Cahit Kılıç
Cahitkilic54@gmail.com
Talat Paşa merhum, sadrazamlık makamında iken; çözülmesi zor olan bir mesele çok canını sıkıyor. Bürokratlarını çağırıp o meselenin derhâl çözülmesini emrediyor!
***
Bürokratlar, kendi aralarında kısa bir müşavereden sonra Talat Paşa’nın huzurunda el pençe divan durarak, ezile büzüle:
– Paşa Hazretleri, verdiğiniz emir, falanca tarih ve filanca numaralı kanuna aykırıdır. Bu nedenle o emri yerine getiremiyoruz!
Paşa, hiddetle:
– O kanunu ben yapmıştım, ben bozuyorum. Derhâl emri ifa ediniz!
***
Yıllardır yazıyor, konuşuyor, yırtınıyorum:
En kanlı diktatörlerin bile ülkelerinde kanunlar vardır. Mesele odur ki, yapılan kanun hukukun temel kurallarına uygun olsun!
Özellikle “Evrensel Hukuk Normları” dairesinde yazılsın ve her türlü ahlâkî ilkeleri içinde barındırsın!
Evrensel Hukuk, yüz yılların hatta bin yılların imbiğinden süzülen olayların üstünden verilen hükümlerden çıkarılan dersler neticesinde; her madde temel hükümler ve çıkarılan sonuçlar üzerine çok ince elenip sık dokunularak ve hukukî bir dille va’z edilmiştir!
***
Faraza, ilânihaye koltuğunda oturma arzusunda olan, olan ne demek; adeta yanıp tutuşan bir despotun şöyle bir emrini tahayyül ediniz:
“Şincik siz, şöylecene bir ganung çıxardıng ve şu herifçioğullarını o ganungın gereğiyle içeri dıxıng!” saikiyle ve de bu cahil despotun iktidarını pekiştirmek için çıkarılan kanunlar, hem hukukî hem de ahlâkî değildir!
***
Bunları bilmek ve anlamak için ille de hukuk tahsili görmek gerekmiyor. Sade ve namuslu bir vatandaş olarak, kanunların veya hukukun küçücük açıklarını fırsata dönüştürüp, her türlü çakallığı yapan “sözde hukukçulardan” bıktığımız bu dönemde, aksine hukuk ve özellikle evrensel hukuk hakkında kafa yormak, hiç olmazsa öz hukukî haklarımızın neler olduğunu bilmek elzemdir. Hatta lâzımdır!
***
Burada bir haşiye açıp, bir not düşelim:
Namuslu, şerefli ve haysiyetli hukukçuları tenzih ederim. Çok şükür, hukuku dürüstçe temsil eden ve uygulayan o şerefli hukukçuların sayesinde; milyonlarca insanın hakkı tepelenmiyor!
***
Ve tabiî ki bir de, “suçun şahsiliği, hukukun temel ilkesidir” deyip, sonra da Stalinist yöntemlerle “suç işleyen kişinin” yedi sülalesini “içeri dıxıp” çok acı bir intikam almak veya ülke genelinde korku imparatorluğu tesis etmek de, despotizmin temel ilkesidir. Aksini söyleyenlere münasip bir yerinizle gülünüz!
***
Suçun şahsiliği tabiî ki önemlidir. Ancak, ortada işlenmiş bir suç varsa!
“Muhalif midir, suç yoksa uydururuz” düsturuyla bir bakış açınız varsa, Azerbaycan’daki despotik yönetimin bir parçasısınızdır belki de…
Birkaç yıl öncesine kadar; muhalif kim olursa olsun, cebine 5-10 gram uyuşturucu atıyorlardı…
O kadar çok fazla yaptılar ki, cılkı çıktı! Artık en katı yandaşları bile inanmayınca kazı çevirdiler ki yanmasın!
Evindeki aramadan sadece 30 manat çıkan ve eczaneye 50 manat da ilaç borcu olan muhalif aktivist adamı, yüz bin manatlık “Kaçak malçılık” yapmış diyerek yıllardır içeride süründürüyorlar…
***
Ve yine muhalif gazetecileri, özellikle de 18-20 yaşlarındaki gencecik kızları da “kaçak malçılık” ithamıyla içeri attılar. Ceplerinden 3-5 Rus kapiği bile çıkmadığı hâlde…
***
Sözün özü:
Buyurun hukuk deyin, buyurun adalet deyin, buyurun kanun deyin, buyurun vicdan deyin…
Ne derseniz deyin ama…
Sakın bu despotik düzene hak vermeye kalkmayın…
Sonra;
Namuslu ve haysiyetli insanların vicdanlarını rencide edersiniz…
***
ŞU FRANSIZLAR SALAKLAR ELLEHEM!
Dünya şöhretli terörist ÇAKAL CARLOS’u 32 yıldır farklı mahpus damlarında ve çok sıkı kontrolde tutuyorlar!
32 yıl, dile kolay!
O Fransız Parlamentosunda yok muymuş bizdeki gibi bir cevval lider!
Çıksın da “UMUT HAKKI” istesin?
Bizim teröristimizin arkasında yuvarlak hesapla öldürülen 50 bin can var amma Carlos’un akasında bıraktığı; hepsi ancak 150 kadar öldürülmüş can var!
Bizim caniye umut hakkı…
Amma gaziye, şehit yakınlarına cop veya kelepçe…
Ve onlar;
Çakal Carlos’a ayda bir makale yazma ve yayınlama hakkı dışında geberinceye kadar orada yatacaksın diyorlar!
Bizim katilimiz ise, “Kök Yasa” falan derken, tali yasa ile tali yoldan dümeni ada dışına kırma hayâlinde…
Kırar mı? kırar!