Türklerin Kadınları…

09.04.2024 00:03

Kişi Okumuş

0 Yorum

Türklerin Kadınları…

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com


YAZI ARŞİVİ


Fransız Montesquieu: “Türklerin kadınları kaknemdir, yani kuru, kısa, huysuz. Kendileri de karılarına benzer. Türkler, Rum güzellerini görünce güzelliği fark ettiler.” Ne dersiniz öyle mi? Hayır, katiyetle! Monte şöyle devam ediyor. “İdarecileri despottur kanun tanımıyor!” İşte bunu onaylıyorum.

İslam tarihinde Türk kelimesi millet olarak ibraz edilmemiştir, güzellik anlamında kullanılmıştır, araştıranlar bunu bilir. 

“Güzellik, hürriyet, bilgi ve varlık” felsefenin ana konularıdır. İslam düşünürleri güzellik ve hürriyet üzerine, batı, bilgi ve varlık üzerine bolca yazılar yazmışlardır. İslam felsefesi, güzelliği mutlağa bağlamış. “Mutlak güzel vardır, o da Allah’tır” demiş, pek bunun dışına çıkamamıştır.

Düşünürler konuyu hep iç güzellik etrafında götürmüşlerdir. Bu yazımız güzellik üzerine olsun istedim. Güzellik üzerine konuşmak güzellik kadar güzeldir.

Güzellik bir sınanmadır, bazı güzellerin fiziksel huyu var bazılarının duygusal, bunları ayırmak gerek. Kederli bir bakış ve neşeli bir gülüş bazı güzellere hastır, bu da ayrı bir güzelliktir. İçten ve güven veren bir yüz, bağışlanmış bir ışık!

Bütün güzeller sevgilidir fakat bazıları sevgilin olur. Sevgili ve sevgilim, bunlar ayrı şeylerdir. Sevgilim meselesi insanın özeliyle ilgilidir. İnsanların özeli, sevgiliyi sevgilim yaptı.

Aşk ve sevgili geneldir, aşkım ve sevgilim özeldir. Ülkemizde aşkım kelimesi yara aldı ama görüyor musunuz, sevgilim kelimesi ne kadar taze ve göksel.

Güzellere duyulan saygı, diğer insanlara duyulan saygıdan ayrıdır, bu kozmiktir, kâinatın saygı ışığı!

“Nazlı” egemen bir kelimedir, Türk güzellerine mahsustur. Güzelliğin büyüsü sakladığı gizde saklıdır. Bu giz naza yansır. Naz uzun sürmez, bu bir geçiştir. Güzellik bazen geçişle sağlanır. Bazen geçişin adı sükuttur. Sükût daha bir mümeyyizdir.

Güzellik, kayıp eleminden bir mertebe taşır. Bundandır ki bazı güzellerde yükseklik var bazılarında yücelik. Yücelik, tahsilini yetkin yapmış güzellerde daha bir fazla görünür.

Sen güzellikten ibaretsin denildiğinde; peki, güzellik neden ibarettir denilmesi felsefenin konusudur. Felsefede şöyle bir formül netleşmiştir: “Her şey güzelliktir, Tanrı manası!” Bu konuyu bira açmak istiyorum: Mesela; neden ibarettir denildiğinde, baldan, şiirden, aydan güneşten, yakuttan vb. deniliyor. İşte bu ibaretlerin derinu manası Allah’tır.

Bazı güzeller, tabiatı kendilerine göre yorumlarlar bazıları da kendilerini tabiata.

Misal olsun diye yazıyorum: Birisi; “Ben tabiattan bir çiçeğim “derken, öteki; “tabiatta ki çiçek benim” der. Nasıl demişlerse öyledir.

Toplumsal hayatta bir güzel yargılanmamalı. Neylersin ki düzensiz aşklar böyle başlar; çünkü bir güzeli anlama bahsi sonuçsuz kalır. Eğer hüküm verirsen yanılırsın.

Güzelleri Tanrı sunmuştur, asumanın hediyesidir bu. O halde intibadan uzak dur. İntiba sonunda tenkide varır. Halbuki güzellik tenkide uzaktır. Yazı da yazsan, söz de söylesen öyledir bu. Güzelin tabiatı hissidir, makul ve hisli yazılar arar.

Tarihi incelediğin zaman şunu görürsün. Kişi sevgilisinin buyruğu ile hüner gösterir. Mesela. Ferhat’ın dağları delmesi bir hünerdir. Eğer o buyruk verirse hüner gösterirsin. İroni yapmak istiyorum: Çalış derse çalışır, emekli ol derse emekli olursun.

Bazı insanlar fazla merak yüzünden sevgililerini çarmığa çekerler, halbuki İsa ne kadar da masumdu.

Acaba sevgiliye küçük ayrıntılar sorulabilir mi? Şöyle bir beklenti masum olabilir. Hiç değil kendisi anlatsın. İşte insaf dediğin şey budur.

İrfan dersinde şöyle bir soru var: “Tanrı hürmet gösterir mi?” Gösterir, İnsaf ehline!


 

İlgili Terimler :

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz