İNANÇ MESELESİ!

-Edebiyat - 15 Mart 2022 15:21 A A

Deniz Bursalıoğlu

Komşunun küçük kızı var, daha yeni bıcır bıcır konuşmaya başladı. Hayaller kurmayı çok seviyor. Küçük ayıcığı “Midvijonık” ile konuşmayı çok seviyor. Bence onun bir şahsiyet olduğuna inanıyor.
Yakut Türkleri ile ilgili bir belgesel izlemiştim. Eski zamanlardan beri ayakta dimdik duran bir ağaca kendilerince dualar ediyorlardı. Ağacın ruhunun onları kötülüklerden koruyacağına inanıyorlar.
Eski Türkler gök tanrıya inanmışlar. Başka tanrıları da varmış ama gök tanrı yüce varlık olarak öne çıkmış. Orhun yazıtlarından: “Türk Bodunu,
üstte Tanrı basmadıkça,
altta yer delinmedikçe, ilini, töreni kim bozabilir ki.”
Kızılderili filmleri izlemeyi severim. Filmlerde Ulu Manitu’nun ruhlarını koruduğuna inandıkları işlenir. Artık asimile oldular gerçi, çoğu şehirlerde yaşıyor artık. Eski topraklarda kalan bir kaç kızılderili tam olarak neye inanıyor bilmiyorum. Ama artık dumanla haberleşmedikleri bir gerçek.
Hindistan’da bazı bölgelerde halen daha sokaklarda sığırlar serbestçe dolaşıyor. Değil kesip etini yemek, yolun ortasında yatan sığıra dokunmak yasak. Çevresinden dolanıyorlar. Kutsal olduklarına inanılıyor.
Ganj nehrinde yıkanan Hindular var. Nehrin tanrıça Ganga’nın benliği olduğunu düşünüyorlar. Suyunun günahlarını ve ruhlarını temizlediğine inanıyorlar.
Yine Hindistan’da öldükten sonra ruhlarının tekrar dünyaya döneceğine inananlar var, reenkarnasyon ilginç bir akım.
Tibet’in yüksek dağlarında kurulu manastırlarda Budistler günlerini çeşitli ritüeller ile geçiriyorlar. Buda’nın ruhlarını temizlediklerine inanıyorlar. Yoga ve benzeri modern çağ uğraşları buralardan çıkmış.
Çin’de ilahi ruhlara ya da tanrılara inanç yok. Doğayı olduğu gibi kabul edip doğru yaşam tarzını öğreten düşünürlerin yolundan gidiyorlar. Taoizm ya da Daoizm diye adlandırılan bu görüş aslında bir anlamda inanca dönüşmüş. Çok büyük bir kitle Konfüçyüs’ün öğretileri ile hayatlarını sürdürüyor. Doğru yaşam tarzını öğreten yüce kişi olduğuna inanıyorlar.
Japonya’da çok büyük bir çoğunluk çok tanrılı bir inanç biçimi olan Şintoizm’i benimsemişler. Japonya’nın milli dini. Düne kadar devletin dini olarak kabul ediliyormuş. Kami’lere ibadet ediyorlar. Doğada bir çok şeyin ruhu olduğuna inanıyorlar.
Mısır’da firavunlar zamanında ateş, su, hava ve toprak kutsal sayılmış (bir de tahta tabii ki! 😂) Her birinde farklı farklı tanrılar olan çok tanrılı bir çok kavim yaşarmış. Firavun hem kralmış, hem tanrı kabul ediliyormuş. Ba ve Ka, tabii bir de Ra ve Amun. Mumyalama yaparlarmış, çünkü ölümün hayatın sonu olmadığına inanırlarmış.
Eski Yunan tanrıları hepimizin dizilerden ve filmlerden bildiğimiz karakterler: Baba tanrı Zeus, güç sembolü Herkül, güzellik sembolü Afrodit, ışık ve sanat sembolü Apollon, ay tanrıçası Artemis, güneş tanrısı Helios… Aşk tanrısı Eros💘, denizlerin ve karaların tanrısı Poseidon, şarap tanrısı Dionisos… ve niceleri. Yunan ve Roma mitolojisinden beslenen Zeyna (Xena) dizisini zamanında zevkle izlerdim. Onlar da zamanında tanrılar ailesine inanmışlar.
İskandinav ülkelerininde halen daha inananı var mıdır bilmiyorum ama, hepimizin beğeniyle izlediğini düşündüğüm “Thor” veya benzerleri filmlerde tanıştık kuzeyin mitolojisindeki tanrılarla. Her biri tanrılar meclisinin üyeleri. Bu meclis başta bilgelik tanrısı Odin olmak üzere, savaş ve şimşek tanrısı Thor ile birlikte geniş bir meclis, tabii bir de öldüklerinde ulaşmak istedikleri cennetleri “walhalla” var.
Güney Karolinada Walhalla isimde bir şehir var, bilemiyorum İskandinavların hayallerindeki cennet gibi bir yer midir.🤔
Vikinglerin deniz tanrısı Njord, bereket tanrısı Frey ve bereket tanrıçası Freya ve daha niceleri… Yine onlarınki de çok tanrılı bir inanç biçimiymiş.
Böyle bir çok mitoloji var. Özellikle Afrika’da ve uzak doğuda yüzlerce mitoloji üretmiş insanoğlu, farklı farklı inançlar türetmiş. Meraklılarına bilgi için söyleyeyim, internette “mitolojiler listesi” diye taratınca çıkıyor, ben arada sırada zevkle okuyorum.
İngilizlerin orman perileri, ormanın derinliklerinde yaşayan uzun tırnaklı cadılar, büyücüler. Neredeyse tüm dünyayı sarsan Johanne Rowling’in (J.K.Rowling) “Harry Potter” hikayeleri ve ardından çekilen filmleri. Lewis Carroll’un “Alice Harikalar Diyarında” romanı. Romanda geçen mitolojiden esinlenilmiş türlü türlü hayali karakterler. Tüm bunlar ülke kültürü ve toplumun inanç dünyası ile çok ilişkili.
Doğuda ise Ali Baba ve kırk haramiler, Simbat’ın deniz maceraları, uçan halı, Allaaddin’in ovalayınca içinden cin çıkan lambası… Hepsi masal dünyası kahramanları, ama aynı zamanda inanç dünyasının da bir yansıması.
Günümüzde ise Marvel’in hayali süper karakterleri revaçta. Türlü türlü yetenekleri ile film dünyasında izlenme rekorları kıran filmleri izlerken kimilerininin gerçekten bunlara inanabileceğini düşünüyorum bazen.
Konumuza dönecek olursak, yukarıda bahsettiklerim dışında insanoğlu arasında günümüzde üç ana inanç hakim yeryüzünde.
Bunlar tarih sıralamasıyla Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet.
Teologlar her üçünü de “İbrahimi dinler” olarak katagorize ediyorlar. Bu üçü dışında aynı kategoriye alınabilecek bazı inanç türleri olsa da, henüz bir görüş birliği olmadığı için genel teamül sadece bu üç dinin bu kategoride olduğu yönünde.
Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam her ne kadar aralarında çeşitli farklılıklar gösterseler de, hatta kendi içlerinde de farklı farklı alt kategorilere ayrılsalar da, benzerliklerinden ilki her üçünün de tek tanrılı dinler oluşu.
Üçünde de peygamberler aracılığıyla gönderilen kutsal kitaplar var. Bu kursal kitaplarda tek ve yüce varlık olan tanrının insanoğluna dünyadaki yaşamını nasıl sürdürmesi gerektiği anlatılıyor, doğrunun yanlışın ne olduğunu bildiriliyor. Melekler bir diğer inanç bütünlüğünü oluşturuyor.
Dünyadaki yaşamın bir test olduğu ve ölümden sonraki yolunun nasıl olacağını insanın kendisinin belirleyeceğini söyleniyor, kısacası kitaplarda bahsi geçen olaylar ve Peygamber ile hepsi aynı kökenden oluşmuş dinler.
Her üç dinin de başlangıcı insanoğlunun yeryüzüne teste gönderilmesiyle neticelenen meşhur olaya dayanıyor:
Hani şu Hazreti Adem’in Hazreti Havva’nın isteğini kıramaması ve sözüne kanıp cennetteki yasak elma ağacından elma koparttığı, ısırdığı elmanın da boğazında takılı kaldığı olay. Adem elması derler ya, kimisinde vardır.
Yine meşhur hikaye, oğul sahibi olmak için tanrıya yalvaran ve koşullu oğul sahibi olan İbrahim Peygamber. Oğlunu kurban etme günü geldiğinde gökten indirilen koç ve oğlu İsmail’in affedilmesi. İbrahim Peygamber hikâyeleri bununla bitmiyor.
Hazreti İbrahim ve Urfa’daki balıklı göl hikayesi mesela. Kral Nemrut’un aşağıda ateş yakıp tepenin üstünden İbrahim’i mancınıkla ateşe fırlattığı yer göle dönüşmüş, ateşteki odunlar göle balık olmuş, İbrahim’e aşık olan Nemrut’un kızı Zeliha’nın gözyaşları ise yandaki diğer göl olmuş.
Büyük tufandan gemisiyle yaşayan her varlıktan birer çift kurtaran Nuh Peygamber hikayesi bir diğeri. Bir kaç yıl önce Rus yapımı filmini izlemiştim.
Bir de çok sevdiğim tatlının hikayesi, Nuh’un gemisinde son gün yemek kalmadığı için kalan ne var ne yoksa karıştırılarak yapılan Aşure.
Günümüzde halen daha geminin kalıntıları araştırma konusu. Bölgedeki en yüksek dağ olan Ağrı dağının geminin nihayetinde karaya çıktığı yer olduğuna inanılıyor, arada sırada kimileri geminin izlerini bulmak için halen daha dağa tırmanıyor.👣 🤗
Bu hikayelerin aslında Sümerler’den günümüze kalan kil tabletlerde geçtiği de bir gerçek.
Neticede kimi kalben kutsal kitaplarda yazıldığı şekilde dinine inanıyor, inanç sahibi, hayatını da öyle yaşıyor.
Bazıları da 😈 şeytana inanıyor, kendini Satanist olarak tanımlıyor.
Kimi kitaplarda yazılı şekilde olamaz diyor, ancak bir yaratıcı olduğuna emin, kendini Deist olarak tanımlıyor, ilahi adalete inanıyor.
Kimi de tanrının olmadığına inanıyor, kendini Ateist olarak tanımlıyor.
Neticede herkes birşeylere inanıyor, inanç bir ihtiyaç, korkularımızın üstesinden başka türlü gelemeyiz. Korku ise doğal bir duygu, evrimleşmemiz esnasında hayatta kalabilmemizi sağlayan ana duygulardan biri.
Kim neye inanırsa inansın, yeterki inançlarımızı birbirimize dikte etmeyelim. Zaten kutsal kitaplarda da zorlama yapmayınız diye yazıyor.
Atalarımız doğrusunu demiş zaten, zorla güzellik olmaz!

-Edebiyat - 15:21 A A
BENZER HABERLER