Neşe Doster: Hayaller uğruna verilen mücadele…

𝔹𝕦𝕘ü𝕟𝕕𝕖𝕟 𝕘𝕖𝕣𝕚𝕪𝕖 𝕓𝕒𝕜ı𝕝ı𝕟𝕔𝕒 𝕚𝕟𝕤𝕒𝕟ı𝕟 𝕚𝕟𝕒𝕟𝕒𝕤ı 𝕘𝕖𝕝𝕞𝕚𝕪𝕠𝕣. 𝔾𝕖𝕟𝕖𝕝𝕕𝕖 𝕙𝕒𝕝𝕜ı ö𝕫𝕖𝕝𝕕𝕖 𝕓𝕚𝕫 𝕜𝕒𝕕ı𝕟𝕝𝕒𝕣ı 𝕙𝕖𝕡 𝕥𝕖ğ𝕖𝕥 𝕘𝕖ç𝕖𝕟 𝕓𝕚𝕣 𝕒𝕟𝕝𝕒𝕪ış 𝕧𝕒𝕣. 𝕄𝕒𝕕𝕖𝕞 ö𝕪𝕝𝕖 𝕓𝕚𝕫 𝕕𝕖 𝕜𝕖𝕟𝕕𝕚𝕞𝕚𝕫𝕚 𝕘ö𝕣ü𝕟ü𝕣 𝕜ı𝕝𝕞𝕒𝕜, 𝕜𝕖𝕟𝕕𝕚𝕞𝕚𝕫𝕖 𝕚𝕟𝕒𝕟𝕞𝕒𝕜, 𝕖ğ𝕚𝕥𝕚𝕞, 𝕓𝕚𝕣𝕚𝕜𝕚𝕞 𝕧𝕖 𝕥𝕖𝕔𝕣ü𝕓𝕖𝕪𝕝𝕖 ö𝕟𝕖 çı𝕜𝕞𝕒𝕜, 𝕜𝕚ş𝕚𝕝𝕚𝕜 𝕧𝕖 𝕜𝕒𝕣𝕒𝕜𝕥𝕖𝕣 𝕠𝕝𝕒𝕣𝕒𝕜 𝕜𝕚𝕞𝕝𝕚ğ𝕚𝕞𝕚𝕫𝕚 𝕜𝕒𝕟ı𝕥𝕝𝕒𝕞𝕒𝕜, 𝕚𝕥𝕚𝕣𝕒𝕫 𝕧𝕖 𝕠𝕟𝕒𝕪 𝕒𝕣𝕒𝕤ı𝕟𝕕𝕒 𝕤ı𝕜ışı𝕡 𝕜𝕒𝕝𝕞𝕒𝕞𝕒𝕜 𝕫𝕠𝕣𝕦𝕟𝕕𝕒𝕪ı𝕫. 𝕐𝕒𝕟𝕚 𝕪𝕦𝕜𝕒𝕣ı𝕕𝕒 𝕕𝕒 𝕒𝕝𝕥ı𝕟ı ç𝕚𝕫𝕕𝕚ğ𝕚𝕞 𝕘𝕚𝕓𝕚 𝕓𝕚𝕣𝕓𝕚𝕣𝕚𝕞𝕚𝕫𝕖 𝕕𝕒𝕙𝕒 ç𝕠𝕜 𝕤𝕒𝕣ı𝕝ı𝕡, 𝕒𝕣𝕜𝕒 çı𝕜𝕞𝕒𝕜, 𝕖𝕝 𝕖𝕝𝕖, 𝕤ı𝕣𝕥 𝕤ı𝕣𝕥𝕒 𝕧𝕖𝕣𝕞𝕖𝕜 𝕫𝕠𝕣𝕦𝕟𝕕𝕒𝕪ı𝕫…
-Yaşam - 10 Ağustos 2026 00:01

Neşe Doster

nesedoster@yahoo.com

YAZI ARŞİVİ

Hayatın her anında ve her alanında adımızı yazıp çıktığımız ve çaktığımız pek çok sınavla karşılaştık. Bunları bazen hesaplı kitaplı yaptık, bazen önünü sonunu düşünmeden aklımıza eseni uyguladık, bazen de işi hayatın akışına, oluruna  bıraktık. Sonra ne mi oldu? Bazen hiç çalışmadığımız derslerle yüzleşerek, bazen kayıt tutup, bazen kayıtsız kalarak, bazen ağır yükler yüklenip,  ağır bedeller ödeyerek, bazen de anılar biriktirerek yolumuza devam ettik…

Bu hayat yolculuğunda neler mi duyduk?

Yıllar önce  ABD’ye yerleşip “Ülkeye dönecek misin?” sorusuna; “Burası benim bıraktığım Türkiye değil ki döneyim!” diyen arkadaşlarımız oldu…

“Ben nedense hep aynı yerden yaralanıyorum ve artık kaldıramıyorum!” diye konuşan dostlarımız oldu…

“Son yıllarda artık sık sık bugün tencereye ne girecek diye kara kara düşünmekten yoruldum” diyen hemcinslerimiz oldu…

Tarla ve pazar arasında sıkışıp kalan; “Sorun üretimde mi yönetimde mi? Tövbe ettim bu işe” diye soran ve yakınan çiftçilerimiz oldu…

Zihnimizdeki dehlizleri çoğaltan ve sinirlerimizin sınırlarını zorlayan hayat koşullarıyla baş edemeyerek çekip gitmenin, kaçıp gitmenin, bıkıp gitmenin yollarını arayanlar oldu…

Markette kasiyerlik, lokantada garsonluk, taşıma sektöründe kuryelik yapan ve hayallerinden vaz geçen üniversitelilerimiz oldu…

Hem okuyup, hem çalışan, reddedilmeyi kabullenemeyen, alkışı ve övgüyü hak eden, bu arada hayallerinden vaz geçmeyen gençlerimiz oldu…

Bahanesi ve telafisi olmayan konular…

Bazı yazarlara göre lider imajının nadir örneği sayılan CB tarım politikalarımız hakkında, tarla ve Pazar arasındaki 4 kat fark için, bahanesi de, telafisi de zor olan konularda ne düşünür bilemeyiz, o sarayın, siyasal sadakatin ve yandaş medyanın uzmanlık alanına girer! Biz gelelim akıllara takılı, vicdanlara çakılı kalan çengellere!

Akıllara takılı, vicdanlara çakılı çengellere gelince… 

Gerçek anlamda zorlayan, hepimizin tüylerini diken diken eden, biri bitmeden diğeri başlayan, durmadan tırmanan olaylar sarmalında kalırken! Bunun adı toplumsal çürüme midir? Sızlamayan vicdan, çıkmayan ses, alınmayan önlemler, uygulanmayan yaptırımlar mıdır? Ruhlarımıza sinen kanıksama duygusu mudur? Her vahşetin ardından bir süre konuşup sonra unutmak ya da alışmak mıdır? Yükselen çığlıklara karşı nasırlaşan yüreklerin tepkisiz kalması mıdır? Başta kültürel sorumluluk olmak üzere pek çok şeyi yok saymak mıdır? Sevginin, dayanışmanın, merhametin yerini alan öfke ve intikam duygusuna cevap gibi gördüğüm şair Erkan Saltan’ın; “Biz eski biz olamayız o geçti/ Geriye yol bulamayız o geçti/ Eski demden çalamayız o geçti/ Tekrar başa alamayız o geçti”  dizelerine sığınmak mıdır? Bilemedim.

Bilinen ve teselli veren o ki; Güvenlik önlemleri yetersiz, soru işaretleri çok, şiddet seviyesi endişe verici boyutlarda, öfke kontrolden çıkmış, kadınlar öldürülüyor, çocuklar aç geziyorken farklı olaylarla sarsılanlar birbirine daha çok sarılır oldu… 

Bugünden geriye bakılınca insanın inanası gelmiyor. Genelde halkı özelde biz kadınları hep teğet geçen bir anlayış var. Madem öyle biz de kendimizi görünür kılmak, kendimize inanmak, eğitim, birikim ve tecrübeyle öne çıkmak, kişilik ve karakter olarak kimliğimizi kanıtlamak, itiraz ve onay arasında sıkışıp kalmamak zorundayız. Yani yukarıda da altını çizdiğim gibi birbirimize daha çok sarılıp, arka çıkmak, el ele, sırt sırta vermek zorundayız…

Önemli not: Daha öncede yazmıştım ama yineliyorum. Okur iletilerinde “neden tiyatro, sinema, kitap, konserlerden söz etmiyorsunuz?” şeklinde sorular var. Yangınlardan, görevden alınmalardan,  baskılardan, tutuklama ve gözaltılardan, kadına şiddetten, yaşam pahalılığından  göz açıp sanattan söz etmeye fırsat mı var? Gündem izin versin, ortam sakinleşsin söz sıra ona da gelecek…

 

BENZER HABERLER