Karadeniz’deki Türk gemileri saldırı kıskacında

-Analiz - 22 Ağustos 2026 21:10

Karadeniz’deki gemi ticareti, Rusya ve Ukrayna saldırılarıyla durma noktasında. Türkiye bandıralı gemilerin çoğu faaliyetlerini durdururken gemi sahipleri hükümetin Rusya ve Ukrayna ile temasa geçmesini istiyor.

Şubat 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, aradan geçen 4,5 yılda hala ateşkes ve barış ihtimalinden uzak bir biçimde devam ediyor. Son dönemde savaşan tarafların lojistik ağlar, limanlar ve Karadeniz’de seyir halindeki ticari gemilere yaptığı saldırıları artırması ise Türkiye’yi olumsuz etkiliyor.

Türkiye’nin başta Rusya olmak üzere yakın coğrafyadaki ülkeler ile ticaretinin neredeyse yüzde 80’ini gerçekleştiren Türk bayraklı gemilere yapılan saldırılar sonucunda, son dört yılda 50’ye yakın koster ve geminin hedef alındığı belirtiliyor.

DW Türkçe’ye konuşan uzmanlar, Türkiye bandıralı ticaret gemilerinin Karadeniz’deki faaliyetlerinin durma noktasına geldiğini belirtirken, gemi sahipleri AKP hükümetinin Rusya ve Ukrayna ile temaslarda bulunarak saldırıların durdurulmasını talep ediyor.

Türk gemilerine saldırılar artıyor

Giderek daha fazla Karadeniz’e yayılan Rusya-Ukrayna savaşı, bölgedeki limanların yanı sıra seyir halindeki ticaret gemilerine de ağır zarar veriyor. Rusya Savunma Bakanlığı 21 Ağustos’ta Ukrayna’nın Reni Limanı’ndaki silah ve askeri teçhizat depolarını vurduklarını açıklarken, aynı gün Ukrayna’nın da “Necibe” adlı Türk kargo gemisini vurduğu bildirildi.

Saldırıya uğrayan gemiye yanaşarak 18 denizciyi kurtaran Türk bayraklı Kalyoncu Denizcilik’e ait “Ural” adlı geminin de gece saatlerinde saldırıya uğradığı haberleri medyaya yansıdı. Rusya’nın liman kenti Novorossiysk açıklarında gerçekleştirilen saldırı sonucu 1 denizcinin hayatını kaybettiği, 8 kişinin de yaralandığı kaydedildi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı daha önce de, “Yaşar” ve “Nadezhda” isimli Türk sahipli iki sivil geminin 3 Ağustos akşamı yine Novorossiysk Limanı’ndan ayrıldıktan sonra insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradığını ve 11 personelin yaralandığını açıklamıştı.

Bakanlık açıklamasında, “Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın, tüm uyarılarımıza rağmen sivil gemileri de etkileyen şekilde Karadeniz’de giderek yayılmasından ciddi endişe duyulmaktadır” ifadeleri kullanılmıştı.

Peki ticaret gemilerine yönelik bu saldırılar ne anlama geliyor?

“Fırtına öncesi sessizliği yaşıyoruz”

DW Türkçe’ye konuşan İstanbul Denizcilik Stratejileri ve Araştırma Enstitüsü Başkanı Salih Zeki Çakır, “Saldırılar her geçen gün artıyor. Önümüzdeki kötü günlere bakarak bir denizcilik terimi ile söyleyeyim, fırtına öncesi sessizliği yaşıyoruz” diyor.

Arşiv – İstanbul Denizcilik Stratejileri ve Araştırma Enstitüsü Başkanı Salih Zeki Çakır, Karadeniz’de yük taşıyan Türk gemilerinde görevli personelin şu anda can ve mal güvenliğinin olmadığını dile getirdiFotoğraf: Victor Sayenko/REUTERS

Aynı zamanda Karadeniz’deki gemi ticaretinin önemli oyuncularından biri olan Trabzon Tersanesi’nin de yönetim kurulu başkanı olan Salih Zeki Çakır, Karadeniz’de faaliyet gösteren Türk bayraklı büyük kargo gemileri ile kıyı limanları arasında yük taşıyan küçük tonajlı ticaret ve yük gemileri olan “koster”lerin sayısının 700’ü aştığını söylüyor.

Karadeniz’de faaliyette olan toplam gemi sayısının 2 bini aştığını ve bunların büyük kısmının kosterlerden oluştuğunu ifade eden Çakır, “Bu yüzden saldırılardan en çok koster sayısı yüksek olan Türk gemileri etkileniyor. Şu anda gemilerimiz mal ve can güvenliği olmadığı için faaliyetlerini neredeyse tamamen durdurdu” diye konuşuyor.

“Karadeniz’i silah olarak kullanıyorlar”

Ticari gemilere yapılan saldırılar nedeni ile Türkiye’nin ithalatında büyük yer kaplayan petrol ve doğal gaz ürünleri, buğday, mısır, ayçiçeği gibi tahıl ürünleri, demir-çelik ürünleri ve kömür ticaretinde büyük sıkıntılar yaşanmaya başladığına işaret eden Salih Zeki Çakır, “Eğer bu saldırılar durmazsa, kış ayları yaklaştıkça hem Türkiye hem bölge ekonomileri çok ciddi bir zarar görebilir. Belki ticaret farklı yollardan devam eder ama maliyetler artacağı için ekmekten motorine her şeyin fiyatı da artacak” şeklinde konuşuyor.

Bugüne kadar Rusya-Ukrayna savaşı sırasında gerçekleştirilen saldırılarda yaklaşık 50 Türk bayraklı gemi ve kosterin zarar gördüğünü kaydeden Çakır’a göre, her iki taraf da savaşta üstünlük kurmak için lojistik hatları hedef almaya devam edecek.

“Açıklarda hasarlı şekilde bekleyen gemiler var”

“Gemilere saldırıyı Ukrayna başlattı, Rusya da misillemelerle devam etti. Karadeniz’in güvenliğini bir silah olarak kullanıyorlar” yorumunu yapan Çakır, şu görüşleri dile getiriyor:

“Saldırıya uğrayan gemilerimizdeki can ve mal kayıpları bir yana, vurulan gemileri emniyetli bir yere çekecek römorkör hizmeti de çok kısıtlı. Şu anda Karadeniz açıklarında başıboş, hasarlı şekilde bekleyen gemiler var. Bu gemilerin hepsinde yakıt var. Bir süre sonra bu yakıtlar su üstüne çıkacak ve ciddi bir çevre felaketine neden olacak. Bu saldırıların bir an önce durması için hükümetimizin Rusya ve Ukrayna ile temasa geçmesini ve bir çözüm bulmasını talep ediyoruz. Yoksa her şey daha kötüye gidecek.”

Türkiye doğal gaz üretimini artırmaya hazırlanıyor

Bir yandan Karadeniz’deki Türk ticaret gemileri savaşın başladığı günden bu yana en yoğun saldırılara maruz kalırken diğer yandan Türkiye Karadeniz’deki doğal gaz yatırımlarını artıracağını açıkladı.

Geçen hafta 2026’nın ilk yarısına ilişkin petrol ve doğal gaz üretim verilerine ilişkin açıklama yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Karadeniz’de doğal gaz üretimini iki katına çıkaracağız” dedi.

Bakanlık verilerine göre, Türkiye’nin 2025 sonu itibarıyla yıllık doğal gaz tüketimi yaklaşık 60 milyar metreküp olurken, Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretim ise Türkiye’nin ihtiyacının yüzde 4,7’sini karşılıyor.

Arşiv – Tahıl Koridoru’nda seyreden gemilere iki sene önce Ukrayna Sahil Güvenliği eşlik ediyorduFotoğraf: Thomas Peter/REUTERS

Peki Karadeniz’deki saldırılar Türkiye’nin enerji politikalarını etkiler mi?

“Enerji ithalatında ciddi sonuçlar doğurur”

DW Türkçe’ye konuşan Enerji Politikaları Uzmanı Necdet Pamir, Karadeniz’in Türkiye’nin özellikle enerji ihtiyacını karşılamakta stratejik bir öneme sahip olduğunu söylüyor.

Bir yandan NATO üyesi olan Türkiye’nin diğer yandan enerjide Rusya’ya bağımlı bir halde olduğuna dikkat çeken Pamir, “Türkiye ihtiyacı olan doğal gazın yüzde 95’ini ithal ediyor. Bunun da yüzde 36,3’ünü Rusya’dan alıyor. Yine toplam ham petrol ve petrol ürünleri ithalatının yüzde 60’ını Rusya’dan yapıyor. Yine kömür ithalatının yüzde 12,5’ini yapıyor Rusya’dan. Dolayısıyla Karadeniz’de güvenliğin ortadan kalkması Türkiye için ciddi sonuçlar doğurur” ifadelerini kullanıyor.

Akkuyu’ya zenginleştirilmiş uranyum nasıl gelecek?

Karadeniz’deki gemilerin saldırı altında olması, 2026 sonunda faaliyete geçmesi beklenen Akkuyu Nükleer Santrali konusunda da endişelere neden oluyor.

Santralde elektrik üretimi için gerekli olan zenginleştirilmiş uranyumun Rusya devlet nükleer enerji kuruluşu Rosatom’un yakıt şirketi olan TVEL tarafından Batı Sibirya ve Novosibirsk bölgelerindeki üretim tesislerinden deniz yoluyla Türkiye’ye getirilmesi planlanıyor.

Böylesine önemli bir sevkiyatın mevcut çatışma koşulları içerisinde nasıl sağlanacağının bilinmediğini dile getiren Necdet Pamir, “Rusya’dan gelecek zenginleştirilmiş uranyumun Türk boğazlarından geçerek Akkuyu’ya gelmesi gerekiyor. Karadeniz’de gemiler saldırı altındayken bu nasıl gerçekleşecek?” diye soruyor.

“Türkiye’nin eli zayıflıyor”

Tüm bu belirsizlikler nedeni ile, Rusya’ya enerjide bu kadar bağımlı bir Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşının dolaylı ve doğrudan etkilerini de daha derin yaşadığını belirten Necdet Pamir, şu görüşleri dile getiriyor:

“Bu süreçte Türkiye’nin savaşan taraflar ile ilişkilerinde eli zayıf. Bir yandan NATO’da güç kazanmak için Ukrayna’ya silah göndermeyi planlıyor ama kendi ticari gemilerini vurulmaktan kurtaramıyor. Diğer yandan ithalata mecbur olduğu Rusya’dan Ukrayna’ya yardım ettiği için uyarı üstüne uyarı alıyor, ilişkiler geriliyor. Enerji anlaşmalarının uzatılmaması seçeneği gündeme gelebilir. Bu gerçekleşirse, Türkiye’nin enerji güvenliği açısından büyük sıkıntı yaşanır.”

 

Kaynak: DW Türkçe

BENZER HABERLER