Recep Genel
recep.genel@nefes.com.tr
TL, buz üstünde patinaj yapmaya başladı. Yıllar önce adı hiç telaffuz edilmeden doların gırtlağını sıkıp kontrollü kur rejimine geçen ekonomi yönetimi ağır ağır ayağını frenden çekiyor. Doların önündeki setleri azaltıp yavaş yavaş yükselmesinin önünü açıyor. Nitekim yılbaşından bu yana dolar karşısında yüzde 9.4 değer yitiren TL’nin aylık kaybı yüzde 7’yi aştı.
Doların iplerini gevşetmek hiç kolay olmayacak. Ekonomi yönetimi bugüne kadar “Döviz piyasalarına müdahale etmiyoruz”, “Bir kur hedefimiz yok” açıklamaları yapıp piyasaları kontrol altında tutmayı tercih etti. Çünkü “Yüksek faiz, düşük kur” politikası enflasyonla mücadelenin en önemli aktörü olarak kullanılıyor.
Mehmet Şimşek, Haziran 2023’te Hazine ve Maliye Bakanlığı koltuğuna oturur oturmaz önce Nureddin Nebati döneminden devraldığı dövizin iplerini gevşetti, doların 30 liraya kadar tırmanmasına izin verdi. Sonra enflasyonla mücadele için doları yeniden cendereye aldı. Aradan üç yıl geçtikten sonra benzer bir operasyon yine kaçınılmaz hale geldi. Ekonomistler önümüzdeki dönemde kaçınılmaz olarak TL’nin zayıflayacağını öngörüyor. Çünkü “Yüksek faiz-düşük kur” politikası uzun bir süredir sürdürülüyor ve artık ani kur atakları tehlikesi yaratmaya başladı. Muhtemelen ekonomi yönetimi de tehlike çanlarını duydu ve barajı biraz daha ileri taşımaya çalışıyor.
Kısacası Şimşek’in enflasyonu kontrol altında tutmak için ısrarla sürdürdüğü “Yüksek faiz-düşük kur” formülü alarm veriyor. Ama ekonomi yönetimi “Yüksek faiz, düşük kur” politikasından vazgeçmek istemiyor.
Her şeyi örtbas ederek yol aldığımız için kur politikasına da aynı zihniyet yön veriyor. O yüzden yeni barajın nerede kurulacağını kimse bilemiyor. Görünen o ki önümüzdeki günlerde doların kademeli olarak yükselişini sürdürdüğünü görmeye devam edeceğiz. Yine “Bir kur hedefimiz yok” diye açıklama yapmaya devam edecekler. Ancak dolar kademe kademe yükselerek bir noktada yeni bir denge bulacak.
Sabit kur hesabı yaparak Türkiye’ye giren yatırımcıları ürkütmeden bunun yapılması gerekiyor. Türkiye’ye giren yabancı paranın 320 milyar dolar seviyesinde olduğu dikkate alındığında bunun ne kadar zor bir operasyon olduğu daha iyi anlaşılır. Yoksa olası bir panik büyük bir şok dalgasına dönüşebilir.
SERVETLERİ BÜYÜTTÜ
Dolar yavaş yavaş yukarı taşınsa da “Yüksek faiz-düşük kur” denkleminde ısrar edildiği sürece servet transferi de tam gaz devam edecek. Üstelik servetini büyütenler sadece tatlı kâr için gelen sıcak paracılarla sınırlı değil. Bizim milyonerlerimiz hem zenginleşiyor hem de aralarına yenileri katılıyor.
Bu yerli ve milli kriz reçetesi milyonları yoksullaştırırken her gün yeni milyonerler yaratıyor. Rakamlara bakacak olursak 3.1 milyon kişinin bankada 1 milyon liradan fazla serveti var. Hatırlatmakta fayda var; Şimşek koltuğa oturduğunda milyonerlerin sayısı sadece 984 bindi.
İsviçreli banka UBS’nin raporuna göre son bir yılda 5.650 kişi dolar milyonerleri arasına katıldı. Dolar milyonerlerinin sayısı 93 bine ulaştı. 2023’te bu sayı 60 bin kişiydi.
Servet transferini bundan daha iyi özetlemek mümkün mü? Deyim yerindeyse uygulanan model bir milyoner üretim merkezi gibi tıkır tıkır işliyor.