Cahit Kılıç
cahitkilic@tanyerihaber.com
Reşat Ekrem Koçu için şaşırdım. Bekâr yaşadığını ama mezarının bilinmediğini bilirim. Vefa Lisesi’nde ağabeyimin tarih hocası da, Ağabeyim ondan tarih konusunda etkilendi. Ben ilkokul, o lisede, derslerini bana anlatır, beni de tarihe heveslendirdi. İstanbul’un 7. tepesi Koca Mustafa Paşa. Bu zat da II. Bayezid’in hamam tellakı; aslı Fransız mı, Sırp mı bilinmez. Ta sadrıazamlığa kadar yükseliyor. Gide Edebiyat tahsili görmeden, Lev Tolstoy da Kazan Üniversitesi’nden Rus edebiyatını bilmiyor diye atılmasından sonra Rus edebiyatının piri oluyor. Bu işler böyleyken ben de Kazan Üniversitesi Tatar Dili ve Edebiyatı Fakültesi’nde Türk Edebiyatı Tarihi dersi vermiştim.
-
Cahit Kılıç Bunların hayatları ilginçtir. Yazın.Homoseksüellik konusunda töhmetler uydurma da olabilir. Çok kimse de böyle töhmetlere uğramıştır. Tataristan’dayım. Oranın sanat güneşi olarak vasıflandırılan İlham Şakirov için de diyorlardı. Ben adamı çok yakından tanıdım. Alkolikti. Yemek doğru dürüst yemez ama içmese duramaz. Kendisini çok evvelden plaklarını dinleyerek tanımıştım. Ankara’ya gelmişti; birçok ses sanatçısıyla beraber. O zaman Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek Türk Dünyası Festivali düzenlemişti. Bana da bunların mihmandarlık görevini her yetkiye sahip olarak bana vermişti. Bunları meşhur Bulvar Palas’a yerleştirmek işi vardı. Her birinin adını alırken bahsettiğim zata adını sorunca “İlham Şakirov” dedi. Ben de “İlham Şakirov siz misiniz?” demiştim. O zamandan beri samimi olduk. Kazan’a gittiğimde beni görmese olmazdı. Kaç kere evinde de kaldım. Hiç böyle eğilimine şahid olmadım. Üstelik “Seni görünce Allah’ı hatırlıyorum” diye eline tesbih alarak zikreder ve “Allah beni bu hâlimle bağışlar mı?” derdi.Fazıl Agiş Değerli Hocam, yukarıda bahsi geçen 3 kişi de eşcinsel olduklarını kabul etmişlerdir. Yani bir “şayia” değil, ispatlı, tasdikli bilgilerdir.Lev Tolstoy’a gelince Siyaset Bilimi’nde onun hakkında “Hristiyan Anarşisti” kelimesi kullanıldı. Hz. Muhammed (s.a.a.) için yazdığı kitap da Şia’da geçen hadislere uygundu. Akademik olarak yazılmış bir kitapta (şu anda hangi kitap hatırlamıyorum) okumuştum; ona biri en iyi din hangisi diye sorduklarında “İslâm dini, ama sakın Müslüman olma” demiş. Muhatabı da niye diye sorunca “Müslümanların hâlini görüyorsun ya” diye cevap vermiş. Bir de Sadri Maksudî’nin (Arsal) hatıralarında (bunu Maksudî kızı Adile Ayda yazıyor) Tolstoy’la randevu alıp görüştüğünü, uzun uzadıya İslâm hakkında konuşurken karısı gelip “artık vaktiniz doldu” diye yol verdiğini anlatır. Sadri Maksudî Rusya’nın Meşrutiyet yıllarında Duma’da KADET (Konstitutsyonal Demokrat yani Liberal) partisinden milletvekili (deputat). Ama Tolstoy’la görüşmelerinde hangi statüde bilmiyorum. Maksudi Fransa Sorbon’da Hukuk tahsil etmiş bir Tatar aydını. Sovyetler Birliği kurulup Lenin’in self determinatsya politikasından dolayı İdil-Ural Cumhurbaşkanı olduğunda sınırlanmış topraklar yerine İdil-Ural halklarının etno kültürel özerkliğini dile getirdiğinden Başkordistan Cumhurbaşkanı olan Ahmed Zeki Velidî (Togan) ile Velidî sınırları belli toprak olmalı tezinden anlaşamıyorlar. Aralarındaki bu kavga Türkiye’ye geldiklerinde de devam etmiş. İkisi de prof. Maksudî üniversitede ders verdiği gibi Şebinkarahisar Mebusu da olmuş. Velidî de akademik hayata devam etmiştir.Cahit Kılıç O zaman kabul. Melamet meşrepten dolayı da demesinler
Çünkü Melamilikte nefsini aşağılamak için namus sağlam olduğu halde çürük göstermek gibi amelleri vardır. Bir de bunun pirincinin taşını ayıklamak da var. Abdurrahim Utızimenî (kabri Leninogorsk’ta) hatıralarında 20 küsur kaldığı Buhara medreselerinde “beççebâzî” (pedofili) yaygın olduğunu yazar. Bu ahlak bozukluğunu tenkid eder. Bu bilgi de sağlam. Fazıl Agiş Hocam, çok değerli yorumlar yazıyorsunuz, faydalanıyoruz. Allah ömrünüze bereket versin.Cahit Kılıç Çok teşekkür ederim.
-
Murat Bardakçı ve İlber Ortaylı ikisi de Orhan Pamuk’u beğenmezler. Bir araya gelmiştik, Yüksel Gölpınarlı da var. Beylerbeyi’nde Ramazan sahur öncesi yürüyorduk. İlber Ortaylı bana Orhan Pamuk’un kültür yoksunu, minare şerefesine balkon, müezzine imam dediğini yarı kızgın hâlde anlattıydı. Ama gerçekten Koçu’nun imlasını beğenirim. Eski kelimeleri uygun harflerini tonsuzlaştırıp bozmadan yazıyor. Bir ara rahmetli A. Gölpınarlı üstadımla sohbet ederken babam ( o zaman sağdı, Allah rahmet eylesin) ne var ne yok dendiğinde “Allah var, şeriği yok” dediğimde “şeriki yok denmeli dedi. Bu şekil imlayı benimsedim. Nikolay İlminski’ye uyup dilimizi mi bozalım!
İşin içinde cemal âşıkları meselesi var; biraz evvel Fahruddîn-i Irakî hakkında brşeyler okurken adam nalbantın güzel oğlunu karşısına alarak saatlerce seyre dalmış. Bunun üzerine âşık, maşuk, aşk konusunda İstilahatu’-s’Sûfiyye’yi yazmış bir Kalenderî. Onun gibi biri de çağdaşı Evhaduddin Kermânî var. Sûfilerden korkulur.
Yazarın yazı arşivine ulaşmak için buraya tıklayınız…