Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan gemiler ‘biyolojik istilaya yol açabilir’

. 𝙉𝙤𝙧𝙢𝙖𝙡 𝙜ö𝙣𝙙𝙚𝙧𝙞𝙡𝙚𝙧𝙙𝙚 𝙫𝙚𝙮𝙖 𝙮𝙤𝙧𝙪𝙢𝙡𝙖𝙧𝙙𝙖 𝙞𝙨𝙚 𝙗𝙞ç𝙞𝙢𝙡𝙚𝙣𝙙𝙞𝙧𝙢𝙚 𝙩𝙪ş𝙡𝙖𝙧ı 𝙙𝙤ğ𝙧𝙪𝙙𝙖𝙣 𝙮𝙤𝙠𝙩𝙪𝙧; 𝙗𝙪𝙣𝙪𝙣 𝙞ç𝙞𝙣 ö𝙯𝙚𝙡 𝙙ö𝙣üş𝙩ü𝙧ü𝙘ü 𝙖𝙧𝙖ç𝙡𝙖𝙧 𝙠𝙪𝙡𝙡𝙖𝙣ı𝙡ı𝙧
-ORTADOĞU - 8 Ağustos 2026 15:25

Uluslararası bir deniz biyologları ekibi, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının “büyük bir uluslararası biyolojik güvenlik tehdidi” olduğu ve “bir ekolojik krize” yol açabileceği uyarısı yaptı.

Uyarı, Biological Invasions dergisinde yayınlanan bir makalede yer aldı.

Bilim insanları, gemilerin aylarca sabit kalmasının, istilacı türlere gemilere ilişmek için uzun bir süre tanıdığını söylüyor.

Biyologlar, bu gemiler dünyanın dört bir yanındaki noktalara doğrı yeniden sefere başladığında, bunun “büyük ölçekli, denizlere özgü biyolojik istila olayı” başlatabileceğini söylüyor.

Makaleye göre, Şubat ayından bu yana Basra Körfezi’nde tahminen 1.500 gemi mahsur kaldı, Umman Körfezi’nde ise yüzlerce gemi daha bulunuyor.

‘En kötü senaryo’

Deniz mikroplarının, alglerin ve omurgasızların çoğu, gemiler uzun süre hareketsiz kaldığında hızla gemilere yapışır ve üzerlerinde çoğalır. Bu olaya biyolojik kirlenme denir.

ABD’deki Maryland Üniversitesi’nden deniz ekolojisti ve çalışmanın baş yazarı Profesör Mario Tamburri, “Genellikle omurgasızlar ve alglerden oluşan, hareketsiz veya yerleşik olarak adlandırdığımız ve yaşamlarını bir yüzeye yapışık olarak sürdüren bir grup organizma var” diye açıklıyor.

Tamburri, bu uyarıyı ABD, Arjantin, Portekiz, Suudi Arabistan, Yeni Zelanda, Finlandiya, Güney Afrika, Kanada ve İsrail’den bilim insanlarıyla birlikte yayınladı.

Mario Tamburri, denize yeni bir yapı yerleştirildiğinde, bunun önce bakteri ve diğer mikroplar tarafından kolonize edilerek biyofilme dönüşeceğini söylüyor.

“Bu biyofilm tabakası daha sonra deniz yosunları gibi makroalglerin sporları veya midyeler, solucanlar ve benzeri omurgasızların larvaları tarafından kolonize edilir… Bu topluluklar daha sonra büyür ve genişler çünkü yaşamak için sert yüzeylere ihtiyaç duyarlar.”

Birçok deniz mikrobu, alg ve omurgasız, sert su altı yüzeylerine yapışarak buralarda büyür.

Tamburri’nin açıkladığına göre, Körfez’de su altında çok az sert zemin bulunuyor. Deniz tabanı çoğunlukla çamur, silt ve kumdan oluşuyor. Bu nedenle bu organizmalar gemiler gibi sert bir yüzeye tutunur tutunmaz hemen oraya yerleşiyorlar.

Küresel denizcilik güzergahlarındaki merkezi rolü nedeniyle Körfez, gemilerin dünyanın başka yerlerinden bu biyolojik kirlenme organizmalarını getirdiği bir yer olduğu gibi, gemilerin demir attıkları zaman da bu organizmaları biriktirebileceği bir yer.

Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte, çok uzun süredir atıl durumdaki çok sayıda büyük gemi bulunuyor.

Araştırmacılar durumu modern tarihte “benzeri görülmemiş” olarak nitelendiriyor. Örneğin, Mısır’daki Süveyş Kanalı tıkanıklığı 2021’de altı gün sürerken, Tamburri’nin vurguladığı gibi, ABD’nin Baltimore Limanı’ndaki bir köprü çökmesi 2024’te “birkaç gemi” için yaklaşık 11 hafta süren aksamalara neden oldu.

Baltimore’da birkaç hafta boyunca limanda bekletildikten sonra midye ve diğer deniz canlılarıyla kaplanmış bir gemi.

Bilim insanlarına göre, Körfez bölgesindeki gemiler genellikle limandan ayrılmadan önce bir ila üç gün limanda kalıyor. İstilacı türlerin gemilerde 10 günden sonra hızla birikebileceğini söylüyorlar.

Uluslararası Denizcilik Örgütü, 2023 yılında uzun süre atıl durumda kalan gemilerin tekrar sefere çıkmadan önce biyolojik kirlenmeyi gidermeye yönelik önlemler almasını tavsiye etti.

Körfez’deki birçok gemi aylardır hareketsiz durumda.

Tamburri, “Gemilerde biyolojik kirlenme ve istilacı türlerin yayılması için en kötü senaryoyu tasarlamanız gerekseydi, bundan daha iyi bir şey tasarlayamazdınız” diyor.

Dahası, birçok deniz omurgasızı ve alg, mevsimsel değişimlere yanıt olarak ürüyor.

Şubat ayının sonunda Hürmüz Boğazı kapatıldığında, sular yaz ayları öncesinde ısınmaya yeni başlamıştı.

Tamburri, “Isınma genellikle organizmaları üremeye, yumurta bırakmaya, büyümeye, yaşayacak yeni yerler ve büyüyecek yeni yüzeyler bulmaya teşvik eder… Bu kapanma kış ortasında gerçekleşseydi, riskler daha düşük olurdu” diye açıklıyor.

Denizlerde sıkça görülen biyolojik kirlenmeye neden olan iki omurgasız canlı türü olan tulumlular ve briyozanlar, bir geminin gövdesine yapışmış halde.

Makalede belirtildiğine göre, gemi taşımacılığı yoluyla dünyanın dört bir yanına yayılan ve örneğin Körfez’de de bulunan, oldukça uyum sağlayabilen bir sülükayaklı Amphibalanus Improvisus, 30°C’de yetişkin başına günde 36’ya kadar larva bırakabiliyor.

Makalede ayrıca, bu durgunluk döneminde gemilerin milyonlarca larva salmış olabileceği belirtiliyor.

Tamburri, “Bu tamamen büyüklüğü, ölçeği ve kapsamıyla ilgili. Ve o bölgeden ayrılan gemilerin erişim alanı sayesinde her yere gidiyorlar” diyor.

‘Çok büyük’ hasar

Tamburri’ye göre, bu organizmalar daha sonra yeni yaşam alanlarına taşınırsa, “çok büyük” ekonomik ve ekolojik hasara neden olabilir.

“İstilacı türler yerli organizmaları yerlerinden edebilir, yerel türlerin yok olmasına neden olabilir, balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliğini etkileyebilir ve hatta enerji santrallerinin soğutma sistemlerini tıkayabilir” diye ekliyor.

“İstilacı türler, özellikle deniz sistemlerinde bir kez yerleştikten sonra, ortadan kaldırmak gerçekten çok zor.”

Makalenin yazarları, bu canlıların zararlı parazitler ve patojenler de taşıyabileceğini ve Körfez bölgesinin sıcak sularının ısıya dayanıklı türleri destekleyebileceğini belirtiyor.

Başka yerlere yayılırlarsa, gelecekte sıcaklıklar yükselirse yerli türlerden daha dirençli hale gelebilirler.

Ve kirlenme gemilerin kendileri için de iyi değil.

Bu organizmalar büyüdükçe gemilerin ağırlığını ve sudaki sürtünmeyi artırarak hızlarını düşürüyorlar.

Tamburri, “Gemiler hızlarını korumak için daha fazla yakıt harcamak zorunda kalıyorlar” diye açıklıyor.

“Tekne gövdesinde oluşan biyofilm tabakası bile yakıt tüketiminizi % 2-5 oranında artırabilir” diyor.

” Üzerinde midye ve deniz kabuklularıyla yoğun bir biyolojik kirlenme varsa, bu oran %25’e kadar çıkabilir.”

Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nın küresel denizcilikteki rolü göz önüne alındığında, bölgeye özgü olmayan deniz türlerinin hem bölgeye gelmesinin hem de bölgeden yayılmasının muhtemel olduğunu söylüyor.

İstenmeyen bu deniz canlısı oluşumunu engellemek için zehirli biyositler içeren kirlenmeyi önleyici boya geliştirilmiş durumda.

Tamburri, “Bu boyalar gemiler çok hareket halindeyken iyi sonuç veriyor… ancak gemiler uzun süre hareketsiz kaldığında pek işe yaramıyor” diye açıklıyor, çünkü “biyolojik kirlenmeden aşırı derecede etkileniyorlar.”

Araştırmacılar, gemi trafiği, sefer süreleri ve çevresel koşullar gibi faktörleri hesaba katarak, bu türlerin girişine karşı özellikle savunmasız olabilecek birkaç liman belirledi.

Bunlar arasında Suudi Arabistan’daki Cidde, Hindistan’daki Mumbai, Sri Lanka’daki Colombo, Singapur, Mısır’daki İskenderiye, Yunanistan’daki Pire, İspanya’daki Algeciras ve Hollanda’daki Rotterdam yer alıyor. Tamburri, sıcak ve tuzlu sular gibi benzer çevresel koşullara sahip limanların “son derece hassas” olabileceğini belirtiyor.

Uluslararası işbirliği

Bilim insanları ideal senaryoda, atıl durumdaki gemilerin Körfez’den ayrılmadan önce temizlenmesi gerektiğini söylüyor.

Ancak çok sayıda büyük ve ağır kirli gemiyi temizlemek zorlu bir iş.

Uzmanlar, bu organizmaların suya karışmasını önlemek ve toksinler ile mikroplastikler içeren kirlenmeyi önleyici boyanın çatlamasını engellemek için toplanıp imha edilmesinin önemli olduğunu söylüyor.

Bilim insanları, çok sayıda büyük ve ağır kirliliğe maruz kalmış geminin temizlenmesinin zorlu bir iş olacağını söylüyor.

Tamburri’nin belirttiğine göre, robotik gibi teknolojilerle organizmaları yakalarken gemileri temizlemek mümkün, ancak Körfez’deki su altı temizleme hizmetlerinin çoğu, bu kalıntıları yakalayamıyor çünkü bunlar hala nispeten yeni. Ayrıca, “Yoğun kirliliğe sahip gemilerin muazzam ölçeği nedeniyle bir kapasite sorunu da söz konusu” diye ekliyor.

Sorunun büyüklüğü, gemi seferlerinin yeniden başlatılmasının ve mahsur kalan mürettebatın tahliyesinin aciliyeti ve bir dizi lojistik kısıtlama göz önüne alındığında, bilim insanları gemilerin kalkıştan önce yeterince temizlenmesinin pratik bir çözüm olma ihtimalinin düşük olduğunu söylüyor.

Uluslararası işbirliğinin şart olacağı ve bölgeden gemi kabul etmeyi bekleyen limanların, istilacı türlerin yayılma riskini azaltmak için gemileri vardıklarında temizlemeye hazır olmaları gerektiği söyleniyor.

Tamburri, “Boğazın yeniden açılmasıyla birlikte yerli olmayan organizmaların girişinin olacağından eminiz” diyor.

“Bazı istilacı türler arka planda kalabilir, oradadırlar ama fark edilmezler veya önemli etkilere neden olmazlar. Diğerleri ise olur.”

Araştırmacılar, bunun küresel bir “biyolojik istila süper yayılım olayı” haline gelip gelmeyeceğinin artık gemilerde neyin büyüdüğünden ziyade, ilerideki uluslararası çabalara bağlı olduğunu söylüyor.

Kaynak: BBC Türkçe

BENZER HABERLER