Bu bir kulak çınlatma yazısıdır…

-Genel - 2 Şubat 2021 00:03 A A

(Nostaljik yazılar dizisi 12)

 

Peşinen teşekkür- baştan bilgilendirme notu: Yeni yıl yemek tarifleri ve güzellemeleri yazıma bir ilgi, bir yorum, bir alkış, itinayla yazılmış bir özel iletiler, özgün ilaveler ki sormayın gitsin!

Bu durumda ben kalkıp şımarma hakkımı sonuna kadar kullanmayıp ne yapayım, siz söyleyin lütfen? Önce gelenleri okudum, sonra kutlama telefonlarına yetişmeye çalıştım,  bu arada söz ile gerçeğin buluşması karşısında boğazım düğümlendi, hiçbir şey diyemedim, gözlerim dolup boşaldı. Sonra da bu itibar karşısında karar verdim bundan böyle daha çok yemek yazacak, kitap bile olabilir, bir yolunu bulup ekranlarda yemek programına çıkacak, bu işin uzmanlarına dünyayı dar edeceğim! Duyurulur, görecekler günlerini!

Hastasıyız! Neyin mi? Oyun havalarımızın, barlarımızın, gelin havasının, Iğdır barının, “küçelere su sepmişem” mahnısının, hele de “Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa” ezgisinin hepimiz hastası değil miyiz? Evel Allah…

Hasretiz! Ele güne hava atmak sevdası, gösteriş merakı, sonradan görmenin hazımsızlığı henüz taban bulmamışken! Vasil’in semişkasının, Mamoş dayının dondurmasının, Köşe Bakkal Yahya dayının gazozunun en kıymetli ikramlarımız olduğunu dosta düşmana ilan etmemiş miyiz? Tanık ayağa kalk…

Büyük kentlere göç etme modası başlamamışken! Köyden kente göç telaşı ortalığı sarmamışken! Babadan kalanları satıp savarak miras kavgalarına yenik düşülmemişken! Kent belleğine dair unsurlar özenle korunurken! Estetikten yoksun, beton aşkından Kars payına düşeni almamışken! Ana caddelerimizi süsleyen zarif taş binalarımız tüm azametiyle ayakta iken! O güzel kentimiz kendine has özelliğini ve ruhunu yitirmemişken! Biz evlatları arada sırada da olsa koşup ona sarılmış, salonlarında konuşup, sokaklarında içimizi çeke çeke dolaşmış mıyız? Hem de koşa koşa…

Yerleştiğimiz her yerde kurduğumuz dernek ve vakıflar aracılığıyla ümidimizi diri tutmaya, hasretimizi dile getirmeye, çareler arayarak, yazıp çizerek, konuşup dertleşerek kentimizin kadim mimarisine ve kadim dostluklarına sahip çıkmaya çalışmış mıyız? Olabildiğince…

Kentimiz günden güne eski ruhunu yitirip mahzunlaşıp içine kapanırken, memleketine sahip çıkan, elini taşın altına da, sorunların üstüne de cömertçe koyan, başta İsmail Aytemiz olmak üzere değerli hemşerilerimiz sayesinde yüzümüz biraz gülmüş mü? Sık sık olmasa da… 

Köklü tarihi ve zengin kültürü hoyratça yok olan, çevre illerin gölgesinde kalan, turizm pastasından yeterince pay alamayan, yönetimlerin biraz da üvey evlat gözüyle gördüğü kentimize her gidişimizde çocukluğumuzun Kars’ını bulamamanın hüznüyle üzülmüş müyüz? Hem de nasıl… 

Gücümüz yettiğince bu güzel kente “ne yapabiliriz?” sorusuna yanıt ararken, bizi doyuran doğum yerimiz için dertlenip, çaba göstermiş miyiz? Kendi adıma evet…

Yunus Emre’nin; “Ben dert ile ah ederim. Derdim bana derman imiş” sözünden yola çıkarak dermanın derdin içinde gizli olduğunu görüp bilerek “bize ne düşer?” diye yollara düşmüş müyüz? Eskiden daha sık olarak evet…

Atalarımız, dedelerimiz, analarımız, nenelerimiz bu topraklarda yaşadılar, bizler bu topraklarda okuduk, bir baltaya sap olduk. Bu kadarcık vefa içeren sitemimiz olmasın mı diyerek; Bunca soru, sitem, gönderme, böbürden sonra gelelim sonuca!

Bu yazımla; Bana gurur denilen duyguyu miras bırakan babama, rol modelim olan anneme, soğuk memleketimin sobayla ısınan sınıflarında ilgisiyle ve bilgisiyle sımsıcak sararak beni yazarlığa götüren yolun ilk taşlarını döşerken, ilk yazılarımı yazarken elimden tutan öğretmenlerime bu yazımla bir kez daha teşekkür ediyorum.

Bu yazımla! Molakan, Rus, Alman, batılı, doğulu tüm arkadaşlarımızla küçük bir dünya tarihi oluşturduğumuz mahallelerimizde dostluğu hep baki kalanları bir kez daha selamlıyorum…  

Bu yazımla! Aklıma gelince bazen mutluluktan, bazen hasret duygusundan ötürü ağladığım, sonra da kendi kendime;  “Aman bu ne? Yaş ilerledikçe insan amma da sulu gözlü oluyormuş yoksa ben hep böyle miydim?” dediğim memleketime bir selam çakmak istedim…

Bu yazımla! Toprağıma bana öğrettikleri, bana kattıkları için, gönül bağım, vefa bağım, yürek bağım var derken, bana ve kuşağıma; “bana ne arkadaş, aman canım memleketi ben mi kurtaracağım” demek yerine “bana ne düşer, ben ne yapabilirim?” demeyi öğreten öğretmenlerime minnet borcumu bir nebze olsun ödemek istedim…

Bu yazımla! Bana ülkemizin sorunlarını, eğitim sistemimizin çıkmazlarını ödünsüz sorgulamayı öğreten usta yazarlara, aydınlara teşekkür borcumu! Özellikle de beni bilgiyle, doğruyla, emekle, sevgiyle, hoşgörüyle, eşitlikle tanıştıran ve buluşturan Atatürk’e olan ödenemez şükran borcumun altını bir kez daha çizmek istedim… 

Bu yazımla! Kars’la ilgili güzel haberleri duyunca elimi cebime atıp bir cumhuriyet altını bulmuş kadar sevindiğimi, “aman canım ben de ne çok şey istiyorum kendime” diyerek şaşıp kaldığımı, Kars söz konusu ya! Hoş görün artık ricasıyla, bize dayanışmayı, vefayı, güvenmeyi, yetinmeyi öğreten ilimizin kulaklarını çınlatmak istedim. İnsan daha ne ister diyerek…

Sözüm olsun! Bu toz duman dağılsın koşarak gideceğim Kars’a! Söz, söz, söz! Bu arada men Dilek’in lokantasında “dibi gartollu erişde piloyu” yiyende, Çetin akordeon çalacak! İnsan daha ne ister aziz hemşerilerinden? Bu arada Adıgüzel çifti sözüm sizedir!

NEŞE DOSTER


Yazı Arşivi

-Genel - 00:03 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

  • Nesrin Askeran Ünal 5 Şubat 2021 10:52

    Neşe ablacığım geç döndüğüm için özür. Yazını zevkle , burnumun ucu sızlayarak yüreğimde hasretle vede zevkle okudum kalemine sağlık. Dileğin yorumu da çok güzel ve yerinde. İyi ki o çift var Karsda . Bende her gidişimde baba evi gibi onların mekanında oldum ve garipliğimi dindirdim. Sağol-varol memleketimin yüz akısın👍👏🏻❤️

  • Cihat Şenocak 4 Şubat 2021 18:32

    Yazınızı, müşterek yakın dostumuz Osman beyden aldım. Tüm boşlukları en veciz kelimelerle donatmışsınız. Teşekkürler.ss.
    Lisede: Eziz emi, Yaşar Bilen , Mustafa Yıldırım, Tacettin Boy ve daha niceleriyle okudum. Osman beyle Kars gurubunda toplandık. Sizi hep duyardım. Yazınizla daha kapsamlı tanımış oldum. Tşk.ler, saygılar..

  • nimet gollu 3 Şubat 2021 20:16

    Ah Neşe hn söz beraber gidelim,keyifle ve hasretle anıları yad edip bize ait o güzel lezzetleri tadıp,dostlarla sohbet edelim …Ne kadar güzel yazmışsınız ellerinize ve emeğinize sağlık

  • Osman Koç 3 Şubat 2021 13:32

    Sevgili Neşe Doster,
    “içimizdeki çocuğun” özlemlerini yazmış.
    Doğrudur, hayat bulduğumuz topraklardan epey uzaklara gittik.
    Yazamadık, çizemedik ama yüreğimizdeki Kars sıcaklığını hep hissettik.
    Kendimize, uzak yakın demeden her hangi bir kentte toplanarak çocukluk ve delikanlılık günlerimizi geri getirdik.
    Birlikte öz lehçemize olan hasretimizi giderdik.
    Buluşlarımızı her zaman, Kars’ın aristokrat ailelerinden Atatürk’ün izindeki iki seçkin hanım arkadaşımız, Neşe Doster ve Handan Askeran Ton üstlendiler.
    Bu lider arkadaşlarımıza minnettarız.
    Yazıda “küçelere su serpmişem yar gelende toz olmasın.” türküsünü ilk defa Tebrizde bir soydaşımızdan dinlemiştim.
    Okuyana dedimki
    ” ay meşedi Söyün, küçe neye dıyırsız” O’da tarif edince küçenin sokak yahut yol olduğunu anlamıştım.
    Hatıralarımızı süsleyen müziklerimizde çok güzel.
    Umarım bu toz duman dağılır, bizlerde kalabalık guruplarla Karsa gider temiz bir nefes alırız.

  • DUYGU ERBİLEK 2 Şubat 2021 19:33

    Bende Kars doğumlu Kars a hasret biriyim.Kars ın adının her geçtiği yerde memleketimin topraklarını insanlarını akrabalarımı çocukluğumu en güzelide çok güzel bir ailenin torunu çocuğu olmaktan gurur duyduğumu dile getirmek isterim.Kars a her gittiğimde köşe bucak gezip memleket havasını solumaktan büyük keyif alıyorum.Kars ın en güzel yemeklerini peynirini ketesini lavaşını balını yemeden, almadan geri dönmüyorum. .Memleket özlemi bu olmalı.Yüreğim hep Kars ta kaldı Neşe Doster in bu yazısı beni benden aldı.Teşekkürler Neşe Doster

  • Aysel Akkoç Boy 2 Şubat 2021 14:47

    Kars’a sevdalı değerli öğretmenim, yine Kars yemekleri tadında yazmışsınız.
    Bu toz duman dağılsın beraber gidelim Kars’a taşına, toprağına, havasına ,insanına olan hasretimi bir nebze giderelim.
    Dilek -Çetin Adıgüzel çiftinin biz de emeğini ve hürmetinı gördük kendilerine selam olsun. Akşam sohbetlerini fırında karton ve çayını da özledim.
    Sağlıklı ve güzel günlerde buluşmak dileğiyle. …

  • Z.Tuncay YAZICILAR 2 Şubat 2021 14:03

    Zaten güzel olan Kars’ımıza , bir güzellikte sen katmışsın . Duygulandırdın beni bilmiş ol . Yazını neye benzettim biliyor musun , Kuraklık dan çatlamış kavrulmuş toprağa , kanal dan su verirsin ya… Su ile toprağım , kavuşmasında canlılar yaşam çığlıkları atar sevinç den. Kendimi toprak , seni akarsu yaptım sevgili okuldaşım. Gönülden derinden derine , yazarak yapmışsın yine. Teşekkürler sana. Eve kapandığımız bu zaman diliminde stresi unutturdun bana. Covit gitti , Kars’ın güzellikleri , yaşanmışlıkları sardı dört yanımı… Tebrik etmek yetersiz olacak ki; sağol varol . Saygılarımla

  • Nuri Gökçek 2 Şubat 2021 13:38

    Sevgili Öğretmenim, yüreğinize sağlık. Kaleminiz hep böyle kaygan, yüreğiniz; Kars özelinde bütün ülkemizin taşı ile toprağı, börtü böceği ile böyle içten, aşkla özlemle dolu dolu olsun. Öğretmenim bu kısacık yazınızla sadece siz değil, okuyan herkes gibi bende, beni. de yüreğim doru taştı. Kars’ı özlememek, kara sevda gibi yazına kışına boranına yanıp tutuşmamak elde mi?
    Kars’a emeği geçen, orası için çalışıp didinen herkese minnet borçluyuz. Umarım, bu uzak diyarda her zaman ve zeminde kendisiyle övündüğümüz bu kadim kentimizi, bu Ata Yurdumuzun daha çok harap olmasının önüne geçeriz. Selam ve sevgilerimle

  • Çetin Adıgüzel 2 Şubat 2021 13:18

    Hocam yazıyı sonuna kadar bir solukta okudum.Kars için döyünen hasret çeken üreğinin önünde saygı ile eğiliyorum.Mukkaddes ellerinden öpüyorum.Müsade edersen paylaşmak isterim.Saygılarımla…

  • Dilek Adıgüzel 2 Şubat 2021 13:16

    Ne diyim ne yazayım bilemedim ablam.seni tanımaktan ,senin yüreğinde yer edinebilmekten ,taktirine layık olabilmekten çok mutluyum inan. Benim çok yaşamama rağmen ığdırın il olması kağıt üstünde olunca hemen şehir olmuyo. Iğdırın kars olması için en az elli yıl lazım diye düşünüyordum.siyasilerin başarısızlığından hele elli yılda geri gitti. Ben 35 yıl önce geldim karsa. Ludmina denisenko’nun , türkan narinin, Neşe doster’in yazdıklarından karsın muhteşem kültüründen adet analerinden farklı kültürlerin bir arada asilce yaşamlarını burada okuyarak dinleyerek öğrendim . Gülçöhre askeranları şükran ant ları cumhuriyet kadınlarının türkiyede ilk buradan çıktığını görüp öğrendikçe idolüm oldular.keşke o dönemde onlarla yaşayabilseydim, molakanları tanıyabilseydim..Nacizane mutfak sevgim yöremi tanıtma imkanı sundu bana .başarılı olup ödüllerde gelmeye başlayınca( biliyosun çenemde kuvvetli)😂devam ediyorum. Sen birkere bana yengene baba evinden gelen nevruz honçasından bahsetmiştin içinde mutlaka kırmızılı birde hediyesi olan. Hiç unutmadım her nevruzda aklıma geliyosun. Son üç yıldır Azerbaycan’a nevruz festivaline davet ediliyoruz göndermek nasip olmadı bu sene bir aksilik çıkmazsa nevruz honçanı gönderecem ablacığım. Dibi gartollu erişte piloyunla akordeonlu ağırlamak bsşımızın üstüne. Sağlıkla kal ablam çok sevgiler