Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, ABD’nin ülkesine yönelik bir askeri saldırısının “hesaplanamaz sonuçları olacak bir kan gölüne” yol açacağını söyledi.
Havana ile Washington arasında gerginliğin yeniden tırmanması üzerine 18 Mayıs Pazartesi günü açıklama yapan Diaz-Canel, Küba’nın ABD için ulusal güvenlik tehdidi oluşturmadığını yineledi.
Bu açıklamalar, Küba’nın ABD deniz üslerine (Guantanamo Körfezi dahil) saldırı düzenleyebilecek insansız hava araçları satın aldığına dair bir haberin ardından geldi.
ABD merkezli Axios’ta pazar günü yayımlanan ve gizli istihbarat kaynaklarına dayanan bir haberde, Küba’nın 300’den fazla askeri insansız hava aracı satın aldığı ve bunları Guantanamo Körfezi’ndeki ABD deniz üssüne, ABD askeri gemilerine ve Florida’nın Key West kentine saldırmak için kullanma planlarını görüştüğü belirtiliyordu.
Diaz-Canel, X platformunda yaptığı açıklamada, “Küba hiçbir ülkeye karşı bir tehdit oluşturmuyor, saldırgan planları ya da niyetleri de yok. ABD’ye karşı da böyle bir niyeti yok, hiç olmadı da; bu, o ülkenin hükümeti tarafından çok iyi biliniyor” dedi.
Küba’nın “zaten ABD’den çok boyutlu bir saldırıya maruz kaldığını” ifade eden Diaz-Canel, ülkesinin “askeri bir saldırıya karşı kendini savunmak için mutlak ve meşru bir hakka sahip olduğunu” ekledi, ancak bunun “Küba halkına karşı bir savaş dayatmak için bahane olarak kullanılamayacağını” vurguladı.
ABD’nin ocak ayından bu yana uyguladığı yakıt ambargosu nedeniyle Küba’da ciddi bir enerji sıkıntısı yaşanıyor.
Enerji Bakanı Vicente de la O Levy, Küba’nın motorin ve akaryakıt stoklarının tamamen tükendiği uyarısında bulundu.
Ayrıca Amerikan medyası, Washington’ın eski Küba devlet başkanı Raul Castro’ya karşı bir iddianame hazırlığı için adımlar attığı yönünde haberler çıktı.
CIA başkanı Küba’ya gitti
CIA Direktörü John Ratcliffe, ABD’nin petrol ablukasının etkilerini hafifletmek için 100 milyon dolar yardım teklifini yinelemesinin ardından Havana’da İçişleri Bakanlığı’nda Kübalı mevkidaşıyla görüştü.
15 Mayıs’taki görüşmenin ardından Küba tarafından yapılan açıklamada, toplantıda diyaloğu geliştirmek için çalışıldığı ve Amerikan yetkililere Havana’nın ABD ulusal güvenliğine tehdit oluşturmadığının iletildiği belirtildi.
Bir CIA yetkilisi, BBC’nin ABD’deki ortağı CBS News’a yaptığı açıklamada, ABD’nin “Küba temel değişiklikler yaptığı takdirde ekonomik ve güvenlik konularında ciddi ilişki kurmaya hazır” olduğunu söyledi.
ABD’nin petrol ablukasıyla ülkede daha da kötüleşen yakıt kıtlığı, hastanelerin çalışamamasına, okulların ve hükümet binalarının kapanmasına neden oldu.
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ise yardım teklif etmek yerine ABD’nin ablukayı kaldırması halinde koşulların daha hızlı iyileşebileceğini söyledi.
CIA yetkilisi CBS News’a yaptığı açıklamada, toplantıya eski Devlet Başkanı Raul Castro’nun torunu Raul Rodriguez Castro, İçişleri Bakanı Lazaro Alvarez Casas ve Küba istihbarat servislerinin başkanının katıldığını belirtti.
CIA yetkilisi, heyetin amacının “Başkan Trump’ın mesajını bizzat iletmek” olduğunu söyledi.
Yetkili, “Toplantı sırasında Direktör Ratcliffe ile Kübalı yetkililer, Küba’nın artık Batı yarımkürede muhalifler için güvenli bir sığınak olamayacağı gerçeği zemininde istihbarat işbirliği, ekonomik istikrar ve güvenlik meselelerini ele aldı” diye ekledi.
Küba’dan yapılan açıklamada ise “Her iki taraf da ayrıca, her iki ülkenin güvenliği ile bölgesel ve uluslararası güvenlik çıkarları doğrultusunda kolluk kuvvetleri arasında ikili işbirliği geliştirmeye yönelik ilgilerini vurguladı” denildi.
Küba ve ABD, bu yılın başlarında görüşmeler yürüttüklerini kabul etmişti, ancak petrol ablukasının sürmesiyle müzakerelerin durma noktasına geldiği görüldü.
Küba geçmişte rafineri tesislerine petrolü Venezuela ve Meksika’dan sağlıyordu. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın Küba’ya yakıt gönderen ülkelere gümrük tarifeleri uygulamakla tehdit etmesinden bu yana bu iki ülke büyük ölçüde sevkiyatı kesti.
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez görüşme öncesinde, Küba’nın “ABD’nin yardım teklifinin ayrıntılarını ve bunun nasıl uygulanacağını dinlemeye hazır” olduğunu söyledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı da önceki gün “Küba halkına cömert yardım teklifini” yinelediğini açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio geçen hafta, Havana’nın daha önce 100 milyon dolarlık ABD insani yardım teklifini reddettiğini söylemişti. Küba bu iddiayı reddetti.
ABD Dışişleri Bakanlığı açıklamasında teklifini yineledi ancak yardımın Küba hükümetini devre dışı bırakarak “Katolik Kilisesi ve diğer güvenilir bağımsız insani yardım kuruluşlarıyla koordinasyon içinde” dağıtılması koşulunu dile getirdi.
Bakanlık, Küba yönetiminin şimdi “yardım teklifini kabul etmek ya da hayati önem taşıyan yardımı reddederek, kritik desteği engellemenin hesabını nihayetinde Küba halkına vermek” arasında karar vermesi gerekeceğini belirtti.
Küba Dışişleri Bakanı Rodriguez yanıtında, ABD’nin yardım teklifinin nakit mi yoksa ayni yardım mı olacağının belirsiz olduğunu söyledi.
Rodriguez ayrıca, “Küba hükümeti, iyi niyetle ve gerçek işbirliği hedefleriyle, ister ikili ister çok taraflı olsun, sunulan dış yardımı reddetmez” dedi.
ABD’nin Küba’ya en iyi şekilde, “son aylarda daha önce hiç olmadığı kadar yoğunlaşan enerji, ekonomik, ticari ve mali abluka önlemlerini azaltarak yardımcı olabileceğini” ekledi.
Castro’ya karşı iddianame hazırlığı iddiası
Öte yandan, konu hakkında bilgi sahibi olan ve BBC’nin ABD’deki ortağı CBS News’a konuşan Amerikalı yetkililere göre ABD, 30 yıl önce Amerikan uçaklarının düşürülmesiyle bağlantılı olarak, eski Küba Devlet Başkanı Raul Castro ve ağabeyi Fidel Castro’ya karşı iddianame hazırlığında.
Olası iddianame, Küba’nın 1996 yılında uluslararası hava sahasında, Brothers to the Rescue adlı insani yardım grubuna ait bir uçağı düşürmesiyle ilgili.
Bu durum, ABD’nin Küba hükümeti üzerinde baskı uygulamaya devam ettiğinin bir başka örneği olarak değerlendiriliyor.
Kübalılar aylardır, bazıları ülke genelinde olmak üzere, geniş çaplı elektrik kesintileri yaşıyor.
Son kesintinin ardından Havana’da yüzlerce kişi 13 Mayıs’ta sokaklara çıkarak yolları kapattı, çöp bidonlarını yaktı ve hükümet karşıtı sloganlar attı.
Reuters’ın bildirdiğine göre bu, ocak ayında başlayan enerji krizinden bu yana şehirde tek bir gecede gerçekleşen en büyük gösteri oldu.
Diaz-Canel, ada genelinde “özellikle gergin” bir durum olduğunu kabul etti ve bundan ABD’yi sorumlu tuttu.
Sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Bu kötü gidişatın tek bir nedeni var: Amerika Birleşik Devletleri’nin bize yakıt sağlayan herhangi bir ülkeye karşı akıl dışı tarifeler uygulama tehdidini savuran soykırım niteliğindeki enerji ablukası” ifadelerini kullandı.
Washington’ın ülkeye yönelik ablukası, ABD’nin insan hakları ihlallerinde bulunduklarını öne sürdüğü üst düzey Kübalı yetkililere Mayıs başında yeni yaptırımlar uygulamasıyla tırmandı.
Kaynak: BBC Türkçe