Eyyam-ı Bahur!
Deniz Bursalıoğlu
Biz Arabız ya, sıcaklara bile Arapça ad veriyoruz.
Nedir eyyam?
Yevm sözcüğünün çoğulu, yani “günler”.
Garip garip konuşma demeyin, “yevm” sözcüğüne yabancı değiliz biz, “yevmiye” deriz ya, gündelik ödenen ücret.
İşte “yevmiye”deki “yevm” de “gün” demek.
***
Bahur ise bir tür ağaç aslında.
Biz Türklere yabancı bir ağaç da değil, biz sığla diyoruz.
Eski şekliyle suvlağ! Sulak yerlerde yetişen endemik bir tür ağaç.
Türkiye’de daha çok Fethiye – Köyceğiz – Marmaris civarlarında bulunuyormuş.
Arapçasıyla bahur ağacından, Türkçesi ile sığla ağacından yine Arapçasıyla buhur, yani Türkçesiyle tütsü yakılıyor.
Evet, bildiğimiz tütsü!
Filmlerde görürüz ya, kilisede rahip elinde bir tütsülük sallar durur, hafiften kokulu bir duman tüter o tütsülükten, işte o tütsülük içinde yakılan şey bahur ağacı yaprakları ve dallarından kurutularak ufalanmış parçalardır, hoş bir kokusu olur.
Aslında sığla sadece tütsü için değil, başka bir sürü şey için kullanılan bir ağaç.
Sığla yağı, sığla reçinesi, ve ayrıca bir tür uçucu yağ da elde edilir sığla ağacından.
Tarih boyunca özellikle sağlık amacıyla çeşit çeşit şekilde kullanılmış bu ağaç.
***
Ancak özellikle hoş kokusu ile sığla tütsüsünün nazarı ve kötü enerjiyi uzaklaştırdığına inanılmış.
Sığla yakmak çok eski kültürlerde tanrılara seslenirken, ibadetlerde topluluğun enerjisini yükseltmek, maneviyatı artırmak ve zihin bütünlüğünü sağlamak amacıyla uygulanan bir yöntemmiş.
***
Evet, Arapça anlamı “çok sıcak” olan “bahur” sözcüğü daha çok buhur salmak için kullanılıyormuş ve buhar sıcaklığında günler için de Arapça “eyyam-ı bahur” deniyormuş.
Bahur, buhur, buhar, buğu… Ne kadar benzer geliyor değil mi birbirine bu sözcükler?
Çünkü hepsi aynı kökten geliyor.
Hepsi Arapça!
Varın siz doğrusunu söyleyin, ister “çok sıcak günler” deyin, ister “sığla sıcaklığında günler” deyin.
Ama “eyyam-ı bahur” nedir ya, Arap mıyız biz?
Türkiye burası, Türkçesi varken niye Arapça kullanıyoruz? Ya da başka dillerden tanımlar kullanmaya çalışıyoruz bir şeyleri açıklamak için? İnanın ben anlamıyorum.
Bizim dilimiz çok güzel, çok zengin bir dil. Hem de sözcük üretmek için çok esnek. Bir sürü kuralımız var yeni sözcükler üretmek için.
Bence hiç gereği yok yeni bir şey için hemen yabancı dillere sarılmanın. Ne söylemek istiyorsak bizim dilimizde de biraz düşünüp karşılığı olarak bize özgü bir sözcük bulabilmek mümkün. Yoksa da türetmek!
Türkçeyle kalın diyeyim.
***
Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla…

BENZER HABERLER
-
Zeynep Altıok Akatlı: Ege’den dünyaya bir barış çağrısı
-
Trump: Anlaşma yapmaya henüz hazır değilim
-
Cahit Kılıç: İlber Hoca’nın ardından…
-
Fransa; Lübnan ve İsrail arasında ateşkes görüşmelerine ev sahipliği yapmaya “hazır”
-
Kuzey Kore, Japon Denizi’ne 10 balistik füze fırlattı
-
Ortadoğu’daki en büyük petrol depolama tesislerinden BAE’nin Füceyre limanı vuruldu
