Cahit Kılıç
Cahitkilic54@gmail.com
Merhum Dr. Ali Şeriatî, “Sizi rahatsız etmeye geldim” demişti…
Etti de…
Şiî’si, Sünnî’si, dincisi, dinsizi, mollası, hocası, despotu, diktatörü, her türlü oluşumdan rant elde eden, faydalanan tufeyliler, asalaklar, bilcümle yalakalar, yardakçılar el ele vererek şehit ettirdiler bu yiğit ve bilge devrimciyi…
***
Çünkü…
Meşru veya gayrimeşru yollardan kurulan herhangi bir “müesses nizam”, hiçbir aykırı sese tahammül edemez…
O müesses nizamın hükmedicisi, beytülmaldan beslediği asalak yığınları, kendi saltanatlarına itiraz eden, onların gayrimeşru yönetimlerini ve evrensel hukuka aykırı davranışlarını ifşa eden, maddî ve manevî hakları yenilen toplum adına, o yiyicileri ve hüküm sahibinin tetikçilerini telin eden, kim olursa olsun, derhâl anarşistlikle suçlar ve cezalandırılmasını isterler.
Bu, bütün toplumlarda mevcut!
***
Dinî ve kutsal değerleri istismar eden sözde din adamları, ahlâk dışı yollarla elde ettikleri servet ve itibarı yüzlerine vuran kişiyi, kim olduğuna bakmadan derhâl münafıklıkla suçlarlar…
Bu, bütün dinlerde mevcut!
Örneğin:
Müslümanlar, dinsizlikle suçlar, din dışına çıktı diyerek deistlikle suçlarlar ve toplumdan dışlanması için her türlü nifakı denerler…
Hristiyanlar, kilisenin veya daha üst organların kararıyla aforoz ederler, din dışı sayarlar…
Tıpkı, ünlü Rus yazar Lev Tolstoy’a yaptıkları gibi.
Lev Tolstoy, kendisine yapılanları anlattığı kitabı, ben bizim Türkçemize çevirdim…
Bu konu, çok uzun bir konudur.
Edebî, adabı, felsefî ve sosyolojik boyutları vardır!
Onun içindir ki,
Merhum şehit Dr. Ali Şeriatî’yi iyi okuyup, mahut boyutların evsafını iyi anlamak lâzım…
***
ÖZGÜR ÖZEL İÇİN TARİHÎ AFORİZMALAR
Sabah erkenden:
“Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin
Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten!”
Kuşluk vakti:
“Hakir olduysa millet, şanına noksan gelir sanma
Yere düşmekle cevher, sakıt olmaz kadr-ü kıymetten!”
Öğlen Vakti:
“Mu’ini zalimin dünyada erbab-ı denaettir
Köpektir zevk alan, sayyad-ı bi-insâfa hizmetten!”
İkindi Vakti:
Kilab-ı zulme kaldı gezdiğin nazende sahralar
Uyan ey yareli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten.
Gün Batımı:
Bu sofracık, efendiler – ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor – bu milletin hayatıdır;
Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır…
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!”
Akşam vakti:
“Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay…
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!”
Yatsı vakti:
“Milyonla çalan mesned-i izzette serefraz
Birkaç kuruşu mürtekibin cayı kürektür!”
Yastığa baş koyarken:
“Dost bi-vefâ, felek bi-rahm, devran bi-sükûn.
Dert çok, hemdert yok, düşman kavi, talih zebûn!”
Nurlar içinde yatsınlar:
Namık Kemal
Tevfik Fikret
Ziya Paşa
Fuzûlî