Şeker Fabrikaları ve Ötesi…

01.03.2018 00:13

1.134 Kişi Okumuş

0 Yorum

Şeker Fabrikaları ve Ötesi…

Dr. Beşir Doster

besirdoster@tanyerihaber.com

İktidar, elde kalan şeker fabrikalarından 14’ünü daha satışa çıkardı.

Üç kıtaya yayılan Osmanlı İmparatorluğu’nda tek bir şeker fabrikası yoktu. Şeker, yabancı ülkelerden alınıyordu. Ahali, ecnebi şekeri tüketiyordu. Cumhuriyet’in ilk işi kendi toprağının ürünlerini, kendi coğrafyasında yapacağı fabrikalara taşımak oldu. Böylece ürünlerini hem çoğaltıp çeşitlendiriyor, hem de zenginleştirip satıyordu. Kısacası çiftçisisin ürününü, işçisinin tezgâhına taşıyordu.

Bu son derece önemli bir atılımdı. Zira devlet, şeker pancarıyla beraber pamuğunu, tütününü, ipeğini de işliyordu. Tarım ülkesi olmanın yanında ve ötesinde, sanayi ülkesi olma yolunda ilerliyordu. Böylece 1920’li yıllardan başlayarak yüzlerce şeker, dokuma, tekel, deri, çimento fabrikası kuruldu ve işletmeye açıldı. Ülke insanı artık Beykoz’un kundurasını giyiyor, Sümerbank’ın mamullerini giyiniyordu.

Bu fabrikalar giderek finans sektörünü de yarattı. Etibank, Sümerbank, İş Bankası, Tütün Bank vb. kuruldu.

Fabrikaların açılması yavaş yavaş toplumu etkiliyordu. Zira bu fabrikalar ülkenin, üretim alanlarına yakın, az gelişmiş yörelerinde kuruluyordu. Oralarda fabrikaların öncülüğünde spor kulüpleri, tiyatro, musiki çalışmaları yapılıyordu. Kadınlara iş olanağı yaratılıyordu. Zamanla okuma yazma oranı süratle gelişiyordu. Taşradaki insanlarımız düzenli maaş alma ve emekli olma şansını kazanıyordu.

Yıllar öncesinden Cumhuriyet ideolojisine, Devrim Kanunları’na karşı çıkan iktidarlar, Cumhuriyet’in kazanımlarına da karşı çıkmışlardır. O nedenle her fırsatta o güzelim fabrikaları yok pahasına satmışlardır. Bütçe açığını kapatmak, silah satın almak için, memurun, işçinin, emeklinin maaşını ödemek için satmayı sürdürmüşlerdir bu fabrikaları…

Başta şeker ve tekstil fabrikaları olmak üzere Cumhuriyet döneminin bütün fabrika ve işletmeleri ülkede büyük bir ihtiyacı karşılamıştır. İlk defa yerli ve milli bir Cumhuriyet ekonomisi doğmuştur. Üretici satacağı malın pazar bulacağının güvencesini, tüketici ise aldığı malın hilesiz hurdasız olacağının huzurunu yaşamıştır. Gün gelmiş, devlet bir kısım kamu çalışanlarına dokuma fabrikalarının kumaşlarını bile vermiştir.

Ne var ki iktidarlar, bu fabrikaları “arpalık” gibi sömürü alanı olarak görmüştür. Bakanlar, yörenin milletvekilleri terfilerde, nakillerde, tayinlerde bu fabrikaları tabanına, seçmenine, yandaşına peşkeş çekmiştir. Şimdi zarar ettiği gerekçesiyle gözden çıkarılan bu fabrikaların apar topar satışını, başarısız iktidarların amaca yönelik düşüncelerine bağlamak gerekir. Bu fabrikaların satışıyla binlerce pancar üreticisi ve fabrika çalışanları, yörelerini terk edip perişan olacaklardır. Ayrıca tarım alanları şu veya bu şekilde erozyona uğrayacak, Anadolu daha fazla çölleşecektir.

Giderek yurttaş adı, adresi, etkisi belli olan pancarın şekeri yerine, meçhul tatlandırıcıların zehirleriyle karşılaşacaktır. Şeker fabrikalarının satışına karşı çıkmak, Cumhuriyet ideolojisini savunmakla eş anlamlıdır.


Yazarın yazı arşivine ulaşmak için buraya tıklayınız…

İlgili Terimler :

YORUMLAR