Bu ay yazımın konusu geri bildirimler…

-Genel - 1 Haziran 2021 10:00

Nostaljik yazılar 16

 

(vefa jestlerine teşekkür mü demeliydim?)

 

Efendim! Disiplinim ve karakterim gereği öğretmeyi, öğrenmeyi, dinlemeyi, anlatmayı, paylaşmayı çok önemserim. Yazarlık serüvenime katkı sunanlara gönül borcumu sık sık yinelerim. Arka çıkan, elimden tutan, belge bilgi desteği sağlayan ve heyecanımı diri tutanlara oldum olası teşekkür etmeye çalışırım…

Hoşgörünüze sığınarak ayda bir kez yazdığım “Nostaljik Yazılar” dizisinin 16.sını bu ay bana gelen mektuplara ayırdım. Parmak ısırtan, iç çektiren, göz dolduran anılarıma sizleri de alarak adı DOST olan bir gemide yolculuğa çıkalım istedim. Aralarında doktor, yazar, öğretmen, avukat, sanatçı, mühendis, gazeteci, idareci, siyasetçi pek çok alanda görev yapan binlerce dost- arkadaş ve öğrencilerimle bu toz duman arasında bir nefes alalım istedim.

Sizler bugün mesleki yolculuğumda, kişisel tarihimde yer alan, ayağımı yerden kesen, zihnimi açan, “yaz” dedirten ve arşivimde iz bırakanları okuyacak, bende sohbet formatında, bazı isimlerin kulaklarını çınlatacak, yaşadıklarımdan çıkardığım derslerin altını çizecek, bazı dostların kulağını çınlatacağım…

Neden derseniz? Yazılanlara yer vermek, başkalarıyla paylaşmak, bazı satırlara dikkat çekmek, bazı paragraflardan söz etmek insanı duygulandırmaz mı? Hem de nasıl! O halde bunun diğer adının el tutmak, sahip çıkmak, okuyun demek, önemsemek olduğunu kabul ediyor, hakkımda yazılanları paylaşıyor, diyeceklerimi sona saklayarak, sözü sahiplerine bırakıyorum…

“Sen benim en görkemli okurum, en iyi anlayanım, Türkçesi en iyi eleştirmenimsin. Yazarlık yaşamımda bu kadar güzel bir değerlendirme ile ilk kez karşılaştım. Bundan sonra kitaplarım için sana başvuracağım. Hakkımda yazdıklarına bayıldım, övündüm, kıvandım,  instagram hesabımdan da takipçilerimle paylaştım.” Mine Kırıkkanat

“Ben Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde okuyorum. Liseden yakın bir arkadaşımı görmek için İstanbul’a geldim. CKM’deki söyleşinizi dinleme fırsatı buldum. Sizi üniversitemizde ağırlamak isteriz. Konuşmanızın anılar bölümünden çok etkilendim. Öğretmen olduğumda size benzemek isterim.” Aslı Akat

“Okunan kitaplar vardır, okutan yazarlar vardır. Sizi yazılarınızdan tanıyorum. Ama sohbetiniz bir başka! Lütfen daha sık ekranlara çıkın ve biz kadınları aydınlatmaya devam edin!” Sema Erdem

“Yazı günlerin olan Pazartesi, Çarşamba ve Cuma gününü iple çekiyorum. Yazdıklarınızdan bu hay huy içinde kaçırdıklarımı yakalıyor, göndermelerini alkışlıyor, keşke her gün yazsan diyorum. Son yazınla beni gezdirdin ağlattın. Yazdıklarını düşünerek okuyorum. Hep yaz, durmadan yaz emi, hiç durmadan.” Fatma Tombul

“Yazdıklarınız yüreğime çok iyi geliyor, terapi ve yaşam soluğu gibi özgür esen rüzgârlarda sizinle buluşmak ve sohbet etmek üzere, çok sevgiler.” Nermin Ergenekon

“Size abla mı desem, idolüm mü desem, hemşerim mi desem, koca yürekli Cumhuriyet kadını mı desem, yazdıklarınızla ve duruşunuzla gurur duyduğumu mu söylesem bilemedim?” Dilek Adıgüzel

“Yüreğe iyi gelen, kalbe dokunan memleket ve kadın başlıklı yazılarınızı okumalara doyamıyor, bazen de niye bitti diye üzülüyor, seni dizelerdeki gibi “ürekten, könülden” selamlıyorum.” Prof. Nazan Bergişadi

“Yazdığın her cümleyi akılda kalan bir slogan, yüreğe saplanan bir hançer gibi kalbimde hissediyorum. Umarım yazdıkların çok kişiye ulaşır.” Prof. Dr. Alev Gerçeker

“Zengin içerikli yazılarınızdan çok şey öğreniyorum, ellerinize sağlık.” Figen Atalay 

“Sevgili Neşe! İlkokul ve ortaokulu aynı sınıfta okuduk. Sınıfın popüler çalışkan öğrencisiydin. Başarılarınla gururlanıyorum. Sağlık dileklerimle” Zehra Karaçanta Atalay

“Neşe Doster yazmışsa okunur. O kalem, o gerçekçi bakış tok insanı sofraya oturtur. O cümleler ciğeri kavrulanı çeşme başında bekletir!” Muharrem Yerli

“Neşe Hocam, edebiyata adanan kişiliğiyle bana ilham verdi. İyi edebiyat konusunda fikir sahibi olmamı sağladı. Son çıkan kitabınızı okurken ne dokunaklı bir başlık, ne onurlu bir adanmışlık ve biz öğrencilerinizi gururlandıran ne değerli bir eser diye düşündüm. Sizin öğrenciniz olmak benim için büyük bir şanstı. Bu ayrıcalığı onurla taşımaya devam ediyorum.” Tolga Gümüşay

“Yıllardır en iyi liselerde keyifle, başarıyla öğretmenlik yaptım. Örneğim sizdiniz hocam! Biz sizi sevdiğimiz için saygılıyız. Sizi ve yazdıklarınızı çok seviyorum. Müthiş yazılar yazan, güçlü bir kalem olduğunuzu düşünüyorum.” Nehir Yılmaz

“Hepimiz Kars’ımızı severiz ama siz başka tutkunsunuz. Bizi sizden daha iyi ve güzel anlatan var mıdır?” Sema Aytaç

“Sana daha öncede söylemiştim. Resim yapmana gerek yok yazarak tablo çiziyorsun. Aile ve çevrenin insan üzerindeki olumlu ve olumsuz etkisini öyle güzel anlatmışsın ki hepimiz kendimizi buluyoruz. Biz işgal gören dedelerle, yetim kalmış babalarla büyüdük. Dayanışma ve saygıyı onlardan öğrendik, etnik ve inanç çatışmasının olmadığı o güzel topraklarda yetiştik. Atatürk ve cumhuriyet karşıtlığı nedir bilmedik. Biz Atatürk’ü sevmeyi aileden ve öğretmenlerimizden, sosyal olmayı çevremizden, Karslı olmanın ayrıcalığını da kalemi güçlü, duygusu güçlü kardeşimiz Neşe Doster’den öğreniyoruz. Bin yaşa can kardeşim” CHP Bursa eski milletvekili Kemal Ekinci.

“Şartlar ne olursa olsun değerlerimize sahip çıkıyor, içimdeki yaşama sevincini coşturuyorsun. O içten ve yüreğimize işleyen yazılarınla coştukça coşuyorum. Aynı duygular bu kadar mı içten paylaşılır? Can alıcı noktalara bu kadar mı damardan girilir? Vicdanlı olanlar da olmayanlar da bu kadar mı konunun içine çekilir. Sen hiç hız kesmeden yaz, biz de bir solukta okuyalım.” Zehra Oral

“Yazdıkların ve varlığın bana kendimi iyi hissettiriyor. Bizimkisi dostluktan öte bir şey. Benim hasretim kalabalığa değil, bir avuç insanlığa ve gerçekliğe. Kaç kişi var gerçekten başlangıç yerinde duran. Vermeden alan, almayınca küsen, hatta suçlayan insanlardan yoruldum. Beklenti denilen kelimeden sıkıldım. Bu nedenle sen farklısın. Yazdıklarında kendimi buluyor, beni anladığını biliyorum. Emine Öziç

“Sen yazarken Latin harflerine vals yaptırıyorsun, son yazında buna tangoyu da eklemişsin. Başarıların daim olsun, tebriklerimi kabul buyur!” Z. Tuncay Yazıcılar

“Bu sabah iş yerime geldiğimde Neşe Doster’in kaleme aldığı bir yazıyı okudum. Geçmişin tozlu raflarını kurcalarken özlem ve keşkelerle karşılaşmamak mümkün değil. Makalenizi okurken o raflarda katmerleşerek birikmiş birçok malzeme buldum düne dair. Elinize, kaleminize, emeğinize sağlık Neşe Hocam!” Osman Kamacı

“Duygularımıza, özlemlerimize tercüman oluyorsun. Hepimiz adını memleketimizin doyumsuz özelliklerini çok güzel dile getiriyorsun.” Nihal Aydın

“Anneler günü yazınızı okudum. Bu kadar mı güzel ifade edilir, gözlerim dolmadı ağladım, ne kadar da içimizden geçenleri yazmışsınız, dillendirmişsiniz. Eminim okuduklarında tüm kadınlar aynı şeyleri hissedecektir.  Elinize, emeğinize, yüreğinize sağlık!” Aslı Kihtir

“Sadece kendi evladına değil, öğrencilerine de anne şefkati ve duyarlılığıyla yaklaşan, bunu her zaman derslerinde, zaman zaman yazılarında hissettiren hocam! Sizi hiç unutmadım.” Ezgi Dağlı

“Daha 15-16 yaşındaydım, sizi tanıma fırsatı bulduğumda. Sıralara oturur, bugün sohbet edelim der, hayata dair nasihatler verirdiniz, o sahneler dün gibi aklımda. Adabı muaşeret kurallarından söz eder, “sizler zaten zeki ve çalışkansınız, başka farklılıklarınız ve meziyetleriniz olmalı” derdiniz. Aradan yıllar geçti bugün bile sohbetinizi özlüyor, sizden öğrenecek daha çok şeyim olduğuna inanıyorum.” Rojvan Odabaşı

Genelde yazılarıma, özelde dizi yazılarıma, hele de kitaplarıma yönelik saymakla, yazmakla bitiremeyeceğim, bir köşe yazısının sınırlarına sığdıramayacağım kadar ileti, geri bildirim, yorum, mesajlar alıyorum her yazar kadar, her yazan gibi…

Günün birinde bana “yıllardır sürdürdüğünüz yazma eylemenize ait bir sır, ya da itici güç nedir?” diye sorarlarsa “aldığım geri bildirimler derim, insanları dinlemek derim, yorum ve iletilerin yazın yaşamımdaki değeri ve kıymeti derim.” Özetle bu çerçevede saatlerce konuşur dururum…

Bu kadarıyla yetinmem! Hele de siyasilerin süzgeçten geçirmeden dolaşıma soktukları, tehdit eden, şiddet içeren, bezdiren, bıktıran, sindiren, korkutan, moral bozan sözleri karşısında cana can katan bu sözleri gel de yazma derim! Hele de bu zorlu pandemi koşullarında ve “Yaşlılık kış, ihtiyarlık kara kıştır!” sözü kapıya dayanmışken ayağı yerden kesen bu değerlendirmeleri sıkıysa paylaşma derim…

O nedenledir ki: Tüm övgüleri ve sıcacık iletileri içimi çeke çeke ve içime çek çeke okur, saygı ve sevgiyle alıp, gönlümün başköşesine yerleştiririm. Okurken bir yandan yüreğim pır pır ederken olduğum yerde sıçramaya, koşmaya, kanatlanıp uçmaya çalışırım. Bazen satır aralarında atılan taşlar kafamı parçalarken, hemen arkasından gelen büyüleyici övgülerle ayağımın yerden kesildiğini de hissederim…

O nedenledir ki: Yazarlık bardağımın suyunu dolduran hocalarımı, alt yapıma çok şey katan ustaları, kırılma noktalarımda yol açanları, kaldığım yurtta, çalıştığım kurumlarda bana onlarca kardeş veren hayatı, arkadaşlarımı, hemşerilerimi, öğrencilerimi büyüleyici iletileri için borçlulukla selamlamak isterim…

Özel not: Hakkımı ve haddimi aşan yazılar, donakalarak okuduklarım, takdirimin ötesinde bunu biliyorum. Ama onları takdim etmenin haddim dâhilinde olduğunu daha iyi biliyorum…

Vefa notu: Çiçeği burnunda bir öğretmen olarak atandığım Kars İlk Öğretmen Okulundan Kars Ticaret Lisesine, Kars Eğitim Enstitüsü’nden Kadıköy Anadolu Lisesine, Bilgi Üniversitesinden MSM’ye, başta ÇYDD olmak üzere eğitim verdiğim, dernek, kurum ve kuruluşlara kadar meslek yaşamım boyunca binlerce öğrencim oldu. Sevdikleri için saydılar, saydıkları için sevdiler. Aralarında meslektaşlarım da oldu, okullarına davet ettiler, imza günleri, söyleşiler düzenlediler, yazılarıma, kitaplarıma övgüler yağdırdılar. İçten çağrılarıyla beni hem mutlu ettiler, hem de vefalarıyla kendimi değerli hissetmemi sağladılar. Yıllara ve yollara meydan okuyan bu iletişimde vefa ve değerbilirlik dostlarıma ve öğrencilerime aittir.

Teşekkür Notu: Her karşılaşmamızda; Sözleriyle bazen ağlatan, bazen gülümseten, en çok da düşündürenlere ağız ve gönül dolusu teşekkür etmek istedim. O kadar…

Şair diyor ki; “Rüzgâr olmadan kim yelken açar? Kürek olmadan kim kürek çeker? Kim dostundan gözyaşı dökmeden ayrılabilir? Ben rüzgâr olmadan da yelken açarım. Ben kürek olmadan da kürek çekerim. Ama gözyaşı dökmeden dostumdan ayrılamam.” Nokta…

Zorunlu açıklama: Haydi! Kendi kendime torpil geçeyim. Göz pınarlarımdan iki damla yaş bu satırların üzerine damlamışsa onu hem görün, hem de hoş görün lütfen. Ne diyor bilge; “Yaşlandığında üç dostun kalmışsa bahtiyarsın.” Ben hepsi kalsın diyenlerdenim. Sözü adreslerine postalamak amacıyla örnekler ve öykülerden yola çıkarak yazdığım bu yazıda akıttığım yaşlar Kars Çayı’nı, Aras ve Kür Nehri’ni, Çıldır Gölü’nü dolduracak kadardı. Bilin istedim…

NEŞE DOSTER


Yazı Arşivi

BENZER HABERLER