Amerika’nın Kerkük Hayâli
Kerkük özelinde düşünüldüğünde, Abeyi bölgesiyle Kerkük’ün birçok benzer noktaları vardır. Dolayısıyla Abyei’de yaşanan süreçten Kerkük noktasında çıkarılması gereken birçok ders vardır.
Amerika Birleşik Devletleri, 2003 yılında Irak’ı işgal ettiğinde Kerkük’ü her zaman diğer şehirlerden farklı değerlendirdi.
Amerika’nın Eski Irak istihbarat Ekibi Başkanı Wayne White’ın işgalin ilk yıllarınde söylediği; “Kerkük’te kendi kendini taşıyabilen bir ekonomi kuracaktık. Ama bu hayalin yanına bile yaklaşamadık.” sözleri Amerika’nın Kerkük üzerindeki planını anlatması bakımından önemlidir.
Kerkük, yer altında barındırdığı zengin ve kaliteli petrol yatakları bakımından stratejik bir şehir olmakla beraber, çok uluslu şirketlerinde hedefinde olan bir şehir olmuştur.
Irak’ın petrol üretiminin neredeyse yarısı Kerkük’ten çıkıyor ve Amerika’nın hesabına göre Kerkük petrolleri Amerika’nın petrol ihtiyacını 40 yıl karşılama kapasitesine sahip.
Çıkarılma maliyeti bakımından; Kerkük petrolünü çıkarmak Basra petrolünü çıkarmaktan yüzde 10 daha ucuza mal olması, daha fazla kar anlamına geliyor.
Bölgede bağımsız Kürdistan kurma çalışmalarını yürütenlerin, kurulacak Kürdistan devleti için Kerkük petrollerine güvendiklerini söyleyebiliriz.
Kerkük petrolleri aynı zamanda çok uluslu enerji şirketlerinin de her zaman iştahını kabartmıştır. Birçok uluslararası petrol şirketi, başta Kerkük olmak üzere Irak sahasında enerji çalışmalarını yürütmektedir.
Türkiye merkezli kurulan Genel Energy isimli şirket, 2011 yılında İngiliz yatırım şirketi Valleres’in yüzde 50’sini 2.1 milyar dolara alması üzerine çok uluslu bir şirkete dönüştü.
Vallersin ortak olmasıyla 4 milyar dolar değerinde dev bir şirkete dönüşen Genel Energy, Kuzey Irak’ta birçok petrol kuyusuna ve petrol arama ve çıkarmada özel lisanslara sahiptir.
Genel Energy’e ortak olan İngiliz Vallersin şirketinin kurucuları ve ortakları arasında dünya Siyonizmi’nin önemli ailelerinden Rotschild ailesinin finanstan sorumlu üyesi Nat Rotschild bulunmaktadır.
Dünya enerji devleri arasında bulunan BP’nin eski CEO’su Tony Hayward ise Vallersin’in ortağı ve CEO’sudur.
Ekim ayı içerisinde Rus petrol şirketi Rosneft’in 5 petrol bloku için IKBY ile yaptığı anlaşma, bu zaviyeden değerlendirildiğinde ayrıca bir anlam taşımaktadır.
Dolayısıyla petrol yataklarının zenginliği ve bu zenginliğin getirdiği stratejik önem Kerkük’te, 2003 Amerikan işgalinden günümüze kadar statü tartışmalarının devam etmesine neden olmuştur.
25 Eylül’de yapılan IKBY bağımsızlık referandumuyla başlayan, Bağdat hükümeti’nin Kerkük’ün kontrolünü alma operasyonuyla devam eden süreçte Kerkük’ün statüsü tartışmaları yeniden alevlendi.
Bağdat hükümetinin, Kerkük’te statü tartışmasını bitirmek için Anayasanın 140. maddesinde değişikliği ön gören çalışmayı sessizce yürüttüğü gözlemlenmektedir.
Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiki Batılı ülkeler Kerkük’ün statüsü konusunda Anayasanın 140. maddesinde belirlenen statü belirleme sürecinden farklı bir planı uygulamayı amaçladıkları görülmektedir.
Irak Anayasasının yazım sürecinde etkileyici rol üstlenen Amerika ve İngiltere, 140. maddeyle Kerkük ve bazı bölgelerde istikrarsızlığın devam etmesini amaçlamıştır.
Kerkük’ün Bağdat hükümetinin kontrolüne geçmesiyle Batı kulislerinde yeniden başlayan statü tartışmaları, Amerika ve diğer Batılı devletlerin Kerkük’ün Bağdat’a bağlı olmasından duydukları memnuniyetsizliği ve yeni bir satü planının gündeme getirileceği düşüncesini kuvvetlendirmektedir.
Kerkük özelinde yaşanan hızlı gelişmeler, beraberinde başlayan statü tartışmaları Sudan ve Güney Sudan arasında sıcaklığını hala koruyan Abyei bölgesini hatırlatmaktadır.
Abyei bölgesi; petrol kaynakları, farklı etnik kimlikleri barındırması, otoriteler arası çatışmala ve uluslararası güçlerin müdahalesi bakımından Kerkük’le benzerlikler araz etmektedir.
Abyei bögesinde, Misseriya ve Dinka kabilesinin Ngok kolu tarihsel olarak beraber yaşamaktadır.
Sudan iç savaşında, birbiriyle çatışmamaya dikkat eden Miseriyya ve Ngok bölgenin statüsü üzerinde fikir ayrılığı yaşamıştır.
Miseriyya, bölgenin gerçek sahipleri olduğunu, Ngok Dinka’nın bölgeye sonradan yerleştiğini iddia etmektedir.
Ngok Dinka, Abyei’nin Güney Sudan’ın Kuzey Bahr EL Gazal vilayetine, Mıseriyya ise Sudan’ın Güney Kordofon vilayetine bağlı olması gerektiğini savunmaktadır.
Sudan iç savaşı döneminde 2004’te Abyei Protokolü imzalanmış, 2005 yılında imzalanan Barış Anlaşması’nın 4. bölümünü bu protokol oluşturmaktadır.
2004 yılında imzalanan protokolle Abyei, özel idari statüye sahip olmuştur. Protokolle, Abyei, hem Güney Sudan’ın Kuzey Bahr EL Gazal vilayeti hemde Sudan’ın Güney Kordofon vilayeti içerisinde kabul edilmiştir.
2003 rakamlarına göre, Sudan’ın petrol üretiminin 1/4’ünü üretiyor olması ve bölgenin önemli enerji hattı olarak kabul edilen Nil Petrol Boru Hattı’nın bölgeden geçmesi Abyei’nin stratejik önemini artırmaktadır.
2004 yılında imzalanan Abyei Anlaşması çerçevesinde bölgeden çıkan petrol 6’ya bölünmüştür. Yüzde 50 Sudan merkezi hükümetine, yüzde 42 Güney Sudan hükümetine, yüzde 2 Kuzey Bahr El Gazal vilayetine, yüzde 2 Güney Kordofon vilayetine, yüzde 2 Miseriyya’ya, yüzde 2 Ngok Dinka petrol gelirlerinden pay verilmiştir.
2004 yılında yapılan protokol, Abyei bölgesinin nihai statüsünün referandumla belirlenmesi kararlaştırılmıştır.
Protokol gereği referandumun yapılması tartışmaları başlası, beraberinde kimin yerel halk olduğu tartışmalarını getirmiştir.
Zira protokol gereği referandumda Abyei bölgesinin yerel halkı oy kullanması belirlenmiştir ve bu madde referandum tartışmaları sırasında ciddi tartışmaların başlamasına neden olmuştur.
2009 yılında Lahey’de yapılan toplantıda Abyei bölgesinin sınırları netleştirilmiştir. Lahey toplantısı, krizi çözmek yerine daha da derinleşmesi ve kangrenleşmesine yol açmıştır.
Çünkü 2009 Lahey toplantısında Miseriyya halkının yaşadığı köyler Abyei sınırlarının dışına bırakılmıştır. Aynı yıl yapılan ikinci toplantı da sonucu değiştirmemiştir.
2011 yılında Abyei bölgesinin statüsünün netleşmesi için yapılması planlanan referandum, sınır tartışmalarından dolayı yapılamamıştır.
Miseriyya halkının Abyei bölgesinin Sudan’a bağlanmasını savunması ve talep etmesi Lahey toplantılarında yaşadıkları köylerin bölge dışına bırakılmasına yol açmıştır.
Sudan’ın orduyu bölgeye göndermesi, krizi daha da derinleştirmiştir. Sudan ve Güney Sudan’ın askeri güçlerini Abyei’ye göndermesi uluslararası güçler ve çok uluslu şirketler tarafından önemli bir fırsat olarka değerlendirildi. Petrol zengini bölge hem Sudan hem de Güney Sudan’ın elinden alındı, uluslararası bir yönetime devredildi.
Güney Sudan’ın bağımsızlığını ilan etmesiyle Sudan, askerlerini bölgeden çekti, bölgenin güvenliği BM Geçici Güvenlik Gücü’ne (UNISFA) devredildi.
BM’nin yönetimi devralmasından 2 yıl sonra 2013 yılında bölgede referanduma gidilmiş, referanduma sadece Ngok Dinka katılmıştır.
Ngok Dinka’nın katıldığı referandumdan yüzde 99.9 oranla Abyei’nin Güney Sudan’a katılması sonucu çıkmıştır. Referanduma katılmayan Miseriyya ise referandum sonucunu tanımadığını ilan etmiştir.
2004’ten 2011’e kadar yaşanan süreç krize çözülmesi daha zor ve daha karmaşık bir boyut kazandırmıştır. Arap Birliği, referandumun bölgede barışın tesisi için engel teşkil ettiğini açıklamıştır.
Kerkük özelinde düşünüldüğünde, Abeyi bölgesiyle Kerkük’ün birçok benzer noktaları vardır. Dolayısıyla Abyei’de yaşanan süreçten Kerkük noktasında çıkarılması gereken birçok ders vardır.
Abyei bölgesi ile Kerkük arasında etnik çeşitlilik, etnisitelerin kadım halk olma iddiaları bakımından benzerlikler görülmektedir. Bir diğer ve önemli benzerlik ise her iki bölgeninde petrol zengini olmalarıdır.
Bölgenin sınırlarının ve statüsünün uluslararası kurumlar aracılığıyla belirlenmesi çalışmaları Abyei bölgesi tecrubesi çerçevesinde, Kekrük özelinde üzerinde durulması ve dikkat edilnmesi gereken en önemli konu olarak ön plana çıkmaktadır.
Batılı güçler, çok uluslu şirketler ve uluslararası kuruluşlar Kerkük’ün, BM bünyesinde bir güce devredilmesinin şartlarını oluşturmak için çaba sarfetmeleri dikkatlerden kaçmamalıdır.
BM’nin bölgede olmasının güvenlik açısından faydalı olacağı tavsiyesi hiç şüphesiz Abyei tecrubesinin Kerkük’te tekrar yaşanması anlamına gelecektir.
Ramazan Bursa/tasnim/Rasthaber
-
İlber Ortaylı Hocamızı Kaybettik!
-
Reklam dünyasının duayen isimlerinden Alinur Velidedeoğlu hayatını kaybetti
-
Tokat’ta deprem: Eğitime ara verildi
-
BM Genel Sekreteri Guterres’e Atatürk Barış Ödülü verildi
-
Kremlin: Petrol yaptırımlarının hafifletilmesiyle Rus ve Amerikan çıkarları örtüşüyor
-
ABD, İran savaşı nedeniyle yükselen enerji fiyatları karşısında Rus petrolü yaptırımlarını geçici olarak gevşetti
