Yanlışlar ve Doğrular…

31.08.2017 17:39

937 Kişi Okumuş

0 Yorum

Yanlışlar ve Doğrular…

Neşe Doster
nesedoster@yahoo.com

AKP’nin ağır toplarından olan Başbakan yardımcısı; “Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye’ye gelirse şehir hastanelerinde onu emin olun tedavi ederiz. Lider, Erdoğan gibi olur. Ölmeyi şereflerin en büyüğü görüp, ölüme uçmayı göze alınca olur” diye buyurmuş! Şimdi şehir hastanelerinde tedaviye alacağımız eloğlunun(!) ne dediğine değil, neyi yaptığına bakalım.

Bizim; “sen kimsin, yaşın kaç?” dediğimiz Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in kim olduğunu daha önce yazmıştım! Ülke ve dünyada olup bitenlere son derece duyarlı olan mühendis hemşerimiz Osman Koç yeni bir bilgi notu yollamış. Paylaşmadan geçemem. Bilgi notunda geçen ve göz açan öyküyü Dr. Ahmet Güler anlatmış;

“Sene 1999, 17 Ağustos depremi Türkiye’nin üzerine bir kâbus gibi çökmüş. Binlerce insan hayatını kaybetmiş ama daha önemlisi binlerce insan yaralı. Tıbbi malzeme ve yardıma acilen ihtiyaç var. Çünkü depremin meydana geldiği bölgedeki hastaneler çökmüş, yaralıları tedavi etme imkânı yok. Hastanelerin içinde kalan cihazlar enkaz altında kalmış, binlerce yaralı acil yardım bekliyor.

Tüm Türkiye ve Dünya deprem bölgelerine yardım etmeye çalışıyor. Biz Avrupa’da yaşayan Türkler çok büyük bir üzüntü içinde nasıl yardım edeceğiz diye çırpınıyoruz. O dönemde Avrupalı Türk İş Adamları Birliği Başkanıyım. Beni Aşağı saksonya Türkiye Deprem Yardım Komitesi başkanlığına seçtiler. Prof. Dr. Mustafa Yücel ve diğer arkadaşlarla Türkiye’ye acil tıbbi malzeme yollama derdindeyiz.

Tüm Almanya’dan tıbbi malzeme ve kurtarma araç ve gereçleri topluyoruz. Öger Tur’un sahibi Vural Öger bu malzemeleri kendi uçaklarında bedelsiz olarak Almanya’nın her yerinden Türkiye’ye taşıyor. O sırada Almanya’nın Hannover kentindeki büroma Aşağı Saksonya Başbakanı Siegmar Gabriel’den bir telefon geliyor. ‘Buyurun Sn. Gabriel!’ diyorum. Gabriel, Türkiye’deki depremden dolayı inanılmaz bir üzüntü duyduğunu ve hükümet olarak bu konuda bir şeyler yapmak istediğini söylüyor ve neye ihtiyacınız var? Diye soruyor. Evet, neye ihtiyacımız var? Hastanemiz yok, tüm hastaneler yıkıldı, acil bir seyyar hastaneye ihtiyacımız var Sn. Gabriel diyorum!

Bir seyyar hastanenin fiyatı ne kadar diye soruyor Gabriel. İki milyon Mark, ama bize bir milyon bağış yapacaklar diyorum. Aradan iki gün geçiyor, beni başbakanlıktan çağırıyorlar gidiyorum. Gabriel, bizleri kapıda karşılıyor. Ve Aşağı Saksonya Hükümeti’nin 250.000 Mark’lık bağış çekini elimize veriyor.

‘Sağolun Sn. Gabriel!’ diyorum. Ama bu para bize yetmez, bu seyyar hastaneyi muhakkak almalı ve deprem bölgesine göndermeliyiz diye ısrar ediyorum. Telefona sarılıyor Gabriel, Volkswagen fabrikalarının en büyük patronunu arıyor. Bu hastane için hemen bağış yapacaksınız diyor. Ertesi gün Volkswagen’den 250.000 marklık bağış çeki bakanlığın hesabına geliyor. Ben yine yetmedi Sn. Gabriel! 500.000 Mark’a daha ihtiyacımız var diye yüzsüzlük yapıyorum! Tamam diyor Sn. Gabriel, basın üzerinden tüm Alman halkına çağrıda bulunuyor, Türkiye’ye yardım edin diye…

Bakanlık nezdinde açılan deprem yardım hesabına bağış yağmaya başlıyor. Bazısı 5 Mark, yolluyor, bazısı 500 Mark. Birkaç gün sonra gerekli olan parayı topluyoruz. Ve seyyar hastaneyi satın alıyoruz. Hastane başbakanlığın önünden Başbakan Siegmar Gabriel ve tüm kabine üyelerinin uğurlamasıyla Türkiye’deki depremzedelere doğru törenle yola çıkıyor. Hürriyet Gazetesi Hannover muhabiri Turan Işık, tarihi anı fotoğrafları ile ölümsüzleştiriyor.

Ve o uğurlama törenindeki bizler Aşağı Saksonya Başbakanı Gabriel’in gözlerinin dolduğunu, ağlamamak için kendini zor tuttuğunu görüyoruz. Tanımayanlar tanısın istedik” diyor Dr. Ahmet Güler”

Yazarın Notu: “Sen kimsin? Kaç yaşındasın? Türkiye Cumhurbaşkanına siyasi ders veriyorsun?” dediğimiz Gabriel buymuş! Bu kadar yani…

Bayram Notu: Tüm okurlarımın bayramını esenlik dileklerimle kutluyorum…

 

İlgili Terimler :

YORUMLAR