İsmail Bendiderya: Epstein’ın Şeytan Orduları Karşısında İran’ın Şanlı Duruşu…

-ORTADOĞU - 1 Mayıs 2026 22:49 A A

İsmail Bendiderya

ismailbendiderya@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

İran’ın, Şeytana teslim olmayıp kahraman bir direniş göstererek bütün dünyada inanılmaz bir şan ve saygı kazanması, doğu ve batı emperyalistlerini şaşkına çevirmiş durumdadır.
Öncelikle bunun hakkını vermiş olalım.
*
ABD-İsrail ikilisinin bütün dünyanın gözleri önünde İran’a saldırısının üzerinden 2 aydan fazla bir zaman geçtiği halde hala bazıları bu saldırının sebep ve sonuçlarını saptırmaya çalışıyor.
Saldıran taraf sanki İran’mış gibi “tarafları sükûnete davet” eden, hatta İran’ı kınayan bazıları, aslında İran’ın haklı olduğunu biliyor, ama İsrail ve ABD’den korktukları için onlara gıklarını çıkaramıyorlar.
ABD-İsrail’i kınamak zor tabi, çünkü bedeli var.
İran’ı kınamak nasılsa kolay, hatta İran’a parmak sallayana Siyonistler ödül bile veriyor.
O halde?
Vur abalıya!
*
Bu savaşı İran değil, ABD-İsrail şeytan ordusu başlattı.
Hem de Ramazan ayında ve insanlar oruçluyken!
Uluslararası kanunlara uymayan, BM’i tanımayan, kendi koydukları kanunları çiğneyen bir eşkıya çetesi, birdenbire İran’a saldırdıklarında aslında sadece İran’a değil, uluslararası bütün kurallara, kanunlara ve insani değerlere de saldırdılar.
Neden mi?
İran devletinin isminin üzerinde bir İslam ve cumhuriyet kelimeleri var; bu da İran’ın İslami prensiplere uygun bir cumhuriyetle yönetildiğini ve bu yönetimde insana ve İslam’a saygı duyulduğunu gösterir.
Yani İran; şeytana kulluğu reddeden, insana değer veren, özgürlük ve bağımsızlık yanlısı bir yapı inşa etmek isteyen ülkenin adıdır. (Ülküsü budur; bunda ne kadar başarılı olup olmadığı ise ayrı bir konudur. Ama bu konunun, 40 yıldır İran’a binlerce listelik ambargolar uygulayan, bu ülkeye elinden gelen her zulüm ve kötülüğü yapan ABD’yi hiç ilgilendirmeyeceği de apaçık ortadadır)
Peki, İran’a saldıran karşı taraf kimdir, nedir, nasıldır?
İran’a saldıran taraf ise İslam’a da, insanlığa da saygı duymayan, bilakis her ikisine de düşmanlık eden küresel bir haydutlar örgütüdür:
Baal putuna tapan, şeytanperest olan dünyanın dört bir yanından kaçırdıkları kız ve erkek çocuklarına tecavüz eden, biraz gençleşmek için çocukların kanını içip etini yiyen, derilerini soyan ve akla gelmedik vahşiliklerle her cinayeti işleyen bir sapıklar çetesidir.
Bu şeytanlar ordusunun varlığını İslami ve insani temeller üzerine inşa edip bağımsız olmak isteyen İran halkına saldırmasının sebebi İran’ın onlara eğilmemesidir. Amerika’ya haraç vermemesidir, Gazze’de on binlerce masum çocuğu ve kadını katledip Filistinlilerin evlerini-tarlalarını gasp eden hırsız İsrail rejimini meşru olarak tanımamasıdır.
İran’ın suçu budur! Şeytana değil Allah’a tapması, Allah’tan başkasına eğilmeyi reddetmesidir.
Gerisi bahanedir. Evet, İran’ın nükleer bombaya sahip olduğu iddiası büyük bir bahane ve yalandır.
NPT’ ye üye olan İran zaten atom bombasını haram bir silah olarak gördüğünü açıklamıştır ve nükleer enerjiden sadece barışçı amaçlarla, tıpta ve teknolojide yararlanmaktadır.
Gerçek, bunun tam tersidir:
Atom bombasına sahip olan ülke İran değil, Amerika’dır, Çin’dir, Rusya’dır, AB’dir, İsrail’dir.
Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombasını atıp insanlığı kalbinden vuran ülke de İran değil; Amerika’dır.
Bugün dünya işte böylesine bir ironi ve çarpıklıkla karşı karşıyadır:
Atom bombasına sahip olan ve bunu bilfiil kullanan Amerika, İran’ın barışçıl nükleer çalışmalarını durdurmasını isterken kendi depolarındaki atom bombalarını görmezden gelmekte, Japon halkının tepesine atom bombaları attığı için özür bile dilememektedir.
*
Siyonist İsrail de öyle! Elinde yüzlerce atom başlıklı füze olduğu halde kimse ona atom silahından dolayı itiraz bile etmemektedir.
Bu iki yüzlülük ve bu çifte standart kabul edilebilir mi?
*
Epstein çetesinin ikinci bahaneleri İran’ın rejimidir.
Oysa, Amerika veya başka bir ülkenin diğer ülkelerin rejim tarzına karışma hakkı yoktur.
Buna her ülkenin kendi halkı karar verir ve bunun adı da demokrasidir.
Ama şeytanperest Batı medeniyeti bu konuda da dünyaya yalan söylemekte ve halkın seçtiği değil, batının önünde diz çöküp onların kıçını öpen rejimleri meşru saymaktadır. Bunun en bariz örneği Trump’ın Suudi kralı hakkındaki rezil konuşması ve Venezuela olayıdır.
Sırf Amerika’ya diz çökmediği için Venezuela devlet başkanını kaçıran ve bu ülkenin bütün zenginliklerine çöken Amerika’nın ne İran’a ne de başka bir ülkeye tek laf etmeye hakkı yoktur.
Ama maalesef bugün dünya; haklıların güçlü olduğu değil, “güçlülerin haklı görüldüğü” zorbalığa dayalı bir sistemle yönetilmektedir.
*
İran’a diğer bir itirazları ise İran’ın güçlü füzelerinin olmasıdır.
Hemen yanı başında “Arz-ı Mev’ud” müddeisi katil İsrail gibi saldırgan ve yayılmacı bir rejim varken, kuduz bir köpek gibi etrafına saldıran bu rejimin elinde atom bombaları varken; İran’ın konvansiyonel füzelere sahip olması, kendisini savunabilmek için en doğal ve en meşru hakkıdır.
Şeytanperest eşkiya çetesi bu füzelerden rahatsız olsa da; İran’ın üzerine saldırdıklarında İran’ın bu füzelere sahip olmakla ne kadar doğru bir şey yaptığını bütün dünya görmüş oldu.
O füzeler ve İHA’lar olmasa, ABD-İsrail ikilisi, İran’ı çoktan teslim almış, işgal etmiş ve Suriye’den bin beter hale getirmişti.
*
Bir Ramazan günü, oruçlu bir halde şehit ettikleri İran lideri Seyyid Ali Hamenei’ne Epstein üyesiydi, ne de o rezil dosyada ismi vardı. Onun ne Avrupa’da serveti, ne de dünyaya egemen olma hastalığı vardı.
Bu saydıklarımız, onu kalleşçe şehit eden Trump ve Netanyahu katillerinde görülen utanç verici özelliklerdir.
*
Eğri oturup doğru konuşalım:
Bugün İran’a saldıran ABD-İsrail’in de, bunların yedeklerine aldığı Körfez ülkelerinin de, NATO ve Avrupa Birliği’nin de asıl rahatsız olduğu şey İran’ın rejimi, yönetimi, füzesi, şekli şemaili değildir.
Onların asıl derdi İran’ın onlara eğilmemesidir. Diz çökmemesi ve şah döneminde olduğu gibi ülkesinin zenginliklerini emperyalist zorbalara peşkeş çekmemesi, mertçe kahramanca direnmesidir.
Bu direnişin diğer ülkelere de örnek olup onların da İran gibi dik durmasından korktukları için bugün İran’a çullanıyorlar.
Yalan mı?
İran onlara teslim olacak olsa; inanın, ne rejimle, ne adına molla dedikleri tarzla, ne füzeyle hiçbir işleri olmaz! Bunlar fazlasıyla Suudi Arabistan’da ve Yahudi İsrail’de olduğu halde ne Amerika ne Avrupa Birliği bu ikisine saldırmamakta, bilakis onları öve öve bitirememektedir.
*
Üç maymunu oynamak istemeyenler için aslında gerçek budur.
Bu şeytan çetesinin İran’a saldırısında Ramazan ayını seçmesi boşuna değildir. ABD-İsrail şeytanının, onlara diz çökmeyen temiz ve dindar bir lideri şehit etmesi, katil İsrail’in ilk bombalarını ilkokul çocuklarının tepesine yağdırıp 168 masum yavrucağı Baal putuna kurban ettiğini açıklaması; onlarla İran arasındaki savaşın aslında insanlıkla şeytanın savaşından başka bir şey olmadığını gözler önüne sermektedir.
*
Bugün İran, Hürmüz boğazında yeni bir Çanakkale destanı yazmakta ve göğsünü siper etme pahasına şeytan ordularını durdurarak bütün dünyaya onların yenilebileceğini ispatlamaktadır.
Bugünden sonra İran’ın en büyük suçu İşte budur.
Ama bu dik duruş, yıllardır bütün dünyaya yanlış anlatılan İran’ın şimdi doğru anlaşılmasını sağlamış, zulme eğilmekten bıkan vicdanları uyandırmış ve İran halkı önünde herkesin saygıyla eğilip özgürlük ve şehadet aşığı İran halkını ayakta alkışlamasına neden olmuştur.
Epstein çetesi İran’da ne devleti yıkabilmiş, ne nükleerini çalabilmiş, ne de bir avuç toprağını işgal edebilmiştir.
Şehit ettiği liderin yerine daha genci, şehit ettiği her komutanın yerine daha güçlüsü gelmiştir.
İran füzeleri sayesinde eko sistem düzelmiş, bütün bölgede bereketli yağışlar başlamış, barajlar dolmuştur.
İran, Gazze yetimlerinin intikamını almış, Epstein şeytanının nefesini kesmiş, Sumud yardım filosuna arka çıkmış, ülkesini mezhepçilikle suçlayanları utandırmış, 50 yıllık amansız ambargolara rağmen bir ülkenin neler başarabileceğini, azlık bir grubun kalabalık eşkıyalar ordusu karşısında yiğitçe direnebileceğini, “şeytanın hilesinin pek zayıf ve örümcek ağının pek çürük” olduğunu ispatlayarak dünya mazlumlarına yepyeni bir umut aşılamıştır.
*
Bazılarının hoşuna gitmese de bugün İran geçeği budur. Bu ülke adeta bir nur patlamasıyla bütün dünyaya müjdeli mesajlar vermekte ve bu yüzden dünyanın dört bir yanında artık sevgi ve saygıyla anılmaktadır.
Savaşın zarar ziyanı ne kadar olursa olsun; sadece bu kazanım bile İran için çok büyük bir kıvanç ve muazzam bir başarıdır.

 

-ORTADOĞU - 22:49 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.