Neşe Doster: Vaatler ve sonuçlar! Esas soru budur…

-Gündem - 16 Temmuz 2026 00:01

Neşe Doster

nesedoster@yahoo.com

YAZI ARŞİVİ

Geçim derdi, yüksek kira, önlenemeyen zamlar, artan işsizlik, farklı kuşakları aynı dertte, ortak sorunlarda buluşturunca! Dedeyle, nineyle torun, aynı sorunun sarmalında buluşunca, üniversiteli barınmak için, emekli geçinmek için ucuz ev arayınca, ev arkadaşı olarak yaşamak tek çare olarak akla gelince! 23 bin TL’ye mahkum ve mecbur edilen ve ay sonunu getiremeyen emekli geçinebilmek için iki odalı evinin bir odasını kiraya vermeye kalkınca! 16 bin TL’ye kalınan yurt ücreti 40 bin TL’ye çıkınca yurttan ayrılmak zorunda kalan öğrenci ev arkadaşı aramak zorunda kalınca! 30 bin TL’ye zar zor bulunan küçücük evi 4 arkadaş paylaşınca! Gel de yazma…

Öğrenciler için barınma lüks! Emekliler için geçinme zorlaşınca…

Gel de yüksek yaşam maliyetleri karşısında yeni çözüm yolları arama! Gel de KYK yurtlarının yetersizliği karşısında yıllık bedeli yarım milyonu aşan özel yurtlarda kal! Gel de yüksek enflasyon karşısında der gelirli ailelerin çocuklarını düşünme! Gel de barınmanın yanına yeme, içmeyi, okul masraflarını, kitap kırtasiye, giyim, ulaşım, telefon faturası için harcanması gereken parayı denkleştirmeye çalışanları düşünme! Ya da simit, dürümle, tostla idare edenleri anma! Ya da inşaat ve tadilat işlerinde çalışmasına rağmen geçinemeyen, eşe dosta haber salan, evinin camına ilan asan evdeki boş odasını kiraya vermeye çalışan emeklilere anlama!

Gelelim yoksulluk sarmalının bir başka ayağı olan çocuklara…

Fırsat eşitsizliği, yoksulluk çocukların peşini asla bırakmıyor. TÜİK verilerine göre çocukların yüzde 25.5’i çalışmak zorunda kalıyor. Çocuk işçiliği son 5 yılda yüzde 57 artmış. Tatil yapamayan çocuk oranı yüzde 22.2. Koşullar böyle iken gel de, “Tatile gidecek misiniz?” sorusuna;  “Tatil mi o ne? Tatile gitmek ne demek?” diye yanıtlayan çocuğun iç dünyasına dalma…

7 yaşındaki çocuk; “Yazın tatile gidiyor musun? Sorusuna, “tatil park mı demek, parkta oynamak mı demek?” yanıtını veriyorsa! 9 yaşındaki çocuk geçimini mendil satarak sağladığını söylüyorsa! 10 yaşındaki çocuk su satarak aile bütçesine yardımcı olduğunu ifade ediyorsa! Gel de için acıyarak bu örnekleri sıralama…

Yoksulluk koşullarında yaşayan 15-17 yaş grubundaki 970 bini kayıtlı çocuk işçi olarak istihdam edilirken, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi çocukların güvence altında dinlenme, oyun oynama, kültürel yaşama katılma hakkı olduğunu söylüyor. BM bunu kime söylüyor anlayan varsa beri gelsin…

Bu arada aile bütçesine katkı için, küçük kardeşleri okusun diye kendi eğitiminden ve hayallerinden vaz geçen çocuk sayısı giderek artıyorsa! Ülkemizde çocuklarının bir haftalık tatil masrafını karşılayabilen aile oranı yüzde 51 olarak açıklanıyorsa! Bunun adı yoksulluğun, fırsat eşitsizliğinin, geleceksizliğin yansıması ve göstergesi değil midir? 

Bazen savrulan rüzgarlar ilkbaharı değil, sonbaharı işaret eder…

Siyasetin gündemi vurdumduymazlık ise, halkın gündemi mutfaktaki yangın ise! O ülkeyi yönetenlerin, siyasilerin, partilerin, politikacıların acil çıkış kapıları ve çözüm yolları bulma sorumluluğu ve zorunluluğu vardır. Hal böyle iken çalınan kapılar gelecek değil, geçmişe duyulan özlemin tıkırtıları ve ayak sesleridir. Keşke yanılsak ama gerçek bu ne yazık ki…

Tarladan seraya, sanayiden fabrikaya, ilkokuldan üniversiteye, köyden kente, ulusal gelir eşit olarak paylaşılmıyorsa! Meydanları hak aramak için dolduranlar gözaltı, ters kelepçe, polis copu, biber gazıyla karşılanıyorsa!  Adalet yok edilip güven duygusu azalırken insani, vicdani, ahlaki refleksler iflas ediyorsa! Yoksulluk, yolsuzluk, adam kayırma, çatışmacı ve kutuplaştırıcı dil, şehir rantı, betonlaşma, ağaç ve orman katliamı, hava ve deniz kirliliği, düşmeyen enflasyon, diplomalı işsizler ordusu, zengin yoksul uçurumu, ucuz gıda almak içini uzayıp giden kuyruklar, koltuk kapma yarışları neden bu ülkenin kaderi olsun?

NATO zirvesi için ülkemize gelen ABD başkanı önceden açıklanmasına rağmen nedense son anda Anıtkabir ziyaretini iptal etti. Çok üzüldük doğrusu! Ama kendisine hatırlatmamız gereken bir şey var, danışmanları okuyup anlatırlar belki…

Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski’nin eşi Olena Zelinska Anıtkabiri ziyaret etti, Büyük Atatürk’ün mozolesine çiçek koyarken O’nun; “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözlerini hatırlatarak şunları söyledi; “Atatürk, Türkiye Cumhuriyetinin ilk başkanı olarak reformlar yaptı, kadınlar için eğitim, çalışma ve oy kullanma hakkı sağladı. Atatürk anıtına çelenk koyarken hem ülkelerimizde, hem evde barış diliyorum.”

Sn. Olena Zelinska’nın bu sözlerinden dünya liderlerinin alacağı ne çok ders var değil mi? Keşke kadınlar kadar yürekli, kararlı olsalar ve tarihsel bilgi ve bilince sahip olsalar… 

Bilmeyenlere ve görmeyenlere hatırlatalım! Kimse Sn. Zelenski’yi zorla ve zorlayarak Anitkabir’e götürmedi. İsteyerek gitti, içinden geçenleri yazdı. Psikolojik ve sosyolojik zemin bu kadar kayganken liderler ve eşleri bu konuyu müzakere ve muhakeme etseler mi?

 

BENZER HABERLER