Memduh Bayraktaroğlu
memduhsb@gmail.com
Önce bir fıkra… Bir Hanımefendi muhalif belediye başkanı, rüşvet vererek aldığı ihalelerle zengin olmuş bir sözde iş insanından rüşvet aldığı iddiasıyla hapiste… 163 milyon TL yatırıp beş ayda 2.170.000.000 TL kazanan ve bunun suç olduğunu da kabul eden iktidar partili bir başka hanım ise, evinde eşiyle beraber özgürlüğün ve elinde kalan 163 milyon TL’nin keyfini sürüyor…
***
Ey güzel insanlar!.. Bir zamanlar kara mizah yapma amacıyla, “içinde H, K, M harfleri bulunan kelimelerden ürküyorum” demiştim… Meğer mizah değil, erken teşhismiş!..
Çünkü bakıyorum da bu üç harf yan yana gelince bende artık şartlı refleks oluşuyor…
Meselâ, hâkim kelimesini duyunca aklıma “adalet” gelirdi… Şimdi bazı kararları okuyunca önce karara, sonra gözlüğüme, sonra Türkçeme şüpheyle bakıyorum: “ben mi yanlış okudum?”.
Hayır, doğru okumuşum…
Sonra bir başka H-K-M geliyor: Hakem… Onun da elinde düdük var… Bir pozisyona bakıyor; milyonlarca insan başka bir şey görüyor, o başka bir şey görüyor…
VAR’a gidiyor… Umutlanıyorum… Dönüyor… Umutlarım gidiyor…
***
Demek ki teknoloji gelişiyor ama insan faktörü yerinde sayıyor…
Bitmedi… Mahkeme. Muhakeme. Hüküm. Hükmetmek, Hükümet… Nereye dönsem H, K, M!..
Türk Dil Kurumu’na sesleniyorum: Bu üç harfi aynı kelimede kullanmak için ruhsat şartı getirin…
Çünkü ben artık “muhakeme” kelimesini görünce bile tedirgin oluyorum…
Oysa “muhakeme” ne güzel kelimeydi… Akıl yürütmekti… Delili tartmaktı… Vicdanla hukuku buluşturmaktı…
Bazen öyle şeyler oluyor ki…
“Muhakeme yapıldı mı?” diye sormuyorum; “muhakeme bu sırada neredeydi?” diye merak ediyorum…
Belki trafik vardı, yetişemedi… Belki yıllık izindeydi… Belki de kapıda güvenlik durdurdu:
“Sen kimsin?..”. “Muhakemeyim…”. “Listede adın yok!..”.
Fakat asıl korkum “hüküm” kelimesinden… Çünkü hüküm, gücünü makamdan değil hukuktan alırsa değerlidir… Adalet terazisinin bir kefesine hukuk, öbür kefesine güç konulduğunda…
Terazinin ne göstereceğini tahmin etmek için hukuk fakültesi mezunu olmaya gerek yok…
Newton Kanunu’nu bilmek yeter… Kütlesi fazla olan taraf, aşağı iner!..
***
Sonunda şunu fark ettim: Ben H, K, M harflerinden korkmuyorum… O harflerin içinin boşaltılmasından korkuyorum… Hâkim ile hakemin adaletten, hükmün hukuktan uzaklaşmasından korkuyorum…
Çünkü bir ülkede vatandaş mahkemeye giderken adalet aramak yerine, “bakalım başıma ne gelecek?” diye düşünüyorsa… Mesele artık üç harfin meselesi değil, bir rejim meselesidir…
Yine de tedbirimi alırım…
Sözümün özü canlarım…
Bundan böyle içinde H, K, M bulunan kelimeleri gördüğümde, önce mesafemi koruyacağım…
Mesela “hâkim” görünce iki metre… “Hakem” görünce beş metre…
“Mahkeme” görünce avukatıma haber vereceğim…
Ama “hukukun hâkimiyeti” denildiğinde?..
İşte ona hiç korkmadan sarılırım…
Tabii bir gün gerçekten karşılaşırsam…