Zamanın Ruhu Desek!..
Cahit Kılıç
cahitkilic@tanyerihaber.com
Diyabetin gözü kör olsun diyeceğim ama bu gidişle o benim gözlerimi kör edecek! Kullandığım ilaçlara ve şekerden uzak durma gayretime rağmen; kan şekerim gittikçe yükseliyor. Bir de yan etkileri var ki, insanı canından bezdiriyor…
Demek istediğim o ki, şeker beni esir aldıkça; gücüm ve yazı kabiliyetim azalıyor. Dolayısıyla da yazı aralarım gittikçe uzuyor.
“Ejderha misali açmış ağzını / Korkarım yutacak kara yer beni…”
***
Yine de şikâyet etmeye hakkım yoktur.
Zira en baştan “Yokladım kendimi bir kem sözüm yok / Yâra şekvâ etmiş rûzigâr beni” diyerek aza kanaat ediyor ve en azından Tanyeri Haberi yönetiyor olmama şükrediyorum…
***
Hem yazsam ne olacak ki?!
Yazıyla altmış üçümden sonra, yirmi yedisinde bu dünyadan çekip giden ama adam gibi ad bırakan Lermantov mu olacağım?
Puşkin’in varisi olacağım diye ortaya dökülen zibil taifesinin ancak Puşt’kin olduğu bir zamanede, kalem sallamanın ne anlamı var ki?!
***
Meselâ…
“Beşerin böyle dalâletleri var; putunu kendi yapar kendi tapar” diyen şâire “zangoç” diye yafta asan yazar-çizer taifesinin, birden çark edip “Aa siz puta tapıyorsunuz” diye seksen yıl boyunca yurttan sesler korosu kurmaları ne yaman çelişki değil mi annem?
Zaman, her şeye, her kesime mesafe aldırıyor efendim…
Artık “kendi yaptıkları putun gölgesine tapanların ve o gölge sayesinde milyonları götürenlerin” devrini idrak ediyoruz… Hamdolsun…
Öyle ki…
Gûşe-i mundarlarında “Tahtadan tüfek, bamyadan fişek! Keçi tersinden saçma; erkeksen kaçma!” oyunu oynuyorlar…
İnsan hayretler içinde kalıyor…
Hak, hukuk, adalet, eşitlik, dürüstlük, vicdan, ahde vefa gibi ulvî kavramlar ayaklar altında çiğneniyor!
Ve bunlar kalkıp doksan yıl küfrettikleri Talat Paşa’ya yazılıyorlar ansızın:
“Kanun dediğin nedir ki? Ben yaptım, ben bozarım!”
***
En çok da şu fırfirikler can sıkıyor…
Eskiden çocukların oynadığı topaç vardı hani, bizim Kars’ta ona “fırfirik” derler…
“Dün söylediklerimde ne kadar haklı idiysem; bugün de söyleyip yazdıklarımda o kadar haklıyım” diyen çokbilmiş fırfirikler…
Bunun Türkçe mealini de yüz kırk yıl önce Namık Kemâl merhum yazmış…
“Ne utanmaz köpekleriz / Kimi görsek etekleriz…”
***
“Dört kelimeyi bir araya usulünce getirip bir cümle kurmaktan aciz cehl-i mürekkepler, nasıl oluyor da köşe yazarı oluyor?” diye yazmaktan ve sormaktan ben usandım, ben utandım; onlar zerre-i miskal utanmadılar…
Haa… Diyeceksiniz ki:
Devlet dediğin kırk kulplu kazan. Bir kulpundan tutup onlar da kazanıyorlar işte…
***
Biz de diyeceğiz ki,
Yazsak ne olurun cevabı da şudur:
“And olsun Asr’a, insan ziyan içindedir”…
Bu hâl ve şerait içinde bize de tarihe not düşmek için vakanüvislik düşüyor…
Bir lokma, bir hırka ile…
-
AP Türkiye Raporu son dakika değişiklikleriyle kabul edildi: Dikkat çeken ‘Mavi Vatan’ ve 12 mil vurguları
-
İran ve Rusya dışişleri bakanlarından ‘memorandum’ görüşmesi
-
Avrupa Parlamentosu, tarihinin en katı göç yasasını onayladı
-
G7, Ukrayna’ya silah desteğini artırma ve Rus ekonomisine daha fazla baskı yapma konusunda anlaştı
-
Anlaşma öncesi kritik adım: İran tankerleri Hürmüz Boğazı’ndan geçti
-
SAMP/T: NATO, Konya’ya İtalyan füze sistemi konuşlandırıyor
