Kör Kayıkçılar Ülkesi…
Cahit Kılıç
Ekaterinburg’daydım… Gün boyunca şehirde oradan oraya koşturmuş, iş görüşmelerine katılmıştım…
Akşama doğru ofisime gelip bilgisayarımı açınca, o tarihlerde İnternetin meşhur haberleşme programı olan MSN’den, bizim hanımın mesajı düştü önüme…
“Üzüleceksin biliyorum ama ben yine de haber vereyim dedim. Senin şapkalı adam öldü! Başın sağolsun!”
***
Milletin öz malı olan TRT, henüz “Nuh Peygamberi oğlu ile cep telefonundan görüştüren” ve yarım saat boyunca “G harfine C” diyen, meramını bir türlü anlatamayan yüksek kalibreli(!) akademisyenlerle doldurulmamıştı…
“Benim şapkalı adam” TRT 2’de akşam saatlerinde program yapıyordu: “Zaman İçinde Yolculuk”…
2004 yılı Aralık ayında Samara’da düşüp kolumu, omurilik kemiğimi ve iki kaburgamı kırıp evde yatağa mahkûm olduğumda…
Şapkalı adam çıkar çıkmaz evde sükûneti sağlayıp ekran başına geçiyor ve pürdikkat benim şapkalı adamı izliyordum…
Gerçekten de zaman içinde yolculuk yapıyordu. Edebiyatçı bir adamın, bir şâirin, gerçek bir entelektüelin, geçmişi ve günü harmanlaması, Azerbaycanlı kardeşlerimizin deyimiyle gerçekten de “lezzet eleyirdi”…
Söylediklerini lumpenin anlaması mümkün değildi… Sırf lumpen anlasın diye de özel bir çaba harcamıyordu…
***
Evde yatağa mahkûm olduğum altı ay boyunca hiçbir programını kaçırmadım. Müdavim izleyicisi olmuştum… Ne zaman program vakti yaklaşsa, bizim hanım: “Cahit’in şapkalı adamı çıkacak. Biz diğer televizyonun başına geçelim” diyordu…
Adeta evin bir ferdi olan “şapkalı adam” yani Attila İlhan ölmüştü… Ve bizim hanım bana başsağlığı diliyordu…
***
Karslı hemşehrimiz ve MHP İstanbul milletvekili Atila Kaya, 8 Ocak 2018’de, şapkalı adamın bir şiirinden mısralar paylaştı…
MHP’deki gidişata isyan olarak algıladılar, haberini yaptılar… Tanyeri Haber olarak biz de haber yaptık (Buraya tıklayarak haberi okuyabilirsiniz)…
Şiirin tamamı şöyle:
CİNAYET SAATİ
haliç’te bir vapuru vurdular dört kişi
demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
dört bıçak çekip vurdular dört kişi
yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
deli cafer ismail tayfur ve şaşı
maktulün on beş yıllık arkadaşı
üçü kamarot öteki aşçıbaşı
dört bıçak çekip vurdular dört kişi
cinayeti kör bir kayıkçı gördü
ben gördüm kulaklarım gördü
vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
hiç biriniz orada yoktunuz
demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
on üç damla gözyaşını saydım
allahına kitabına sövüp saydım
şafak nabız gibi atıyordu
sarhoştum kasımpaşa’daydım
hiç biriniz orada yoktunuz
haliç’te bir vapuru vurdular dört kişi
polis kaatilleri arıyordu
deli cafer ismail tayfur ve şaşı
üzerime yüklediler bu işi
sarhoştum kasımpaşa’daydım
vapuru onlar vurdu ben vurmadım
cinayeti kör bir kayıkçı gördü
ben vursam kendimi vuracaktım
Attila İLHAN
***
Ve tarih tekerrür etti. Atila Kaya paylaştı ama…
Lumpen yine anlamadı…
cahitkilic@tanyerihaber.com
-
AP Türkiye Raporu son dakika değişiklikleriyle kabul edildi: Dikkat çeken ‘Mavi Vatan’ ve 12 mil vurguları
-
İran ve Rusya dışişleri bakanlarından ‘memorandum’ görüşmesi
-
Avrupa Parlamentosu, tarihinin en katı göç yasasını onayladı
-
G7, Ukrayna’ya silah desteğini artırma ve Rus ekonomisine daha fazla baskı yapma konusunda anlaştı
-
Anlaşma öncesi kritik adım: İran tankerleri Hürmüz Boğazı’ndan geçti
-
SAMP/T: NATO, Konya’ya İtalyan füze sistemi konuşlandırıyor
