Cahit Kılıç: Çürümüş siyaset ve zerzevat adamcıklar!

Toplum - 13 Haziran 2026 12:34

Cahit Kılıç

Cahitkilic54@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Elektrik çok pahalı, hâliyle derin dondurucuların fişi çekildi…
İçindeki zerzevat çürüdü…
***
Çürümüş zerzevat bir yana…
Ülkenin “demokrasi, hukuk ve adalet” fişi de çekildi…
Düşünen, soran, sorgulayan, gerçeğe ulaşan ve konuşan insanların ağzına çuvaldızla dikiş atıldı!
Hak ve hukuk susturulunca; bu sefer kişiler, kişilikler de çürüdü…
Bilgeler susturuldu; ortalık zerzevat adamcıklara kaldı…
Bütün totaliter rejimlerde böyle olur zaten!
***
Susmuşluk, susturulmuşluk bir yana…
Koskoca ülke elden gidiyor!
***
Bütün dünya, fosil yakıttan ve fosil yöneticilerden arınamaya çalışıp, gençler tarafından yönetilirken…
Biz, bitpazarına nur yağdırıyoruz!
Gencecik dimağlar, bütün zorluklara rağmen; arkalarına milyonları alıp iktidara yürürken…
Pili bitmiş bir dinozor, o yürüyüşün tekerine takoz oluyor!
Daha doğrusu “olduruluyor”…
***
Tükenmişlik o dereceye ulaşmış ki; gemlenemeyen ihtiras, bir bunaktan medet umuyor!
Ve Türkiye, tükenmiş muhterislerin at sürmeye çalıştığı bir arenaya dönüşüyor!
Tek kusurları: Atları küheylan değil; kaburgaları sayılan sütçü beygiri…
***
Kibir, Kur’an’ın bile lânetlediği bir şey…
Ve biz, Türk milleti olarak yıllardır kibrin ve cehaletin belini kıramadık!
Hâl böyle olunca da, dünyadan koptuk, medeniyetten ıradık!
***
Bütün dünya için:
-Teknoloji çağı…
-Bilgi çağı…
-Bilişim çağı…
-İletişim çağı…
Bizim için:
-Ortaçağ…
***
Tek eksiğimiz “Engizisyon Mahkemeleri” idi…
O da oldu!
***
Hâl böyle olunca:
İlk önce siyaset kurumu çürüdü…
Etkisiyle “güzel ahlâk” çürüdü!
Çürümüşlük, epidemik hastalık gibidir. Zamanla, çok hızlı olarak toplumun önemli bir kısmına da sirayet eder…
Etti de…
***
Bir tarafta:
Akşam evine bir ekmek götürmek için üç otuz paraya saatlerce çalışan emekçi…
Torununa dahi harçlık veremediği için utancından yüzü kızaran emekli…
Akşamları pazarlar dağılınca; atık zerzevatı toplayan çaresiz anneler, beli bükülmüş nineler…
***
Diğer tarafta:
Saraylarda, kâşanelerde zevk ü sefa içinde yaşayan; zengin ama vicdan yoksunu “zerzevat adamcıklar”…
Şaşaa, şatafat, israf, utanmazlık, görgüsüzlük gırla gidiyor…
Büyük çoğunluğu haram lokmayla palazlanmış…
Zıkkımlandıkları her lokma halktan çalınmış…
***
Bir başka tarafta:
Çürümüş düzenin tetikçiliğini yapan, ciğeri beş para etmez lümpen tosuncuklar…
Ağızlarından necaset fışkırıyor!
Oturtuldukları mevkuteler, fosseptik çukuru…
Haram parayla beslenen haramzadeler…
***
Ha bir de:
Korku belâsına kıvırıp, zülfüyâra dokunmak yerine çiçek, böcek, aşk ve sevgilim yazıları yazan; eski mütekebbir, yeni tırsak dedeler var!
Kolay gelsin emice!
***

Ve bizler:
Belki de ağzımız bağlanmadan, kalemlerimiz kırılmadan son çırpınışlarımız…
Mutlaka bu yokuşlardan sonra bir düzlüğe çıkılacak ama…
Görmeye bizim ömrümüz yeter mi, orası müphem!
***

GÜNE DÜŞEN SÖZ

“Korkuram dünyada bir zaman gele;
İnsanlar yaşaya, insanlık öle!”

 Bahtiyar Vahapzade

 

BENZER HABERLER