Neşe Doster
nesedoster@yahoo.com
Giriş sorusu? Uyandığımız her yeni günün yanıtlanmamış sorularımıza ve çözülmemiş sorunlarımıza yenilerini kattığı günümüzde; Silahlanmanın ihmalkarlıkla bir ilgisinin olup olmadığını, koruyup kollamanın, sarıp sarmalamanın fon sorunuyla, yarım milyona yakın mağdurla yine karşımıza çıkmasının sonuçlarını, Maliye Bakanının ABD’de; “Türkiye’nin ekonomisi güçlü ve dayanıklıdır” sözüne karşılık her 10 kişiden 8’inin ay sonunu neden getiremediğini yetkililer nasıl açıklıyor acaba?
Diğer önemli soru şu? Kendileri için sağlam bir gelecek göremeyen ve umutsuzluğa kapılıp, mutsuz olan gençlerimiz uzun süredir yarınlarını başka ülkelerde arama çabası içine girdiler. Yapılan anketlere göre gençlerin yüzde 64’ü başka ülkelerde çalışıp, çifte vatandaş olmayı hayal ediyor. Bu durum ülkemiz ve yarınlarımız adına üzücü, kaygı verici değil midir? Evlenmeyi sürekli erteleyen, çocuk yapmayı hiç düşünmeyen, ya da “ileride tek çocukla yetinirim!” diyen gençlerin sorunlarına yetkili zevat ne zaman ciddi şekilde eğilmeyi düşünüyor? Eskiden üniversite mezunlarının gittiğini, şimdilerde ise kaçışın lise düzeyine indiğini MEB ne zaman görecek acep?
Daha önemli soru? Okullardaki sorunun güç zehirlenmesi mi, ateşli silahlara kolay ulaşılır olmak mı, güvenlik zafiyeti mi, kimlik bunalımı mı, ailelerin ilgisizliği mi, tv’lerdeki dizilere özenme mi olduğunu irdelersek; Karşımıza bazı ürkütücü gerçekler çıkar. Örneğin Umut Vakfı’nın raporlarına göre ülkemizde 30 milyonu ruhsatsız, 34 milyon silah bulunuyor. (bu işin bilinen kısmı!) Ruhsatlı 4 milyon silahın 1 milyonu kolluk kuvvetlerinin elinde, 3 milyonu ya halkın cebinde, ya evinin dolabında, ya da duvarında asılı duruyor. Bu neyin göstergesidir, gücün altını mı çizmektir, sonuçları hesap edememek midir? Son 12 yılda toplam 26 bin kişi silahlı saldırılarda hayatını kaybetmişse bu sorun acilen masaya neden yatırılmamaktadır?
En önemli dördüncü soru? Okul saldırılarında daha önceden atış talimi yapan öğrencilerin ve yaptıkları planlardan yakın çevresine söz eden gençlerin sorunlarını MEB ne zaman görecek?
Sondan bir önceki soru? Gençleri işisizliğe, umutsuzluğa, arayışa mahkum edenler! İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede kaldıranlar! Hakta ve hukukta çifte standart uygulayanlar! Tehdidi, korkutmayı, şafak operasyonlarını normalleştirenler! Yoksullla varsıl arasındaki uçurumu görmeyenler! Sevgiyi, adaleti, cesareti, bilimi, eşitliği tehlikeli sayanlar! Daha ne kadar susacak, yok sayacak, ayrıştıracak ve görmezden geleceksiniz?
Ve son soru? Gençlerin hangi psikolojik zeminde olduğunu, onların profil arayışını, ekranlarda normalleştirilen şiddetin türünü, sıradanlaştırılan suçları, artan silah kullanımını anlamak, dinlemek ve acilen önlem almak için, şiddet sarmalından bir an önce kurtulmak için, toplumsal dokunun daha fazla bozulmaması için daha kaç olay, kaç okul baskını yaşamak gerekecek?
Bir kez daha dur durak bilmeyen kadın cinayetlerine gelelim!
Bir hafta içinde 8 kadın daha yaşamdan koparıldı. Batman’ın Kozluk ilçesinde bir baba karısını ve iki çocuğunu öldürüp intihar etti. Osmaniye’de hamile kadın gördüğü şiddetten sonra hayatını kaybetti. Denizli’de 43 yaşındaki kadın bıçaklanarak öldürüldü. Gaziantep’te 27 yaşındaki kadını eşi pompalı tüfekle katletti. Sapanca’da 34 yaşındaki kadını 16 yaşındaki oğlu tabancayla öldürdü. Hatay’ın Payas ilçesinde boşanma aşamasındaki kadını eşi pompalı hayattan kopardı. Konya’nın Hadim ilçesinde 63 yaşındaki kadını eşi boğarak öldürdü. Tekirdağ’ın Kapaklı ilçesinde 75 yaşındaki kadın 80 yaşındaki eşi tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Bu bir hafta içinde öldürülenlerin arısında hamile olan var, 75 yaşını aşmış olan var…
Şimdi resmin bütününe bakarak soru zamanı? Öldürülenleri sadece istatistik olarak görenler! Çok da önemsemeyenler! “Kadınsa kadınlığını bilecek, susacak, boyun eğecek, mutfaktan çıkmayacak, çocuklara bakacak, boşanmak istiyorsa kara toprağı boylayacak” diyenler! Mahkemede “iyi halleri nedeniyle, lacivert takım elbise giydiler diye, yere bakarak “pişmanım!” dedi diye, “onu seviyordum o nedenle oldu”! diye cezasızlıkla ödüllendirilenler! Bu nasıl bitip tükenmeyen bir çeteledir?
Artık kadın cinayetleri sınır, yaş, yer, kardeş, oğul, koca, akraba tanımıyor. Kim olursa olsun eline silahı alan çekip vuruyor, yaşı kaç olursa olsun bir neden mutlaka bulunuyor, anlı şanlı basınımız haberi kıskançlık, mesajlaşma, izinsiz evden çıkma, itirazetme, cinnet geçirme vb olarak ve gerekçe yaratarak veriyor. Sürekli hesap sormanın, tehdit etmenin, korkutmanın, baskı altında tutmanın sonucunda neden hep bedeli kadınlar ödüyor? Eski bir diplomat olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı bu konuda ne düşünüyor?
BM’de gurur anları…
Yandaş basına göre “adaletin ve mazlumun sesi” CB, BM’de yaptığı konuşmada bir kez daha küresel ve vazgeçilmez aktör olduğunu kanıtlayarak; “Kesintisiz büyüme devam ediyor, dünyanın 16. Avrupa’nın, 6. büyük ekonomisine sahibiz!” demiş. BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı olan Emine Erdoğan’da boş durmamış, küresel iklim değişikliğinden girip, insanla maneviyat arasındaki paralelliğe vurgu yapıp, israf ekonomisine değinmiş. Bununla da yetinmemiş; “Çocuklar İçin Güvenli Dijital Sistemler İnşa Etmek” etkinliğinde konuşmuş. Dinleyiciler arasında Afrika ve Körfez ülkelerinden gelenler de varmış. Erdoğan çifti etkinlikler konusunda birbiriyle adeta yarışıyor değil mi?