Aile içi şiddet yerine aile içi muhabbet olsaymış

25.06.2018 00:01

895 Kişi Okumuş

0 Yorum

Aile içi şiddet yerine aile içi muhabbet olsaymış

Neşe Doster
nesedoster@yahoo.com

Bazı şeyleri yazmaya, anlatmaya, paylaşmaya ve dinlemeye ne kalemim, ne de yüreğim katlanabilir.

O nedenle bu yazıyı ben yazmamış, siz okumamış olun olur mu? Çünkü çok iç acıtan ve geleceği karartan bilgiler içeriyor. Sivil toplum, kamu otoritesi, aklıselim,  iktidar sahipleri ne der ne düşünür bilemem ama durum vahim! Hem gençlerin söylemleri adına vahim, hem kadınlar adına vahim…

Efendim! 15-24 yaş arası gençlerle yüz yüze yapılarak hazırlanan bir araştırmaya göre, 15 yaşındaki gençlerin çoğu; “Bir kadına gerektiğinde tokat atılabilir” der mi? Ya da böyle bir fiili aklından geçirebilir mi? Evinde yaşasa da, çevresinde tanık olsa da, karşı çıkamasa da, isyan etmese de onaylaması ne demek? Anlamak gerçekten zor…

Yine 15-24 yaş arası gençlerin yüzde 95’i pasaportunun olmadığını, yüzde 89’u yabancı dil bilmediğini, yüzde 61’i uçağa binmediğini söylemiş. Bana göre en vahimi ise yüzde 40’ın gerekli hallerde kadın dövülür demesi ve bu yüzde 40’ın yüzde 19’unun kadınlardan oluşması…

Bunu duyunca gelin üzülmeyin, gama kasavete gömülmeyin, tasalanmayın, karamsar olmayın, ümitsizliğe kapılmayın.

Gönül isterdi ki böyle bir şey söylenmemiş olsun. Bizler de sonuçları ve yanıtları abartılı bulup, inandırıcı bulmadığımız için bu tür araştırmaların tümünü reddedip yüz çevirmiş olalım. Yetinmeyip o şirketlere kuşkuyla yaklaşalım,  açıklanan sonuçlara burun kıvıralım, anketörlerle aramıza mesafe koyalım, onlardan uzak duralım. Ama gerçekler öyle demiyor maalesef…

Dayak bir Türkiye gerçeği olmasına rağmen ben kendi adıma gençlerin bu araştırmaya sıfır tolerans göstermesini, hiçbir şekilde kadına dayağı kabullenmemesini beklerdim. Böyle bir sonuç çıkınca da gençleri kutlayıp, bir eğitimci olarak kendime pay ve payeler çıkıp, kendimi ödüllendirmek adına kocaman bir kahve devirip, bu kez mutluluktan uykumun kaçmasına izin vermek isterdim! Nerdeeee?

Aslında gözümüz ve kulağımız alıştı ama yinelemekte yarar var. Kadın cinayetleri bitmek bilmiyor. Birileri durmadan ve çok sevdiği için kadınları öldürüp duruyor! Bu yıla ait birkaç örnek verirsek; Ocak ayında 28, Şubat ayında 47, Mart ayında 25, Nisan ayında 30, Mayıs ayında 37 kadın öldürülmüş. Haziran henüz açıklanmadı! Bu şu demek! Her gün birden fazla kadın hayatını yitiriyor. Gelen vuruyor giden vuruyor, koca, baba, kardeş, sevgili fark etmiyor. Aile meclisi, kararı, platonik âşık, sevip de karşılık göremeyen, göz koyup da erişemeyen öldürüp duruyor.

Ancak işin gözden kaçan bir boyutu var ki evlere şenlik doğrusu!

Sönüp giden hayatlar bir yana, dönüp giden katiller diğer yana, kıskandığı için vuran, sevdiği için öldüren, başkasına yar etmemek için boğan, aşkı karşılıksız kaldığı için zehirleyen, “tek suçum sevmekti” diye böbürlenen, “ne yaptığımı hatırlamıyorum” diye işin içinden çıkan, namus cinayeti süsü veren, sevgiden gözünü kan bürüyenler her yana!

İyi de baba evinde, sokakta, iş yerinde, sığınma evinde gözünü kırpmadan kadınları öldüren kader kurbanlarına (!) uygulanan hafifletici ve azmettirici nedenleri ne yapıp, nereye koymalı?

Umarım biz kadınlar canımızı acıtan, içimizi üşüten, sessiz kaldığımızda içimizi kemiren cinayetleri ve hemcinslerimize yapılanları daha çok önemseriz. Dilerim biz kadınlar kadın cinayetlerine dur deme hedefi için daha sık yollara düşeriz…

Biz yazarçizer takımı da; bu güne dek güneş altında buza, fırtına koparken kuma yazdım da ne değişti, bundan sonra da ne değişecek kolaylığına sapmadan, okura aktarma görevimizi yerine getirir, bir şeylere yaradığımızı var sayarız…

Ve sık sık kendimize şu soruyu sorarız! Şimdi değilse ne zaman?

Not: Bu yazı masamda uzun süredir yayınlanmayı bekliyordu. Gündemin yoğunluğu geçince sıra ancak geldi…


Yazarın yazı arşivine ulaşmak için buraya tıklayınız…

İlgili Terimler :

YORUMLAR