Nostaljik yazılar 21
En son yazımı 30 Ekim’de okumuştunuz. Kaldığımız yerden hasret türküleri yakmayı sürdürelim dediğinizi duyar gibiyim (!) o nedenle Kars deyince aklıma ne mi düşüyor? Sıralamaya çalışayım…
Kars deyince! Çocukluğum, gençliğim, kavak yellerinin estiği sorumsuz yıllarım, geçmişim, zenginliğim, buluşma mekânım, kucaklandığım ve kucakladığım ata toprağım düşüyor aklıma…
Kars deyince! Soyadını unuttuğum, adını ezber ettiğim, duruşunu beynime mıh gibi çaktığım arkadaşlarım geliyor gözümün önüne…
Kars deyince! Biri yazlık, diğeri kışlık Beykoz kunduralarıyla, beyaz gömlek, bordo kravat, Sümerbank mamulü lacivert takım elbiseleriyle, her daim jilet gibi ütülü pantolonlarıyla, daima traşlı yüzleri, kolonya kokusu sinmiş giysileriyle, son derece uyumlu tayyörleri, şık ceket – etekleriyle, bakımlı saçlarıyla unutamadığım öğretmenlerim düşüyor aklıma…
Kars deyince! Varsıl olmayan, ama yoksulluğu da göze batmayan ailelerimiz geliyor aklıma…
Kars deyince! Şanssız doğanların kaderini değiştirmek için, elini taşın altına koyan ve yaptıklarını hiç unutamayacağım hemşerilerim takılıyor zihnime…
Kars deyince! Yüzüne yeryüzünün yükü, tahribatı, acısı, yoksulluğu sinen ve kendilerine uzatılan elin cömertliği karşısında bakışları hatıralarımdan silinmeyen sınıf, sıra, okul, mahalle arkadaşlarım giriyor düşlerime…
Bu girişten sonra gelelim teşekkür faslına…
Demem o ki! Zamanla kendimize ayrı dünyalar, ayrı yuvalar, yeni hayatlar kurmamıza rağmen, bizler baba evimiz gibi belledik Kars’ı! O büyük ve kadim evi hep içimizde taşıdık. O nedenle, toprağımızı hiç terk etmeyen onu koruyup kollayan hemşerilerime yeri geldikçe teşekkür etmem bundan…
Kars’ın bir evladı olarak, sanatsal duyarlığını bu kentte yaşanmış bir çocukluğa borçlu bir yazar olarak, doğduğum topraklara bana kattıkları için teşekkür etmem bundan…
Kırık kaburgasıyla cepheden cepheye koşan, savaş meydanlarında amansız böbrek sancılarını pelerinine sarınarak hafifletmeye çalışan, kendi içme suyunu abdest alıp namaz kılması için Mehmetçiğe veren, hastalığının en ileri aşamasında; “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” diyen Büyük Atatürk’ü ve onun devrimlerini bağrına basan hemşerilerime teşekkür etmem bundan…
Yemen türküsüyle ağlayan, Zeybekle diz vuran, ata barıyla halay çeken, tuna dalgalarıyla vals yapan bir gönül ve duygu adamını “Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa” türküsüyle memleketimizde selamlayan, ağırlayan, uğurlayan büyüklerimize teşekkür etmem bundan…
“Eyyyy Neşe! Sadede gel!” derseniz! Derim ki!
Hele de zalım yaşlılığın kapıyı daha sık çaldığı dönemlerde ve zor zamanlarda herkes yaslanacak birilerini arar ya! Bu bazen bir omuz, bazen bir dost, bazen sığınılacak bir liman, bazen bir kent, bazen de artık sadece mezar taşları kalan anne ve babalarımızın koruyan- kollayan varlığı olur ya!
İşte bu duygularla dolu olan bizler ve bizim kuşak memleketimize ve geleneklerimize farklı duygularla bağlı bir nesiliz. Makul bütçelerle büyük hayaller kurulamayacağının farkındayız. O nedenle kimimiz yatırım yaparak, kimimiz siyaset yaparak, kimimiz mevzileri terk etmeden Kars’a bir mıh gibi çakılıp kalarak, kimimiz de kitaplar ve yazılar yazarak Kars’a olan vefa borcumuzu ödemenin yollarını arıyoruz.
Tabii ki eski Kars’la yeni Kars arasında çok fark var. Ama bizim ona sevgimizin arasında hiçbir fark yok. Sınır konulmayan, sınır tanımayan tutkulardan birinin memleket sevgisi olduğunu bildiğimiz için biz kendimizi her ikisine de ait ve çok yakın hissediyoruz.
Sadece gözümüzü açtığımız yer değil, cumhuriyetin ilk tohumlarının atıldığı yer olarak da gurur duyduğumuz memleketimizin hepimizin anılarında özel bir yeri olduğunu bildiğimiz için her çağrıya, her toplantıya koşarak gidiyoruz…(duk!)
Kars, benim ve kuşağım için bize kitaplar yazdıran, bize hasret türküleri söyleten, bizi koruyup kollayan, sırtımızı bir kaya gibi dayadığımız bir yer olduğundan ona hep sahip çıkıyoruz. Parasal gücü olan yatırım yaparak, eli kalem tutan yazıp çizerek, mevzilerini terk etmeyenler o topraklarda çakılıp kalarak, ondan ayrı olsak da ondan kopmadığımızı kanıtlıyoruz. Bunu bir bakıma küçük şehirde doğanların ortak yazgısı sayarak!
Hep söyler, her yerde altını çizerim! Kars, yıllar önce sahnelerinde yerel aktör ve aktrislerin yer aldığı, batıdan gelen oyunların kapalı gişe oynadığı, yeni çıkan filmlerin ilk gösteriminin yapıldığı, sanata ve sanatçıya değer veren bir ildi.
Yine kadın erkek ilişkilerinin düzeyli olduğu, kaçgöçün olmadığı, töre cinayetlerinin işlenmediği, birbirini tanımayan insanların aynı oyunda el ele kol kola bar oynadığı, okuma yazma oranının oldukça yüksek olduğu bir ildi.
Bu nedenledir ki! Sıraladığım ve atladığım tüm bu nedenlerden ötürü adını yüreğimize altın harflerle kazıyan memleketimin çağdaş yapısını ayakta tutanlara, katkı sunanlara bu yazımla yine ve yeniden teşekkür etmek istedim…
Bu duygusal parantezi kapatırken! Farklı dönemlerden, farklı duyarlılıklardan, farklı birikimlerden gelsek de ortak paydamızın ne olduğunu bildiğimi bilin, bildiğinizi bilirim demek istedim…
Bir kez daha; Memleketimizin saran, sarmalayan, kucaklayan, koruyan, sahip çıkan özelliklerini unutmayan herkese sonsuz teşekkürlerimi sunmak istedim…