Körfez’deki fırtınaya üslenmek

12.06.2017 11:23

426 Kişi Okumuş

0 Yorum

Körfez’deki fırtınaya üslenmek

Ceyda Karan

 

Körfez fırtınasına salı günü kaldığımız yerden devam edelim… ABD Başkanı Donald Trump, Riyad’daki ‘kılıç dansının’ ardından Körfez’deki müttefiklerini Vahhabi/Selefi Suudi Arabistan’ın şemsiyesi altında toplayıp İran’a karşı güç konsolidasyonuna girişti. Başarısı tartışmalı olmakla kalmıyor, bu hamlenin yarattığı kaos, ‘kardeşi kardeşe düşüren hain Rus hackerlara’ yıkılıp, teskin edilemezse eğer, seyreyleyin gürültüyü.
Türkiye bu fırtınada safını seçmiş görünümünde. Ankara’dakiler ‘Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda’ şarkısını artık Katarlılarla birlikte söyleyecekler. AKP’li Cumhurbaşkanı ‘arkasında kimlerin olduğunu çözemediği’ bu ‘büyük oyuna’; Katar’a yönelik ablukayı tasvip etmemekle yetinmeyerek, iki senedir müzakere edilen askeri anlaşmayı jet hızıyla Meclis’ten geçirterek daldı. İki cami arasında binamaz yandaşlara da TSK’yi Katar’a ‘gazamız mübarek olsun’ diyerek uğurlamak kaldı.

***

Türkiye 100 küsur sene sonra (Somali’deki sembolik üssü saymazsak) bölgeye ‘lejyoner güç’ olarak dönüyor. İki sene önce Suudilerin onayıyla Türk askerini seferber edecek anlaşma için Doha’daki Türkiye Büyükelçisi, Reuters’a ‘ortak düşmanla yüzleşileceğini’ söylerken, açıkça İran’ı ima etmekteydi. Talihin azizliğine bakın ki, bugün manzara karışık.
Bir tarafta; Suudi Arabistan, BAE, Mısır’ın başını çektiği irili ufaklı ülkeler var. Öte tarafta Katar, İran ve Türkiye… Bu sonunculara Suriye’deki El Kaide’yi de eklersek, ‘ucubelik’ manzara tamamlanıyor.
ABD malum ‘büyük ağabey’. Trump, bir gün “Onları bana terörist diye şikâyet ettiler” diyerek Katar’a sopasını sallıyor, ertesi günü Katar şeyhi Temim’e telefon açıp ‘havuç’ gösteriyor. Amerikalıların dilinden ‘birlik’ eksik olmuyor.
En sakini her zamanki gibi Körfez’in ‘musibetlerini’ iyi bildiklerinden olsa gerek, rekabeti de işbirliğini de dengeli yürüten Rusya. Onlar, artık ‘yeryüzündeki her taşın altındaki Rus hacker’ histerisi karşısında sinirlerinin sağlamlığını test etmeyi bıraktı, artık zaten alaya vuruyorlar.

***

Dönelim üs ve asker göndermeye… Bedelini Katarlıların karşılayacağı anlaşma uyarınca tesis edilecek üste 3000 Türk askeri konuşlanacak, eğitim misyonu görülecek. Üs Katar’a ait olacak. Katar dediğimiz, 300 binini yerli ahali, kalanını çoğu Asya’dan gelmiş ve kölelik koşullarında çalışan işçilerin oluşturduğu
2.4 milyon nüfuslu ülke. Türk askerleri, bıdıcık toprak parçasında 10 bin Amerikan askerine komşu olacak. Katar’ın ‘askeri eğitim sorununu’ çözmek için daha kaç yabancı eğitmen gerektiğini sorup ‘ironiye’ vurmayın. Katar’ın ‘olası saldırganlık karşısında korunması’ hangi gizli şartlara bağlıdır, onu sormak lazım gelir.

***

Bu koşullarda Ankara’nın Suudi-BAE-Mısır üçgeninin hedefi olacağı aşikâr. Rivayet o ki, onlar Katar’a krizi bitirmek için şu şartları sundular: “İran ile diplomatik ilişkinin kesilmesi, Hamas ve İhvan liderlerinin sınırdışı edilmesi, El Cezire ve muhalif yayınların tamamen kapatılması, özür dilenmesi, Körfez siyasetinin dışına çıkılmaması, Suriye, Yemen ve Libya’da rejimlere karşı savaşan bazı örgütlere desteğin kesilmesi.”
Doha pazarlık edip bir şekilde şartları karşılarsa, ‘yorgan gider kavga (şimdilik) biter’. Türk askerine de Yemen’le ‘kâğıttan kaplanı’ Suud şemsiyesiyle sözde birlik tesis etmiş Amerikan cephesinin parçası olmak düşebilir.
Peki karşılamazsa? Katar şeyhi Temim, Türkiye’nin koruması ve İran’ın desteği altında, Hamas ve Hizbullah’a kol kanat gererek, topraklarında İran’ı hedef tahtasına oturtmuş bir ABD ve 10 bin Amerikan askeri ile ne yapar? Peki ya ‘Arap Baharı’ senaryosunda Libya’dan Suriye’ye ülkeleri yakıp geçerken İhvan projesini yüzüne gözüne bulaştırmış Ankara, Katar’la bu kez 3 bin askerini ortaya koyarak giriştiği askeri ittifakla ne eder?
Normal koşullarda aklı ve stratejisi olanlar için dengeleri gütmenin bin bir yolu bulunabilir. Emperyalist paylaşım savaşlarının hevesli işbirlikçileri içinse bu zaten imkânsız.

Cumhuriyet

İlgili Terimler :

YORUMLAR