Han Ayvaz Adıgüzel: Dağınık fikir yığınları…

-Genel - 10 Şubat 2026 00:01 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Kimisi zehir yerim vesvesesiyle açlıktan ölüyor, kimisi de güçleneyim diye her şeyi yiyor ve zehirlenerek ölüyor. Bu insanlarda yaşam anlamını kaybetmiştir. Bunlar dağınık fikir gruplarını fikir sanıyorlar. Ruhlarında tavır yok!

Dünyada emperyalistlerinin saldırısı fikirlerin manevi gücünedir, onu silmek istiyorlar. Popülizm böyle kuruldu işte.

Hangi kültür canlıdır? Etkeni olan kültür, yani tesir meselesi! Tesir edince aşk kaynar, ileriye bir dönüşüm başlar.

Soruları gündemde tutmak lazım. Soru gündeme gelince, fikir hareketi başlamış olur. Alınan kültür öz güveni zayıflatmamalı. Güç odaklarının saldırısı, insanlardaki direniş ruhunadır. Direnişi unutmak kültürel çöküşle başlar.

Ülke insanı orijini tanımalı, bu bir kafa meselesidir. Şüphe yok ki ekonomiyle de ilişkisi vardır. Özgünü özgün olmayan kafalar anlayamıyor. İnsanlarımız arzu duyulan değerleri hep yarım anlıyorlar. Yani bizim kötülüğümüz de iyiliğimiz de tam değil. Resul şöyle buyurdu:

“Yaptığı hayrı tamamlamayan, hayır yapmayandan daha bir kötüdür!” 

Tamamlama veya yarım koyma meselesine sebep tarihi dönüşümlerimizdir. Dinden dine geçişimiz, dinden mezhebe geçişimiz, mezhepten mezhebe geçişimiz. Medeniyet değişimlerimiz vb. “Her taraf bizim için yol olmuş “Her taraf bizim için yürünecek yolsa aslında biz kaybolmuşuz!”

Bir inanç sistemi ne kadar olumlu ve ne kadar statikse bir o kadar da ideolojiktir. Mesela Şii İslam!

 Anam babam Şialığı hariç, bunun dışında Şialığı gereği gibi etüt eden birisi onun cazibesine kapılır. Onun mistik ve irfanı yanı, Kur’an ve hikmeti yanı o kişiyi alt eder. Mümkünatı yok, bu budur. Bundan kurtulmanın yolu ancak ona bühtan etmektir, ona kara çalmaktır ama bu iş devlet destekli olmalı.

Bütün dünyada Şialığı seçen bir ünlü birisi takiye yapmak zorundadır; çünkü öldürülür. Bu öldürülme korkusundan çoğu ilahiyatçı gereği gibi Şialığı incelemez. Onun derdi gerçeği bulmak değil, bulduğu işi kaybetmemektir. Sünni halk nerden bilsin şialığı, mensup olduğu Sünniliği bilmiyor ki! Asıl üzücü olan Şia’lık için yetiştirilen stratejistler bile çeyrek bir şia’lıkla kendini şiaolojist sanıyorlar. Sebep; Kur’an’ı tam bilmiyorlar ve Şia’nın derin külliyatından pek haberleri yoktur.

Tanımada Konjonktür meselesi ayrı bir olaydır. Nedir bu? Kriter!

Beşerin ve diğer dinlerin ortaya koyduğu kriterler Kur’an’dan çok ayrıdır. Stratejistler veya mütedeyyinler Şia’yı normal bir din kriterine göre ele alıyorlar. İlk kayıpları zaten burada başlıyor; çünkü bu insanların beyin formatları dine uygundur ama Kur’an’a değil.

Bütün dinlerde bu gibi meseleler vardır. Filozof Feverbach: “Hristiyanlık uzun zamanlardan beri insanlığın hayatında yoktur” diyor. Hristiyanlık insanların hayatından çıkmış, çıkmış ama bakınız yerine ne gelmiş: Medeniyet, sanat, hukuk şahsiyet, gelişmişlik vb. Acaba İslam’da da durum böyle midir?

Uzun zamandan beri İslam hayatımızda yer tutmuştur!” Buna itiraz edeler var mı? Hayır! Her köşe başında camiler ve dini vakıflar-kurumlar, bütün binaların alt katlarında mescitler vb. Peki, bunun yanında adını anmayacağım bir sürü olumsuzluklara ne demeli?

Peki, tersini mi demek lazım; ne yapıp yapıp İslam’ı gündemimizden çıkaralım diye! Ben bunu demem; çünkü ben Muhammedîyim. İslam’ı gündemden çıkaralım diyenlerin dinine karışmam. Ehl-i Beyt merkezli olmayan bir dini ister hayatlarından çıkarsınlar ister çıkarmasınlar. İsterse daha da artırsınlar hepsi aynıdır.

 

-Genel - 00:01 A A
BENZER HABERLER