Cahit Kılıç: Dünyanın çivisi çıkmış…

-Siyaset - 29 Mayıs 2026 14:57

Cahit Kılıç

Cahitkilic54@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Antik çağın bilgeleri, günümüzün karanlığına fener tutup aydınlatmaya devam ediyorlar…
Ama bizim üstümüze çöken karanlığı aydınlatmak için değil fener, projektör bile cılız kalıyor…
Çünkü, yaşadığımız yerkürenin üstüne çöreklenen Ortaçağ kafası, paslı çivilerin çakılı olduğu zifiri karanlığa gömülü ve çürümeye yüz tutmuş beyinlerdir…
Maşrıktan mağribe, mağripten maşrığa kadar…
Hatta İngilizlerin deyimiyle: Overseas…
Koskoca okyanuslar, aşmak için adeta küçük göl mesabesinde…
***
Sokrates, “Zor olan soru sormaktır” diyor…
Herkes kendi bakış açısından altını doldurabilir!
Koca bilge, herhâlde “minareyi çalan kılıfını uydurur” misali, nasıl olsa bir cevap bulurlar diye düşünmüş…
Günümüz siyasetçilerine bir nazar kılın, görün ne yalanlar, ne akıl ve mantık dışı hezeyanlar kusuyorlar!
“Cevap” adı altında…
***
Tevekkeli değil, Batılılar siyasete “Politika” demişler…
Antik Yunan’da “poli” çok, “tika” yalan demek…
“Çok yalan”
Çokça yalan = Çokça oy…
***
Sokrates’in öğrencisi Platon: “Demokrasi çoğunluğun azınlığa tahakkümüdür” demiş…
İki bin dört yüz yıl sonra, bizde Fatiha’sı okunan demokrasinin ne ki çoğunluğu, “Tek Adam” tahakkümünün altında çırpınıyoruz!
Toplum olarak, Şark tefekküründen kurtulamadığımız için olsa gerek ki;
“Bir gıdım nefes, bir lokma ekmek, bir yudum sudur” arzumuz…
Hani bir şiirimde mahpuslar için:
“Bedenleri tutsak; ruhları özgür” dedikten sonra,
“Oysa dışarıda milyonla esir/Aldıkları nefes despotun mülkü!” demiştim…
Yalan mı?
***
Bilmem farkında mısınız?
Son zamanlarda bazı yazar çizer, ya da akademisyenlerden, gündemi sarsan bazı hukuk dışı hadiseler için, sürekli;
“Bu hadise, demokrasiye ve hukuka aykırıdır” nidaları yükseliyor!
Benim güzel insanlarım, mirim azizlerim:
Demokrasi var mı ki aykırı olsun?
Hukuk kaldı mı ki aykırı olsun?
Üstelik bir de “Evrensel Hukuk” diyorsunuz?
O, ne menem şeydir ki ağam?
Bizim köye ne zaman uğramıştı ki, bizim haberimiz olmadı?
***
Batı, belki de dünyanın neredeyse geneli “fosil yakıttan ve fosil siyasetçilerden” kurtulmak için büyük gayret içindeler…
Biz ise, “Bit pazarına nur yağdırıyoruz!”
Ve…
Emr-i Hak vakî oluncaya kadar koltuk sevdası!
Merete kalaydı Japon Yapıştırıcı…
***
Şu üç tespitimi kime veya kimlere teşmil ederseniz, edin!

“Teslimiyet içindekiler, gece başlarını yastığa koyduğunda vicdan azabı çekmezler!”

“Gündüz kendi düşüncelerini ifade etmek yerine; despotizmin ürettiği sloganları bağırırlar!”

“Önde gidersen alnının çatına yumruğu, arkada kalırsan mabadına tekmeyi yapıştırırlar!”
***
Ve son olarak: Sokrates’ten Ahlâk!

Yargılandığı zamanlar, sevenleri “Gel seni gizlice kaçıralım” dediler.

Ama o bir ahlâk filozofuydu.

“Bu ahlâksızlık olur” dedi ve reddetti.

“Biraz yumuşat kendini, jüriyi kandır, kurtulursun” dediler.

Yine reddetti.

“Yanlış yapmanın çaresi yoktur” dedi.
****
Ölüm kararı verildikten sonra; karısı “Seni haksız yere öldürecekler” dedi…
“Bir de haklı yere mi öldürülmüş olaydım” diye cevap verdi…

Ve ölüme baldıran zehri içerek gitti…
***
Sen, daha dünyaya kazık çak ki, ilânihaye yaşayacaksın!

***

GÜNÜN SÖZÜ

“kim namus ve ahlâk şövalyeliği yapıyorsa, bilin ki en namussuz odur.”

friedrich Nietzsche

 

BENZER HABERLER