Depremin 3. yılında Hatay: Çamur, çukur, inşaat…

-Gündem - 6 Şubat 2026 13:48

6 Şubat depremlerinde 24 bin kişinin hayatını kaybettiği Hatay’da yaşam hâlâ normale dönemedi. Antakya ve Defne’de inşaatlar sürüyor, altyapı sorunları ve konteyner kentler dikkat çekiyor. Alican Uludağ’ın izlenimleri…

DW Türkçe, 6 Şubat 2023’te 53 bin kişinin yaşamını yitirdiği Kahramanmaraş merkezli depremlerden en ağır etkilenen illerden biri olan Hatay’da, depremin üçüncü yılında kentin durumunu yerinde inceledi.

Aradan geçen üç yıla rağmen Hatay’da ne kent ayağa kalkabilmiş ne de yaşam normale dönebilmiş durumda.

Antakya ve Defne’ye doğru ilerlerken Asi Nehri’nin sağ tarafında yükselen TOKİ konutları dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın deprem konutu teslimlerinde sıkça kullandığı Atatürk Caddesi çevresindeki binaların büyük bölümü tamamlanmış olsa da, arka mahallelerde inşaatlar sürüyor. Bozuk, çukurlu ve yağmurla birlikte balçığa dönen yollar nedeniyle ara sokaklara çoğu zaman yalnızca inşaat kamyonları girebiliyor. Antakya ve Defne merkezde henüz yerleşim başlamadığı için gündelik yaşam yok denecek kadar az.

Antakya Atatürk Caddesi’nde TOKİ ve Emlak Konut GYO tarafından 4 bin 121 konut, 1812 iş yeri ve ofisten oluşan toplam 5 bin 933 bağımsız bölüm tamamlandı. Ancak bu konutlar henüz teslim edilmedi. Valilik kaynakları, altyapı çalışmalarının sürdüğünü ve teslimlerin yaz aylarında yapılmasının planlandığını belirtiyor.
Emek–Aksaray Mahallesi’nde inşa edilen 6 bin 565 konut ve iş yerinde de henüz yaşam başlamış değil.

6 Şubat depremlerinin üç yıl ardından Hatay’da hayat normale dönmedi.Fotoğraf: Alican Uludag/DW
Altyapı en büyük sorun

Kent merkezinde altyapı ve yolların büyük bölümü hasarlı. Devam eden inşaatlar nedeniyle bozulan yollarda araçlar güçlükle ilerliyor. Yağmurlu günlerde çukurlar suyla doluyor, sokaklar çamur içinde kalıyor.

Eski Antakya olarak bilinen tarihi bölgede de benzer bir tablo var. Kurtuluş Caddesi ve çevresindeki tarihi yapıların restorasyonu sürüyor. Ancak birkaç iş yeri ve otel dışında bölgede neredeyse hiçbir ticari faaliyet yok. Bu alanda TOKİ tarafından 12 ada içinde, 20 bin 390 metrekarelik alanda 280 dükkân yeniden inşa edildi.

Kurtuluş Caddesi ve çevresindeki tarihi yapıların restorasyonu sürüyor.Fotoğraf: Alican Uludag/DW
Konteyner kentlerde yaşam nasıl?

31 Ocak Cumartesi günü. Kentte yağmurlu bir hava var. Antakya’ya doğru yol alırken yolun sağında ve solunda konteyner kentler dikkat çekiyor. Kentte yaklaşık 160 bin kişi konteyner kentlerde yaşıyor. Depremzedeler, 21 metrekarelik konteynerlerin içinde yaşama tutunmaya çalışıyor. Konteyner kentler terk edilmiş bir yerleşim yerini andırıyor. Arada dışarı çıkan birkaç çocuk ve kadın dışında kimse görünmüyor.

Konteyner kentlerde yaşayan depremzedeler bir an önce evlerine geçmek istiyor. En büyük şikayetleri konteynerleri su basması, elektriklerin kesilmesi ve ulaşımdaki zorluklar… Özellikle konteyner kentlerde yaşayan kadın ve çocukların depremin etkilerini yaşadığı görülüyor.

Hatay’da bir konteyner kentFotoğraf: Alican Uludag/DW
“3 yılda 30 yıl yaşlandım”

Depremde evi yıkılan ve yakınlarını kaybeden Abdulkadir Özdemir, eşi ve çocuklarıyla Antakya’da Konya 3. Etap Konteyner Kent’te yaşıyor. Özdemir’in eşi, “3 yıl nasıl geçti” sorusuna, “3 yılda, 30 yıl yaşlandım” karşılığını veriyor ancak daha fazla konuşamıyor.

Abdulkadir Özdemir, deprem nedeniyle eşinin psikolojik olarak çok yıprandığını, konuşmamız halinde yeniden “toparlamasının zorluğunu” anlatıyor.

DW Türkçe’den Ailcan Uludağ 6 Şubat depremlerinin üç yıl ardından Hatay’a gitti ve depremzedelerin içinde bulunduğu koşulları yerinde gözlemledi. Alican Uludağ, depremzede Abdullah Özdemir ve ailesi ile…Fotoğraf: Alican Uludag/DW
“Yaşam çok zor burada”

Yaşadığı sorunları anlatan Abdulkadir Özdemir, ağır bir yıkım yaşadıklarını belirterek, “Yaşam çok zor burada. Şartlar ağır. En çok da ulaşım ve yollar bizi yoruyor. Sık sık elektriklerimiz kesiliyor. Elektrik şirketinden şikayetçiyiz. Üç-dört gün elektrikler kesilince çalışamıyoruz. Konteynerlerde de bu nedenle ısınamıyoruz” dedi. Evinin rezerv alanındaki kendi yerinden çıktığını söyleyen Özdemir, ancak inşaatın sürdüğünü söyledi.

“Artık kurtulmak istiyoruz”

Depreme Sümerler Mahallesi’nde ablasının evinde yakalanan Emine Alnur, yıkılan evin altında kaldı, iki ay Ankara’da tedavi gördü. Bugün 23 yaşındaki kızıyla konteynerde yaşıyor ve sağlık sorunlarıyla uğraşıyor. Yağmur yağdığı zaman konteyneri su bastığını söyleyen Alnur, ağlayarak şunları anlattı:

“Yılan da var, fare de var, böcek de var. Artık kurtulmak istiyoruz. Bu üç yıl çok zor geçti. Maddi durumum sıfır. Ekmek bulamıyorum. Her gün ağlıyorum. Sakat halimle kampüste merdiven yıkıyorum. Haftalık 2 bin alıyorum. 2 binle ne yapacağım? Neler çekiyorum. Artık çarem yok.”

Depreme Sümerler Mahallesi’nde ablasının evinde yakalanan Emine Alnur.Fotoğraf: Alican Uludag/DW

Adını vermek istemeyen 6 çocuklu aile de tek odalı konteynerde yaşıyor. Gün boyunca yağan yağmurun içeri girmesi nedeniyle sünger yatakları ıslanmış. 7’nci çocuğuna gebe olan anne, yağmurun durmasıyla yatakları dışarı çıkarıyor. Küçük çocuklar da ellerinde fırça ile tek göz odayı temizlemeye çalışıyor.

Baba ise gece çalıştığı için uykudan yeni uyanmış. “3 yılda ne değişti” diye soruyoruz. “Medyada Hatay yeniden ayağa kalktı deniliyor ama hiçbir şey de ayağa kalkmadı” diyor.

“Çocuklarda konuşma gecikmesi var”

Konteynerde konuştuğumuz diğer depremzedelerden bazıları ise özellikle çocuklara dikkat çekiyor. Adını vermek istemeyen bir genç, depremde 6 aylık olan komşusunun oğlunun bugün 3,5 yaşında olduğuna işaret ederken, “En fazla da bu çocuklar etkileniyor. Bu çocuğun bütün hayatı bu konteynerde ve kapısının önünde geçiyor. Sosyalleşeceği alan yok. Halen konuşamıyor. Yalnızca anne-baba diyebiliyor. Böyle çok çocuk var, konuşması geciken” diyor.

Depremzede aileler çocuklarda konuşma gecikmesi yaşandığını söylüyor.Fotoğraf: Alican Uludag/DW
Esnaf destek bekliyor

Antakya’da Tayfur Sökmen Çarşısı esnafları zor şartlarda da olsa tezgâh açmayı sürdürüyor. Bir yandan çarşıda yıkım sürerken diğer yandan esnaflar ürünlerini satmaya çalışıyor. Esnaf, caddenin başı ve sonunun moloz dökülerek kapatılmasına tepkili. Depremin ardından bölgede tezgahını ilk açan isimlerden Fehim Esmer, tezgahlarının içeri alınmasını istediklerini ancak belediyenin çarşının yıkılacağı gerekçesiyle olumlu yanıt alamadığını kaydediyor. Esnafa sahip çıkılmasını isteyen Esmer, şunları dile getiriyor:

“Antakya sokaklarını çizme olmadan gezemezsiniz. Burası Cumhurbaşkanımıza gösterilen şekilde değil. Cumhurbaşkanımızın geçeceği güzergahı düzenliyor. Ama gelin buraya bakın. Hatay’ımızın biran önce ayağa kalkmasını ve eski haline dönmesini istiyoruz.”

Çarşıda alışverişe tıkan Mustafa Kurt ise “Annemi, babamı ve eşimi depremde kaybettim. Otogarda kalıyorum. Konteyner verilmedi bana. Yardım toplayarak yaşamımı sürdürüyorum. 4 çocuğum var. Onları otogarda bırakıyorum” diyor.

Depremzede bir kadın yoğurt satarak geçimini sağlamaya çalışıyor.Fotoğraf: Alican Uludag/DW
Hatay’da sağlık ne durumda?

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyesi Dr. Ali Kanatlı, kentte yol, ulaşım, internet, elektrik ve temiz su sorunu olduğuna işaret ediyor. Depremin 3. yılında bu sorunların depremzedenin psikolojisini olumsuz etkilediğini belirten Kanatlı, “Konteyner kentte 3 yıldır 21 metrekarenin içinde yaşıyorsunuz. Çoluk, çocuk bir odanın içinde. Hiçbir sosyal yaşamınız yok. Nasıl bir psikoloji içinde olabilirsiniz ki? Bize gelen her hastanın aynı zamanda psikolojisi bozuk. Ruh sağlığı ilaçlarının tüketimi çok arttı.” dedi. Kanatlı, kuru havalarda şiddetli tozlara bağlı alerjik hastalıkların da arttığını kaydediyor.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyesi Dr. Ali Kanatlı, kentte yol, ulaşım, internet, elektrik ve temiz su sorunu olduğuna işaret ediyor.Fotoğraf: Alican Uludağ/DW

Hatay Eğitim Sen Şube Sekreteri Özgür Tıraş, kentte eğitimde sorunların devam ettiğini söylüyor. Türkiye’de her 5 öğrenciden birinin deprem bölgesinde olduğunu belirten Tıraş, Antakya’da 23 okulda eğitimin konteyner kentte devam ettiğini belirterek, “Sık sık elektrik ve su kesintileri ve internet kesintileri eğitim-öğretimi çok etkiliyor” diyor.

Deprem nedeniyle eğitim terklerin devam ettiğini söyleyen Tıraş, “Depremden önce Hatay’da 500 bin öğrenci vardır. Biz sayının 400 bine ulaşmadığını düşünüyoruz. Çünkü okula ulaşmanız zor. Servis, beslenme imkânı yok. Deprem bölgesindeki öğrencilere ücretsiz servis, yemek ve su verilsin dedik. Ancak kaynak yok dediler” diye konuşuyor.

Esnaf ve sanayici ne durumda?

Hatay Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin, deprem sonrası yaşanan göçün kentte nitelikli iş gücü sorununa yol açtığını, bunun da üretimi ciddi biçimde aksattığını söylüyor. Depremle birlikte sermayesini kaybeden esnaf ve sanayiciler için hibe programları ile düşük faizli, uzun vadeli kredi paketlerine ihtiyaç olduğunu vurgulayan Çinçin, sanayi bölgelerinde yüksek enerji maliyetleri ve yetersiz altyapının da üretimi olumsuz etkilediğini belirtiyor.

Çinçin, geçici ticari alanlardaki altyapı eksikliklerine de dikkat çekerek, Antakya Küçük Sanayi Sitesi’nin hâlâ tam olarak işlevsel hale gelemediğini, bunun organize sanayi bölgelerindeki fabrikaların tedarik zincirini sekteye uğrattığını ifade ediyor.

 

Kaynak: DW Türkçe / Alican Uludağ

BENZER HABERLER