Neşe Doster
nesedoster@yahoo.com
Önce sorunun özüne inelim: Etik değerler, tarihi ve toplumsal sorumluluklar, yargıda aranan adalet, inmeyen enflasyon, gittikçe artan dış borç, mali stresin yarattığı travmalar, eğitimde özlenen eşitlik, ekonomide olması gereken bölüşüm vb. Sorunun özü şu! Bu ağır yük daha ne kadar taşınır? Ya da, pek çok soru işaretlerini barındıran sorunlar için ilgili ve yetkililer ne düşünüyor? Onu biz bilmiyoruz, daha doğrusu kimse bilmiyor…
Neden mi? Şundan; Hayat bazen insanın önüne öyle çatallı yollar çıkarıyor ki nasıl bir ivme yakalayacağız, nasıl bir taktik izleyeceğiz, tüm bunları tamamlamaya takatimiz yetecek mi diye sorup duruyoruz…
Günde ortalama 352 esnafın kepenk kapattığı günümüzde sakin siyasete ve acil önlemlere ihtiyacımız varken, çarşı Pazar el yakarken, kapanan fabrikalar, vazgeçilen yatırımlar, kaybedilen gençler, halkın önemsenmeyen aşı ve işi, unutulan akıl, bilim, vicdan terazisinin yerinde esen yeller, enerji, cesaret ve samimiyet sergileyenlerin başına gelenler, iftira ve itiraf arasında gidip geldiğimiz günler, sadece esnemek için açılması gereken ağızlardan dökülen inciler, dik bir duruşun bedelinin genelde destek ve ilgi görmemekle ödendiği ülkemiz, insanların hayalleriyle ve hayatlarıyla oynayanların açtığı gedikler ve ödettikleri faturalar. Bitmedi, biter mi?
Doğru tespitlere, doğru sorulara karşılık; Görmeyen gözler, duymayan kulaklar ve kişisel çıkarlar…
Ara başlıktan yola çıkarak önemli ve önemsenmesi gereken sorum şu? 3 emekliden ikisinin çalıştığı ülkemizde; Son 6 ayda 65 yaş üstü 72 işçi iş kazasında hayatını kaybetmişse! Osmaniye’de 72 yaşındaki bir emekli; “Ne alsam yetmiyor, ek iş olarak bu yaşta hamallık yapıyorum!” diyorsa! 65 yaş üstü çalışan emekli sayısı son 10 yılda yüzde 74 artmışsa! Yine son 6 ayda iş cinayetlerinde 1063 emekçi yaşamını kaybetmişse!
Yılın ilk 6 ayında 150 kadın öldürülmüş, 151 kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirmişse! Failler her zaman olduğu gibi yakınlarındaki erkekler ise! İnfaz düzenlemeleri ve cezasızlık devam ettikçe biz bu cinayetlerie daha ne kadar katlanacağız?
Biz kadınlar için; Zor olanı sevmek ve seçmek hayatın önümüze açtığı perdenin alt yazıları mıdır? Kaderin ve yanlı yönetimlerin genelde kadınlara kestiği fatura mıdır? Boşuna kapılan hayallerin sonucu olarak günahsız yere ödetilen bedeller midir? Sanırım uzayıp gidecek olan bu mevzular derin ve bizim anlayabileceğimiz ebatlarda değil. O nedenle işe acilen susan dillerin, görmeyen gözlerin el atması gerekir diyelim ve dileyelim…
Çünkü sırtımıza yüklenen ağırlıkları artık kaldıramıyor, heybemize yüklenen ve içimizi acıtan anları ve anıları artık taşıyamıyoruz. Yetti artık demek yerine, duygusal ve yerinde tepkilerimizi görmek, gerekirse tamamlamak, gerektiğinde taçlandırmak, bazı şeyleri zamanında ve tadında bırakmak, bazı şeylerin sızısının çok derinlerde olduğunu görmek, anlamak ve kabullenmek bazen yakınlarımızın, bazen yetkililerin işi değil midir?
Heybemize olumsuz anılar yükleyenlere sormak zorundayız…
Umut, korku, öfke üçlüsünün bazen siyasal ve toplumsal depremlere yol açmasından mutluluk duyuyor musunuz? Atılan bazı yanlış adımların, siyasal zikzakların tarihin tozlu raflarında yerini alırken, hiç de hayırla yad edilmeyecek anlamına geleceğini düşünmüyor musunuz? Teslimiyet ve direnişin ne anlama geldiğini acilen öğrenmesi gerekenlerin ısrarla ve inatla aldıklarını zannettikleri yol ihanet değil midir? Bu sorular izaha muhtaçtır.
Yazımın sonunda alkış ve övgüler, yüzümüzü güldüren, yüz akımız olan Atatürk’ün Kızlarına…
Başarılara, zaferlere, mutlu haberlere en çok ihtiyaç duyduğumuz dönemde Kadın Voleybol Milli Takımımız Milletler Liginde ABD, Kanada, Çin, Brezilya’yı yenerek bir kez daha içimizi ısıttı, yüreğimizi kabarttı, gözlerimizi yaşarttı, ellerimizi alkıştan kızarttı. Türk kadının gücünü, azmini ve başarısını, bir ulusunun yükselişinin kadınların cesareti kadar olduğunu bir kez daha dünyaya kanıtladı.
Özetle! Son haftalarda yüzümüzü güldüren olaylardan birisi değil, birincisi olan sizlerle gurur duyuyor, bir kadın olarak ağız ve gönül dolusu takdir ve teşekkürlerimi sunuyorum…