp, izleyip dinleyince! Rahmetli Metin Sözen hocanın Safranbolu için söylediği sözünü alıp, daha doğrusu çalıp(!) biraz da değiştirerek; “Kars’ı görmeyenin bir gözü değil iki gözü kördür!” şeklinde memleketime mi uygulasam?
Geçmişin tatlarını, annelerimizin el emeğini, göz nurunu günümüze başarıyla aktaran, kültürel ve sanatsal belleğimize sahip çıkan aydınlık yüzlerimize, mutfak bilincine sağlık ve renk katanlara, el veren, el tutan, ablalık, ağabeylik yapan, yol gösteren, rol model olan, yaptıklarıyla, ürettikleriyle yeni kuşaklara yol açan, kıymetli bir mirasa ev sahipliği yapan herkese ağız ve gönül dolusu teşekkür mü etsem?
İştah kabartan vitrinine bakarken telefonumdaki Atatürk resmini gören Boğatepe Köy Mandırası sahibinin; “Telefonunuzda Atatürk resmi var, içeri girin dükkan sizin!” Şeklindeki yürek sözleri üzerine hıçkırarak ağladığımı mı yazsam?
Sokakta sımışka satan hemşerimiz koca bir avuç çekirdeği avucuma uzattığında tek bir adet almam üzerine; “Yaman tankolaşıpsan!” diyerek tümünü vermesindeki içtenliğin ve cömertliğin memleketime has oluşuna mı şaşırmasam? ( tanko= kibar!)
Şenay Deniz tarafından organize edilen özel ve özgün gecede Hemşerimiz Aşık Bilal Ersarı’nın oturduğumuz masaya gelerek; “Elde durur bah selamı/ Karsın yazar aydın kalemi/ Karsın aydın baş kalemi/ Neşe Hocam hoşgeldiniz!” şeklindeki her dinleyişimde beni ağlatan deyişini mi hatırlasam?
Yine saz ve söz ustası hemşerimiz Ensar Şahbazoğlu’nun atışmadan geri kalmayarak; “Asla olmaz nazarımız/ Dostlar ile pazarımız/ Aydın yüzlü kalemimiz, Neşe Hocam hoşgeldiniz/ Sırrınız, adabınız var/ Gönüllerde yeriniz var/ Kalpten gelen sesiniz var/ Neşe Doster hoşgeldiniz!” şeklindeki insanın gönül tellerini sızlatan sözlerini mi alkışlasam?
Yıllardır yöresel müziğimizi yaşatan, yayan, okuduğu mahnılarla, hele de “Sarı Gelin’i” çalıp okurken ağlatan Çetin Adıgüzel’in akordeon- garmon başarısını mı dile getirsem?
İzmir’de efe! Aydın’da zeybek! Ankara’da Seymen! Erzurum’da dadaş! Kars’ta Hoşgelişler ola MUSTAFA KEMAL PAŞA diye anılan ve hayatını savaş meydanlarında harcayan Büyük Atatürk’ün evimize çok yakın olan heykelini her görüşte içimi çeke çeke ve hıçkırarak döktüğüm gözyaşlarımı mı silsem?
Yemek yediğimiz yerlerde servis yapan gençlerin çoğunun üniversite mezunu olduklarına ve iş bulamadıkları için hizmet sektöründe üç otuz paraya çalıştıklarına mı dikkat çeksem?
Kars’ın usta soba yapımcılarından olan baba- oğul Mehmet ve Evren Tam’ın dükkanlarında yediğim lavaş ve kaşar peynirinin tadı damağımda kalan lezzetini, Evren’in lezzet küpü dibek kahvesi ve demli çayda sergilediği hünerini mi anlatmaya kalksam?
Bir kuyumcu vitrinini andıran ışıltısıyla, hijyen koşullarına tam uyumuyla, kalitesiyle öne çıkan Zeki Demiral’a ait Çıtır Kuruyemişten alışveriş yaparken ikram edilen Kars sımışkasının tadını mı hatırlasam?
Kars Tatları sahibi Seyfet Karakaya tarafından ikram edilen kaşar, bal ve gravyer peynirinin doyumsuz lezzetini ve ikramdaki cömertliği mi dile getirsem?
Gazi Kars Kadın Kooperatifi’nin başkanı Müge Özyılmaz Kaya’nın kadın girişimcilerle ilgili insanın ayağını yerden kesen proje, çalışma ve hayallerini mi alkışlasam? Bilemedim. Bildiğim o ki; Bizim kuşağın ve bizim toprağın vefasına ulaşılmaz. Çünkü;
Memleket hasretinin yarattığı ortak paydalarımız var…
Sokaklarında koşup, yokuşlarında düştüğümüz, kışın ayazını, yazın tozunu yüzümüzde hissettiğimiz, içinde büyüyüp, içimizde büyüttüğümüz memleket hasretimiz var. Yine hep özlediğimiz, zaman zaman gittiğimiz, yer yer uzaktan bakıp iç geçirdiğimiz memleketimizin hepimizin özelinde ayrı bir yeri, ayrı bir tadı, ayrı bir rengi var.
Yine gerilere, anılara, olaylara dalıp gittiğimizde, bir bakışın fırtınalar yarattığı çocukluk ve gençlik yıllarımızın unutamadığımız tortuları- anıları var. Beyinlerimize ve yüreklerimize kazınan ortak paydalarımız, geleneklerimiz, törelerimiz, değerlerimiz, özel gün ve gecelerimiz var. Ayrıca hayallerimiz, umutlarımız, beklentilerimiz, gerçekleştirdiklerimiz ve içimizde asılı kalanlar var.
Saydığım ve sayamadığım pek çok nedenden ötürü bizler memleketimizi bir insanı sever gibi sever, bir sevgiliyi özler gibi özleriz. Ne zaman gitsek; cadde ve sokaklarda içimizi çeke çeke ve içimize çeke çeke dolaşırız. Toprağımızın başarılarına da, öykülerine de, acılarına da sahip çıkarız. Ve Şili’li Şair Pablo Neruda’nın; “Ben memleketime ellerim, kulaklarım ve ayaklarımla dokunmadan yaşayamam” sözünü her daim haklı çıkarırız.
Özetle doğduğumuz yerler bizim için sadece gözümüzü açtığımız yerler değil, Atatürk cumhuriyetinin aydınlık mayasıyla tanıştığımız, yoğrulduğumuz yerler olduğundan, içimize asılı kalan ve bizi asla terk etmeyen fotoğraf karelerini asla unutmayız. Gurbette de olsak bunu yaşatırız. Adı geçtiğinde de içimizin dolup dolup boşalmasını buna bağlarız. Böylece hemşerimiz Arpaçay’lı Âşık Maksut Feryadi’nin; “Gündüzün geceye, gecenin aya/ Yavrunun anaya, kuşun yuvaya/ Ağacın toprağa, toprağın suya/ İnsanın insana ihtiyacı var.”şeklindeki sözlerini haklı çıkarırız.
Hal böyle iken soralım? Bir gün haksız bir veda ile çıkıp geldiğimiz, çekip geldiğimiz, kopup geldiğimiz topraklar bizim geçmişimiz, kökümüz, kültürümüz, gençliğimiz değil midir?
Demem o ki; Kars’a gidin, görün, gezin, tadın, sokağa çıkın, bir avlunun gölgesine sığınıp tarihi dokuyu hissedin, geçmişin mimari dokusuna hayranlık duyun, kültürel izlerin peşine düşün, gözlerinizi açmaktan ve yer yer silmekten yorulmayacak ve bana hak vereceksiniz. Çünkü kültürel miras sadece geçmişin izleri değildir, geleceğin temelidir, yol göstericisidir. Ve çünkü kentlerin belleği insanın kimliği ve girişimciliğiyle örülüdür.
Özetin özeti; 11 yıl sonraki 5 günden bana kalanları özetlemeye çalıştım. Tüm hemşerilerimi yoğun duygularla selamlayarak ve sağlık dileklerimle anarak…


-
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay CHP’den istifa etti
-
Hasan Kanaatlı: Muharrem Ayı ve Hz. İmam Hüseyin’in Şehadeti
-
Fatma Sahur: Bir Sahil, Birkaç Dakika, Bir Ülkenin Gerçeği…
-
Centcom: İran limanlarına yönelik abluka kaldırıldı
-
Alman Ekonomi Bakanı Ankara’da: Gündem ekonomi ve enerji
-
Suriye’de ‘Esad protestoları’ yayılıyor, hükümetten ‘intikam’ uyarısı
YORUM BIRAK
YORUMLAR
-
Yunus Gökçe 22 Ağustos 2025 17:16Neşe hanım o böldenin duygularını geçmiş yaşamişligini –
Bize tekrardan hatırlattınız.
Ben aslen ağrıyım bir ağrı gezinizi ve o değerli görüşlerinizi
O duydu dolu kalemizle okumak isterim. -
ÜMİT ZİLELİ 19 Ağustos 2025 18:12Benden iyi birinin yazısını bana okuttun ya pes:)) şahane🤗😊🌹
-
Nehir Yılmaz 18 Ağustos 2025 20:44Çok sevgili öğretmenim.Keyifle,merakla,heyecanla okudum iletinizi.Kars benim de minnetle hasretle andığım bir güzel kent bilirim.Yeni bir kitaba gebesiniz belli.Umutla bekleriz tüm öğrencilerinizle.Sizi salt edebiyat bilincimi tetikleyip yönlendirdiğiniz için değil,derin vefa duygularınız için sevdim hep.Sağolun sağlıkla kalın.
-
GÖKSEL BASMACI 18 Ağustos 2025 20:12Merhaba Hocam, Kars’a dair bilgilendirici ve duygu yüklü bir metin olmuş. Aynı zamanda insanda Kars’a gitme isteği uyandıran bir yanı da var. Eminim sizin için her yönüyle harika bir gezi olmuştur. Paylaşımınız için teşekkür eder, saygılarımı sunarım. İyi akşamlar.
-
SEVİM KARABAĞ 18 Ağustos 2025 19:50Memleketimize duyduğunuz özlemi ve sevgiyi satırlarınızda hissetmek çok güzeldi. Sanki ben de sizinle birlikte yaşadım Kars’ın tarihi dokusunu, lezzetlerini, aşıkların atışmalarını çok teşekkürler Neşe ablacım kaleminize sağlık inş birgün hep birlikte gideriz çok arzu ediyorum 😍🙏😘💞🌺
-
Gizem TAŞ 18 Ağustos 2025 18:40[17:57, 18.08.2025] Neşe Doster: Bir memleket, bir memlekete duyulan hasret ancak bu kadar güzel anlatılabilir Neşe Hanım. Açıkçası Kars’a gitmeyi çok istedim. Altta birkaç kişi de çok güzel yorum yapmışlar. Elinize, dilinize, emeğinize ve kaleminize sağlık. En içten sevgilerimle ❤️🤍
-
Zeynep GÖDEKLİ KIYMAZ 18 Ağustos 2025 17:33Neşe’cim, rahmetli Beşir abinin ve senin Kars yazılarınızı ne zaman okusam çok duygulanıyorum. Yazın çok güzel… Sevgilerimle…
-
Cafer AKYOL 18 Ağustos 2025 17:31Değerli hemşehrim merhaba. Yazınızı bir solukta okudum beni beni yarim yüzyıl önceye Kars’taki
gençlık yıllarıma götürdü. Bu yazınızı resimlerle süsleyip önümüzdeki sayımızda yayımlayacağım. Bu yazınızda ilgili başka fotoğraflar da var ise gönderiniz. Kalemine yüreğine sağlık. Sevgilerimle👏🌸🌹🌈 -
Çetin MİTAF 18 Ağustos 2025 12:11Kıskandım yıllar sonra ziyaret edilen bir memleket değerler üzerinden ancak bu kadar tarif edilebilir
Her anlatış bir lezzet yumağına dönüşüp ağızda bir tat bıraktı
Yazarlıkta böyle bir şey olmalı
Tebrik ediyorum gerçekten
Kendinize iyi bakın -
Mehmet TAM 18 Ağustos 2025 12:10Neşe hocam. Tanyeri haberde çıkan yazınızı duygu ve tefekkürle okudum. Bizleri de anarak taltif ettiğiniz için size minnettarım. Saygılarımla. Mehmet TAM
-
Alper GÖNCÜ 18 Ağustos 2025 12:08Hocam bir KARS damadı olarak çok duygulandım. Biz de tez zamanda gideriz inşallah. Alper GÖNCÜ
-
Cahit Kılıç 18 Ağustos 2025 00:15“Saydığım ve sayamadığım pek çok nedenden ötürü bizler memleketimizi bir insanı sever gibi sever, bir sevgiliyi özler gibi özleriz. Ne zaman gitsek; cadde ve sokaklarda içimizi çeke çeke ve içimize çeke çeke dolaşırız. Toprağımızın başarılarına da, öykülerine de, acılarına da sahip çıkarız. Ve Şili’li Şair Pablo Neruda’nın; “Ben memleketime ellerim, kulaklarım ve ayaklarımla dokunmadan yaşayamam” sözünü her daim haklı çıkarırız.”
Bir Karslı olarak, bu paragraf aynı zamanda benim de duygularımı birebir yansıtıyor. Değerli Neşe Hocam, memleket sevdasıyla çarpan yüreğiniz hiç susmasın. Var olun, var oldukça değerli kaleminiz de var olsun.
Saygılarımla.
Not: Aşık Ensar, Möküzlü baba dostu, rahmetli Aşık Veysel’in oğludur. Ne yazık ki biz tanışmadık.
