Hikâyemizin adı yine ve yeniden KARS! (22)

-Genel - 4 Ocak 2022 00:03

Nostaljik yazılar 22

Yeni yılın ilk günlerinde yazı yazmak tuhaf bir duygu. Hiçbir şeyin yeni olmadığını, dünün devam ettiğini, dünden bugüne hiçbir şeyin değişmediğini ve uzun süre değişmeyeceğini sizler de ben de biliyoruz. Ancak bildiğimiz başka bir şey daha var ki o da gittikçe artan Kars sevdamız!

Yeni yıl geldi diye güneş batıdan doğmayacak, ülkemizde yoksulluk, yokluk, yalan, talan kayırmacılık, şiddet bir günde bitmeyecek. Çok özlenen Kars’a hemen gidilip gelinmeyecek. Ama umutlu olmaya, yaşamın zorluklarına dayanabilmeye, olumlu düşünmeye ihtiyacımız her zamankinden çok olacak…

O halde durmak yok yola devam…

2022’nin bu ilk yazısında bugün yine geçmişten ve anılardan birkaç hüzünlü sayfa koptu, önüme düştü, paylaşayım, ilgi ve bilginize sunayım dedim.

Niye derseniz bu sorunun cevabı çok uzun derim. Ortak sevdamız derim, gelen iletiler derim, yazdıklarınız, “yaz!” diye yüreklendirmeleriniz, yazmayı unuttuklarım derim.

Bu tür yazıları yazarak! Yaşayan hemşerilerimi sevgi ve saygı, hayatta olmayanları minnet ve rahmetle anmak derim…

Yetinmem erken büyümüş çocuklar olarak çocukluk ve gençlik yıllarımıza duyduğumuz hasret derim. Birbirimize o yıllarda hep yeni, hep duyulmadık bir şeyler anlatmak için, içimize kök salan yarışma duygusu derim. Alınganlık yıllarımızda fark atmak için, “ben bildim!” demek için, birbirimizi suçlamak için, ama birbirimizden kopmamak için yaptığımız kırıcılıktan uzak tartışma, şaka ve atışmalar derim…

Görkemli ama köksüz çiçekler gibi boy atarken, hepimizin hep bir yerlere yetişmek için acelesi varken, kavak yelleri esen başımızda hayatı hep yüz metrelik bir koşu gibi görürken! Kayabaşı, Millet Bahçesi, İstihkâm Parkı, Kars Kalesi gibi mekânları buluşma yeri olarak belirler ve bellerken! Hele de kaç yaşında olduğumuzu unutup bazen ailelerimize, daha sık abla ve abilerimize diklenirken!

Gelelim kişisel olarak benim ve kuşağımın eğitim serüvenimize…

Okuma yazmayı önce evimizde amatör olarak rahmetli annemden, kitabi olarak da Kars’ın adından ve başarısından ötürü parmakla gösterilen ilkokulu olan GAZİ İlkokulunda öğretmenim Sevinç Akçaylı’dan öğrendim…

Daha sonra memleketimin ulu çınarları olan, Kars koşullarında, o mahrumiyet yıllarında şıklığı ve yakışıklığıyla rüzgârlar estiren eli öpülesi cumhuriyet öğretmenlerinin eğitiminden geçtim…

Yükseköğrenim için gittiğim Erzurum’da! Ülkemizin adıyla fark atan Atatürk Üniversitesinde; hayal kurduran, yön çizen, rol model olan, ilham veren, dedikleri belleğime mıh gibi çakılan, yüreğimdeki yerlerini yaşamım boyunca koruyacak olan, aldığım yola, geldiğim noktaya emek veren hocalarla tanıştım… 

Geriye dönüp baktığımda! Hayatın bir insana eğitim ve öğretim adına, “eğitim yolculuğu” başlığı altında verebileceği en önemli ödüllerdi bunlar bana göre…

Dönemin en köklü ve imrenilecek kurumlarından Kars Kız İlk Öğretmen Okulunda öğretmenlik yaşamıma adım attığımda öğrencilerimden çok şey öğrenerek ve onlara bir şeyler öğretmeye çalışarak başladım…

Özetle bakanlığın bakanlık, öğretimin öğretim, kuralların ve yasaların geçerli olduğu o yılların ve o dönemin eğitim kalibresini ve kalitesini kimseye anlatmak gerekmiyor. Bilen biliyor zaten!

Bu yazıyla demem o ki! Haksız bir vedayla Kars’tan ayrıldıktan sonra; çalıştığım her kurumda, bulunduğum her makamda, farklı alanlarda çalıştığım her yerde; memleketimde kazandığım deneyimim, bilgim, alt yapım bana hep başka kapılar açtı.

Yazar olarak, eğitimci olarak, danışman olarak, köşe yazarı olarak hep Kars’ta kazandığım ilk bilgiyle yol aldım, yükseldim. Anlı şanlı kolejlerde okuyanlardan, üniversiteleri bitirenlerden geri kalmadım, hatta övünmek gibi olsun öne çıktım…

Yılar sonra o günlere bakarak diyorum ki! Bazı mekteplerden mezun olunmaz, bazı kurumlardan kâğıda basılı diploma alınmaz, bazı mekteplere girilir ama çıkılmaz, o yere duyulan sevda bitmez, her 30 Ekim günü yepyeni bir ruhla, artan bir coşkuyla o tutku alevlenmekten geri durmaz. O yer unutulmaz. Kısaca Kars unutulamaz…

Özetin özeti nedir derseniz?  Bazen araya yıllar, yollar, yeni işler girer, yeni adresler girer, bazen nefes alınır, bazen mola verilir. Ayrılıkların muhasebesi yapılır, geri dönüşün yolları aranır, yapılan hatalar gözden geçirilerek dersler çıkarılır. Sonra da oturulup açık mektup yazılır! Ve denilir ki…

“Diyelim ki yağmura tutuldun bir gün
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni.

Diyelim ki için çekti bir sabah vakti
Erkenden denize gireyim dedin
O dalgalar arasında bulacaksın beni”. 

Bu dizeler Can Yücel’e ait. Tam da dostlarım, memleketim ve hemşerilerim için yazacağım yeni yıl iletisini anlatmış dilimizin büyük ustası. Sözleri ondan alıp sizlere sunuyorum. Lütfen kabul buyurun! Sizlere ağrısız sancısız, zamsız gamsız bir yıl diliyorum…

Önemli not! Yetinmiyorum; Gözü tok, dili yumuşak, kibirli olmayan, öfkesini içinde tutan, had bildirmeye özenmeyen, çemkirmeyen, bağırıp çağırmayan yöneticilerimiz olsun istiyorum… 

Bir başka ve daha önemli not! Kars merkezli yazılarıma gelen yorumlardan birinde aziz hemşerilerimden biri diyor ki; “Senin yazılarını okurken ailece Kars’a gittik, geldik.” Çok duygulandım bu yoruma, ailece sağ olun, var olun…

En önemli not: Cumhuriyetin kültürel geçmişinin en canlı belleklerinden olan yazar ve aydınlardan çok şey öğrenmiş biri olarak!

Cumhuriyetin başarısının canlı örneği, sesi soluğu olan öğretmenlerin elinde, bilimi ve bilimsel eğitimi üretim içinde veren eğitim kurumlarında yetişmiş biri olarak!

Ülkemizin kürsülerinde ve dünyanın pek çok yerinde konuşacak kadar alt yapı, bilgi birikimi ve cesarete sahip biri olarak! Çağdaş eğitim görmemi sağlayan Büyük Atatürk’e, laik cumhuriyetin köklü ve eşitlikçi eğitim devrimine, bizi eğiten eli öpülesi cumhuriyet öğretmenlerine ve Kars’ın dışlayan değil kucaklayan duruşuna teşekkürlerimi sunuyorum… 

NEŞE DOSTER


Yazı Arşivi

BENZER HABERLER