İsrail’in Suriye’de Ebu Zuhur’u vurması tansiyonu artırırken ABD; Türkiye, İsrail ve Suriye arasında bir çatışmasızlık mekanizması kurulmasını istedi. Ebu Zuhur saldırısıyla neler yaşandı?
İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü vurması tansiyonu yükseltti, ABD bölge ülkeleri arasında güçlü bir çatışmasızlık mekanizmasına ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre mesafedeki İdlib vilayetinde bulunan üsse yönelik hava saldırısının, İsrail’in Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığının genişlemesine ilişkin kaygılarıyla bağlantılı olduğu bildirildi.
Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Türkiye, Suriye ordusunu eğitiyor; devlet kurumlarının ve altyapının yeniden inşasına yardımcı oluyor; ayrıca askeri ve diplomatik destek sağlıyor.
İsrail Başbakanlığı saldırıyı, Suriye’nin Türk askerlerinin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne konuşlanmasına izin vermeye hazırlandığı iddiasıyla açıkladı. Ankara ise üste Türk askeri varlığı bulunduğu yönündeki iddiayı reddetti.
Benzer bir gerilim daha önce Nisan 2025’te yaşanmıştı. O dönem İsrail, Türkiye’nin Suriye’de askeri varlık oluşturma ihtimaliyle ilişkilendirilen Hama Hava Üssü’ne saldırı düzenlemişti.
Ankara ile Tel Aviv bu saldırının ardından Suriye hava sahasında karşı karşıya gelme riskini azaltmak amacıyla iletişim ve çatışmasızlık görüşmeleri yürütmüştü. 9 Nisan 2025’te Azerbaycan’da bir araya gelen Türk ve İsrailli heyetler teknik toplantı yapmış, Suriye’de iki ülkenin çatışmasını veya yanlış anlaşılmaları önleyecek bir “çatışmasızlık mekanizması” oluşturulması amaçlanmıştı.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ise Ebu Zuhur’a yapılan son saldırıdan önce Ankara’nın bilgilendirilmediğini açıklayarak, İsrail, Türkiye ve Suriye arasında daha güçlü bir “çatışmasızlık mekanizmasına” kurulması çağrısında bulundu.
İsrail: Türkiye’nin olası konuşlanması statükoyu bozardı
İsrail Başbakanlığı, dün sabaha karşı gerçekleştirilen saldırının ardından yaptığı açıklamada İsrail ile Suriye arasında güvenlik meselelerinde mevcut statükonun korunmasına yönelik bir anlayış bulunduğunu savundu.
Açıklamaya göre, Şam yönetimi Türk askerlerinin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne konuşlanmasına izin vermeye hazırlanıyordu. İsrail bunun kendi güvenliği açısından tehdit oluşturacağı konusunda Suriye’yi daha önce uyardığını ve Şam’ın bu uyarıları dikkate almadığını öne sürdü.
İsrail Başbakanlığı açıklamasında şunlar denildi:
“İsrail böyle bir konuşlanmanın kendi güvenliğine tehdit oluşturacağı konusunda Suriye’yi defalarca uyardı. Suriye ise bu uyarıları görmezden gelmeyi tercih etti. İsrail, güvenliğine yönelik tehditlere müsamaha göstermeyecektir ve mevcut duruma geri dönülmesini memnuniyetle karşılayacaktır.”
Ankara saldırıyı kınadı: Üste Türk askeri yok
Türkiye ise saldırının ardından bir açıklama yaparak olayı güçlü şekilde kınadı.
Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in Suriye’nin altyapısı ve yeteneklerini hedef alan, toprak bütünlüğü ve birliğini ihlal eden saldırılarını “pervasızca sürdürdüğü” belirtildi.
Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:
“İsrail’in Suriye’ye yönelik her geçen gün yeni bir boyut kazanan saldırganlığına son verilmesini teminen daha kararlı bir tutum sergilenmesi ve uluslararası hukuku hiçe sayan bu eylemler karşısında hesap verebilirliğin sağlanması için uluslararası topluma çağrıda bulunuyoruz.”
Türkiye farklı platformlarda, İsrail’in Suriye’deki operasyonlarının, Şam yönetiminin ülkenin egemenliğini yeniden tesis etme çabalarını ve Suriye’nin yeniden yapılanmasını zorlaştırdığına dikkat çekiyor.
Bu arada İsrail’in saldırı için gerekçe gösterdiği üsteki Türkiye’nin olası askeri varlığı Ankara tarafından reddediliyor.
Reuters’a konuşan bir Türk yetkili, Ebu Zuhur’da Türk askeri bulunmadığını söyledi. Yetkiliye göre İsrail, Suriye’deki komşu ülkelerin askeri faaliyetlerini gerekçe göstererek bölgedeki saldırılarını sürdürüyor.
Bu arada düşünce kuruluğu Middle East Institute’nün Suriye Programı Direktörü Charles Lister, bir Türk heyetinin İsrail saldırısından yalnızca birkaç saat önce üsten ayrıldığını ve İsrail’in ziyaretten haberdar olduğunu öne sürdü. Bu iddia henüz doğrulanmış değil.
Tom Barrack: Türkiye saldırıya uğradığını düşünebilirdi
Bölgede tansiyonun tırmanmasını istemeyen Washington ise yeni bir çatışmasızlık mekanizması kurulması çağrısında bulundu.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Reuters’a dün gece yaptığı açıklamada İsrail’in operasyonundan önce Ankara’ya bilgi verilmediğini söyledi. Barrack, Türkiye’nin İsrail savaş uçaklarının kuzeye, Türkiye yönüne doğru ilerlediğini tespit ettiğini de söyleyerek, bu nedenle olası bir askeri karşılık için hazırlık yapmış olabileceğini de kaydetti.
ABD’li temsilciye göre krizin daha fazla tırmanmamasında tarafların “soğukkanlı” davranması etkili oldu.
Barrack, yaşananların İsrail, Türkiye ve Suriye arasında daha kurumsal bir iletişim ve çatışmasızlık mekanizması oluşturulması gerektiğini gösterdiğini de vurguladı.
Washington’ın halihazırda taraflar arasındaki bilgi paylaşımını ve iletişimi kolaylaştıran bir sistem yürüttüğünü söyleyen Barrack, bunun daha güçlü bir yapıya dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti ve “Gelecekteki yanlış anlaşılmaları önlemek amacıyla böyle bir mekanizmayı kurmak için aktif şekilde çalışıyoruz” dedi.
ABD’li temsilciye göre böyle bir mekanizmaya yatırım yapmak, yanlış anlaşılmaların sıcak çatışmaya dönüşmesi hâlinde ortaya çıkabilecek çok daha yüksek askeri ve siyasi maliyetlerden kaçınmak açısından daha düşük maliyetli.
Bu arada Büyükelçi Barack bugün de İsrail gazetesi Jerusalem Post’a konuştu ve şu ifadeleri kullandı:
“Türk kuvvetleri, İsrail uçaklarının o belirli Suriye üssüne doğru yolda olduklarından veya amaçlarının ne olduğundan haberdar değildi; dolayısıyla, saldırı altında oldukları düşüncesiyle kendi jetlerini havalandırma eğilimi gösterebilirlerdi. Dünkü olaylar ciddi ve endişe vericiydi. Ancak, herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmaması ve durumun tırmanmaması bizi rahatlattı.”
Ebu Zuhur neden önemli?
Ebu Zuhur Hava Üssü, Suriye’nin İdlib vilayetinde, Türkiye sınırının yaklaşık 70 kilometre doğusunda bulunuyor.
Suriye iç savaşı sırasında stratejik öneme sahip üs, 2015 yılında muhaliflerin kontrolüne geçmiş, 2018’de ise Esad yönetimine bağlı güçler tarafından yeniden ele geçirilmişti. Uzun süre kullanılmayan ve savaş nedeniyle ağır hasar gören üs, 2024’te Esad yönetiminin devrilmesinin ardından yeni Suriye yönetiminin kontrolüne geçti.
Üssün yeniden faaliyete geçirilmesi ihtimali, yalnızca Suriye açısından değil, Türkiye ve İsrail açısından da stratejik önem taşıyor.
Türkiye’nin yeni Şam yönetimine destek vermesi ve Suriye ordusunun yeniden yapılandırılmasına katkıda bulunması, İsrail’in Ankara’nın Suriye’deki etkisinin kalıcı hâle gelmesine ilişkin kaygılarını artırıyor.
Suriye devlet televizyonu Ekhbariya, İsrail’in Ebu Zuhur Hava Üssü’ne sekiz hava saldırısı düzenlediğini bildirdi. Saldırılarda pist ve hangarların hedef alındığı belirtildi.
Suriye’den ve Reuters’ın görüştüğü kaynaklardan aktarılan bilgilere göre, saldırılarda can kaybı olmazken, maddi hasar meydana geldi.
Türkiye-İsrail çatışmasızlık hattı çalışmadı mı?
Ebu Zuhur saldırısının önemli sonuçlarından biri, Türkiye ile İsrail arasında Suriye’de doğrudan çatışmayı önlemek amacıyla oluşturulmaya çalışılan iletişim mekanizmasının yeterliliğine dair soru işaretleri yaratması oldu.
Ankara ve Tel Aviv, Azerbaycan’da Nisan 2025’te Suriye hava sahasında yaşanabilecek olası kazaları veya yanlış anlaşılmaları önlemek amacıyla teknik görüşmeler yapmış ve bir çatışmasızlık hattı oluşturulması için çalışmıştı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, aynı Rusya ve ABD ile olduğu gibi, sahada karşı karşıya gelme riskini ve istenmeyen olayları önlemek adına İsrail ile teknik seviyede çatışmasızlık mekanizmalarının kurulmasının normal ve gerekli olduğunu ifade etmişti.
İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu ise Nisan 2025’te ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinde, “Türkiye’nin Suriye’yi İsrail’e saldırı üssü olarak kullanmasını istemediklerini” söylemişti.
Bu arada ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen daha geniş İsrail-Suriye görüşmeleri de aynı dönemde yürütülmüştü. Washington, Ocak 2026’da İsrail, Suriye ve ABD arasında istihbarat paylaşımı, askeri gerilimin azaltılması ve diplomatik temasları kolaylaştıracak ortak bir iletişim mekanizması kurulacağını duyurmuştu.
Kaynak: DW Türkçe