Recep Genel: Soma’daki o tekme her şeyin tarifiydi…

-Konuk Yazar - 14 Mayıs 2026 18:38

Recep Genel

recep.genel@nefes.com.tr

Tam 12 yıl önce, Soma’daki maden faciasında 301 madenci göçük altında kaldı. 13 Mayıs 2014’teki facianın ardından Başbakan Tayyip Erdoğan bölgeye gittiğinde, konvoydaki araçlardan birine tekme atıldı. Özel harekat polisleri anında devreye girdi. Otomobili tekmeleyen madenciyi yere yatırdılar. Özel Kalem Müdür Yardımcısı Yusuf Yerkel hemen oradaydı, yere yatırılan madenciye sıkı bir tekme attı; sonra aracına bindi, gitti. Ertesi gün yerdeki madenciyi tekmeleyen fotoğrafı tüm Türkiye’nin gündemine yerleşti.

Cumhuriyet tarihinin en büyük maden faciası yaşanmıştı ve kimsesizi sahipsiz bırakmayan devlet-i aliyenin şefkati, adaleti, hakkaniyeti işte o tekmede vücut bulmuştu.

O tekme adeta herkese yerini, haddini tarif ediyordu. O tekme işçinin değerinin, iktidarların işçiye bakışının özetiydi. O tekme bizi daha nelerin beklediğinin temsil-i suretiydi. Aynen de öyle oldu…

YERKEL RUHU HER YERDE

Madenciler daha sonra attıkları her adımda bunu bir kez daha, bir kez daha test etti. Son olarak başkentin göbeğinde günlerce açlık grevi yapıp maaşlarını, tazminatlarını almaya çabalayan madencilerin yaşadığı dram; değişen hiçbir şeyin olmadığını, hatta daha kötüye gittiğimizi görmemizi sağladı.

“Yerkel ruhu” memleketin her yerinde hepimizi tekmeliyor, copluyordu.

Olaydan sonra Yerkel, pişkin pişkin “Ayağım incindi” diye rapor bile aldı. Ne o özür diledi ne de birileri çıkıp bu ayıp için iki kelam etti. Aradan 6 yıl geçti, Ocak 2022’de Yerkel, sessizce Frankfurt’a “Ticaret Ataşesi” olarak atandı. Bu ülkenin düzeni buydu; madenciyi tekmeleyeni, işçiyi coplayanı devlet-i aliye koruyup kolluyordu.

Soma’nın hikâyesi burada bitmedi. O Başbakanlık aracını tekmeleyen madenci Erdal Kocabıyık, daha sonra “kamu hizmetine tahsis edilmiş eşya hakkında mala zarar verme” suçundan 543 lira para cezasına çarptırıldı.

Tekmenin peşini bırakmıyorlardı…

Ceza sadece Erdal Kocabıyık’a kesilmedi. Yıllar geçtikçe tablo daha net ortaya çıktı. O günlerde madencilerin avukatı olan Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı, daha sonra Gezi Parkı dolayısıyla yargılandı, hâlâ cezaevinde yatıyor. Can Atalay’ın milletvekili seçilmesi bile tahliye olması için yeterli olamadı.

Soma davası yıllarca devam etti. 301 kişinin hayatını kaybettiği facia dolayısıyla 5’i tutuklu 51 sanık yargılandı. Dava sona erdiğinde işçinin hayatını kaybetmesine sebep olan, facianın müsebbipleri birer ikişer tahliye oldu. En yüksek cezayı alan Soma Holding’in CEO’su Can Gürkan, ölen madenci başına altı gün hapis yattıktan sonra 2019’da tahliye oldu. Ve böylece davada tutuklu sanık da kalmadı.

Başkan gitti, bir şey değişmedi

TÜİK’te yeni bir dönem başladı mı? Hayır, başlamadı. TÜİK dün neyse yarın da o olacak. TÜİK’in çok tartışmalı Başkanı Erhan Çetinkaya’nın koltuğunu Mehmet Arabacı’ya devretmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecek.

Aksini düşünenler, “Çok yıpranmıştı, bakalım yeni başkan ne yapacak” diyenler yanılıyor. Görevden affını istediğin bir düzende yaşıyorsan; çok yorulmak, başarısız olmak, tartışmalı olmak bir anlam ifade etmiyor. Bu sistemde göreve gelmek yetenek ve liyakat istemediği gibi, görevden ayrılmak da bir anlam ifade etmiyor.

2022’den bu yana koltukta oturan eski Başkan Çetinkaya’yı birkaç hafta geçmeden unutacağız. Adı neydi? Ne zaman göreve gelmişti? Koltuğu kimden devralmıştı? Hiçbirini hatırlamayacağız. Yeni Başkan Arabacı da gün gelecek görevden affını isteyecek. Ve kabul edildiği için teşekkür edip gidecek.

 

Kaynak: nefes.com.tr

 

BENZER HABERLER