Cahit Kılıç
Cahitkilic54@gmail.com
Üşenmeden oturup tarihi enine boyuna adamakıllı inceleseniz; kimisi kifayetli, kimisi kifayetsiz nice muhteris ve haris hükümdarların tarihe düştüğünü göreceksiniz…
Makam ve mevki sevdası, harisliğin verdiği muhterislik, hükmetme histerisi, her şeyi bilen adam edasıyla nutuk atma marazı, beşere yukarıdan bakma ve üstünlük taslama hastalığı…
***
Daha nice nice saikler bulunur. Bunların ilânihaye altın varaklı koltuklarda oturma histerilerinden, onlarca mücevheratın süslediği taçların altına burun sokar gibi soktukları başlarını Kafdağı’nın zirvesi sanmalarından ve bu denli şişirilmiş egolarının tatmin olması için nice masumların malı, mülkü, canı feda edilmiştir…
***
Günümüzdeki siyasî şahsiyetler ve devlet adamlığı postuna oturanlar için de aynı saikler geçerlidir…
Zira, insanoğlu dün ne idiyse bugün de o…
Sadece çağlar ve teknolojinin getirdiği nimetler değişti…
Yoksa ebna-i beşer, Habil-Kabil kavgasından beri birbirini öldürmeye devam ediyor!
***
Dün; tacın, tahtın, saltanatın sahibi ve varisleri kimler idiyse…
Bugünün; muhterisleri ve harisleri de ziyadesiyle aynı noktada nöbet tutuyorlar!
Tek fark, kemiyet arş-ı âlâya merdiven uzatırken; keyfiyet yerlerde zelil…
***
Mevlâna Hazretlerinin:
“Nice adamlar gördüm üstünde elbise yok / Nice elbiseler gördüm içinde adam yok!”
Tespitini, günümüzdeki siyasilere teşmil edebilirsiniz:
“Nice adamlar gördüm altında koltuk yok / Nice koltuklar gördüm üstünde adam yok!”
***
Mehmet Âkif merhum;
“Bir Hilâl uğruna Ya Rab; ne güneşler batıyor!”
Demişti…
O batan aziz güneşlerin bize bıraktığı bu aziz vatan, haraç-mezat elden mi gidiyor?
Ya da…
Bir koltuk uğruna Ya Rab; bir ülke ve bu yüce millet topyekûn satışta mı?
Meşrebinize hangisi uyarsa o cevabı verin…
***
Dün, hamaset nutuklarının bini bir paraydı…
Metin yazarlarının eli kolu yorulmuştu yazmaktan…
Zerrece ilgisi olmayan adamların, teröristle ilgili yapay zekâ videoları yayınlanıyor; vatanperver insanlar bunlar tarafından hain diye millete lanse ediliyordu…
İşlerine gelmeyen en kıytırık bir mesele, “Beka meselesi” diye yutturuluyordu…
***
Şimdi, bütün Türk dünyası görüyor “kimmiş vatan haini”, “kimmiş kendi koltuk aşkına veya çıkarına ülkeyi ve milleti pazarlayan!”
Bizim Kars ağzıyla: “Gören Allah için desin!”
***
Şeyh Sadî-i Şirazî, sekiz asır önceden söylüyor:
“Hükümdar yol vermezse; eşkıya kervan basamaz!”
Yirmi dört yıldır iktidardaki hükümdar kimdir?
Günü geldi, yol verdiniz kervan bastılar!
Günü geldi, işinize ve dişinize göre olmadıklarını gördünüz;
Siz hücuma geçtiniz, onlar hendek kazdılar!
Kaç tane civanmerdimizi şehit verdik?
Ha?
***
Şimdi…
İstiyorsunuz ki, dağdan gelsinler ve o aziz şehitlerimizin kanı üstünde tepinip zılgıt çeksinler!
Ha?
***
Tarih sizi, asla affetmeyecek!
Ama bu fakir;
Büyük vatan şairinden mülhem:
“Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasan gelsin;
Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten!”
***
Yaşlanmışım…
Elim silaha giderse, titrer! Gez göz arpacık yapamam!
Ama yazacak kalemim var!
Söyleyecek dilim var!
Buna da şükür…