ABD’nin, Küba’ya yön
ABD medyasında yer alan haberlere göre, Raul Castro’ya yönelik olası bir iddianame, Washington ile Havana arasındaki derinleşen krizde dikkat çekici bir gelişme olacak. Küba ise Başkan Donald Trump’ın uyguladığı yakıt ambargosu nedeniyle sık sık yaşanan elektrik kesintileriyle mücadele ediyor.
Trump’ın, Küba’daki komünist yönetimi devirmek istediğine dair mesajlarını daha önce defalarca dile getirdiği belirtildi.
Fidel Castro’nun ardından ülkeyi yöneten Raul Castro, 2015 yılında Barack Obama döneminde ABD ile sağlanan tarihi yakınlaşma sürecini yönetmiş, ancak bu süreç daha sonra Trump tarafından tersine çevrilmişti.
CBS News, ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde, olası iddianamenin 1996 yılında Küba karşıtı pilotlar tarafından kullanılan iki sivil uçağın düşürülmesi olayına odaklanacağını bildirdi.
ABD Adalet Bakanlığı ise konuya ilişkin gelen yorum taleplerine yanıt vermedi.
CIA Başkanı Küba’da
Öte yandan, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Başkanı John Ratcliffe’in Perşembe günü Küba’yı ziyaret ettiği bildirildi. Bu ziyaret, Washington ile Havana arasındaki ilişkilerde dikkat çekici bir temas artışı olarak değerlendirildi. Havana yönetimi, ziyaretin gerilimi azaltma fırsatı olarak görüldüğünü açıkladı.
CIA, Küba hükümetinin açıklamasını doğrulayarak Ratcliffe’in adadaki temaslarına ilişkin fotoğrafları X hesabından paylaştı. Görsellerde Ratcliffe’in Küba İçişleri Bakanlığı istihbarat şefi Ramón Romero Curbelo ve diğer yetkililerle bir araya geldiği görüldü.
Ziyaretin, Küba’nın ciddi bir enerji krizi yaşadığı dönemde gerçekleştiği belirtildi. Ülke yönetimi, yakıt stoklarının tükendiğini açıklarken, yalnızca Rusya’dan gelen tek bir tanker sevkiyatının ulaşabildiği ifade edildi.
Enerji Bakanı Vicente de la O Levy, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, “Yakıt tamamen tükendi,” dedi.
ABD’nin uyguladığı ambargonun ciddi ekonomik ve enerji sorunlarına yol açtığını belirten yetkililer, “Ambargonun etkisi bize büyük zarar veriyor çünkü hâlâ yakıt temin edemiyoruz,” ifadelerini kullandı.
Küba hükümeti, Ratcliffe ile yapılan görüşmenin “ikili ilişkilerin karmaşıklığı içinde siyasi diyaloğa katkı sağlama” amacı taşıdığını bildirdi.
Açıklamada ayrıca, Küba’nın ABD ulusal güvenliği için tehdit oluşturmadığı ve terörizme destek veren ülkeler listesine alınmasının hiçbir meşru gerekçesi bulunmadığı savunuldu. Küba’nın hiçbir zaman ABD’ye karşı düşmanca faaliyetleri desteklemediği ve ülke topraklarının başka ülkelere karşı kullanılmasına izin verilmeyeceği vurgulandı.
Abluka
ABD’nin, Küba’ya yönelik ‘abluka’ olarak nitelendirilen politikası kapsamında ülkenin son ekonomik can damarlarından birinin, Ocak ayında Venezuela’daki yönetim değişikliği ve ardından gelen yakıt kısıtlamalarıyla kesildiği belirtiliyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yardımların Küba hükümetini bypass ederek Katolik Kilisesi aracılığıyla dağıtılması şartıyla 100 milyon dolarlık (yaklaşık 85 milyon euro) yardım teklifini yineledi.
Rubio, NBC News’e verdiği röportajda Küba’daki mevcut ekonomik sıkıntılardan Havana yönetimini sorumlu tuttu.
“Küba halkı, şu anda kendileri için hazır bekleyen 100 milyon dolarlık gıda ve ilacı bilmeli,” diyen Rubio, “Refah içinde bir Küba görmek ABD’nin ulusal çıkarınadır; kıyılarımızdan 90 mil uzakta başarısız bir devlet istemiyoruz” ifadelerini kullandı.
X platformunda açıklama yapan Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ise ABD’ye ablukanın kaldırılması çağrısında bulundu.
“Zarar, ablukanın kaldırılması ya da gevşetilmesiyle çok daha hızlı ve basit şekilde giderilebilir. Çünkü insani durumun soğukkanlı biçimde hesaplanarak oluşturulduğu biliniyor,” diyen Diaz-Canel, yaptırımların Küba halkını topluca cezalandırdığını savundu.
Tartışmalara rağmen iki ülke arasındaki temasların sürdüğü, 10 Nisan’da Havana’da üst düzey bir diplomatik görüşme yapıldığı ve 2016’dan bu yana ilk kez bir ABD hükümet uçağının Küba’ya indiği bildirildi.
elik baskıyı artırdığı bir dönemde, ülkenin eski Devlet Başkanı Fidel Castro’nun kardeşi 94 yaşındaki Raul Castro hakkında iddianame hazırlamayı değerlendirdiği öne sürüldü.