Cahit Kılıç
Cahitkilic54@gmail.com
Hep, “aydın olmanın başlıca kriteri vicdan sahibi olmaktır” diyordum.
Eksik diyormuşum. Zira insan olmanın da başlıca kriteri vicdan sahibi olmaktır!
***
Vicdanın olmadığı ortamda çürümüşlük başlar. Çürümüşlüğün sonu kokuşmuşluk ve günün sonunda hamakat yüzünü gösterir.
Ahmaklar, uyanıkların oltasına yem olur, varını yoğunu kaptırdıktan sonra döner, milleti suçlar!
***
Pekiyi, bu arenada milletin suçu var mı?
Ahlâksızlığa sessiz kalan yığınlar; kötülüğün normalleşmesine ve kötücüllerin meydanı boş bulmasına sebep olurlar…
***
Tepkisiz toplumun yaşadığı ülkede; demokrasi yoksa ve evrensel hukukun esamisi okunmuyorsa, bilakis hukuku temsil edenler kötücüllerle birlik olup namuslu toplum mensuplarına tuzak kuruyorlarsa ve adaletin yerine kötülük tecelli ediyorsa; ne vicdanlı insan bir şey yapabilir ne de vicdanlı aydın!
***
Çürümüşlük, kanser hücrelerinin vücuda yayıldığı gibi topluma yayılmışsa; yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık, nepotizm, sahtekârlık ve bilumum ahlâk dışı davranışlar, adeta normalleşmiş gibi olur. Kokuşmuşluk baştan başlar, en alta kadar iner!
***
Tarihte yaşanmış örnekleri çoktur. Ve o devlet ya da toplumlar çökmüştür. Sovyetler Birliği örneğinde olduğu gibi.
İçlerinde yaşadık, gözlerimizle tanıklık ettik…
***
Pekiyi…
Bu denli yolunu şaşırmış toplumları kim doğru yolun yolcusu yapar?
Devlet?
Devlet dediğin, mücerrettir. Müşahhas olan o devleti yöneten siyasetçiler ve bürokratlardır.
Ve işin acı tarafı, o siyasetçiler ve bürokratlar da yolunu şaşıran toplumun bir mensubu ve işin daha acıklı tarafı: çürümüşlüğün ve kokuşmuşluğun birinci derece müsebbibidirler!
Kısaca: “Bir baba hindi, hepimize bindi!”
***
Çağın gelişmiş bütün enstrümanlarını zapturapta almaya çalışan ve kendi pespayeliğini gizleme gayretinde olan siyasetçiler ve bürokratlar, yargı yoluyla herkesi susturma çabası içindeler. Kısmen başarılıdırlar da…
Demokrasiyi kötürüm yapıp hukukun da başını gözünü yaran muktedir güçler, ilânihaye bu gücü ellerinde tutacaklarını sanıyorlar!
İşte, gaflet ve dalâlet de budur!
İllegal gücün gerdişi çok fena da dönse, zaman değirmeni deni öğütür un eyler!
***
Mesele odur ki, topyekûn olarak biz; bugün düştüğümüz çukurdan kurtulmak için demokrasinin bütün kurallarını yeniden inşa etmek ve bağımsız ve tarafsız yargı ile hukuku yeniden tesis etmek mecburiyetindeyiz!
Elbette ki bu kolay değil!
Zira, kötücüller “kavi” “talih zebun!”
Ülke, yolsuzluk ve pislik içinde çırpınıyor!
Her pisliğin üstü pişkinlikle örtülüyor!
Gidiş değil, bu gidiş!
***
Bugün kelepçelenen vicdanlardır!
Bugün kelepçelenen özgürlüklerdir.
Bugün kelepçelenen milletin hür iradesidir.
Bugün kelepçelenen basın özgürlüğüdür.
Bugün yağmalanan milletin dişiyle, tırnağıyla artırdıklarıdır!
Bugün tepelenen milletin onurudur; dış dünyaya teslimiyettir!
***
Gelinen noktada:
Vicdan sahibi insanlarımız ve aydınlarımız el ele vermeli, verilen eli koparırcasına dahi olsa bırakmamalı, bugüne değin vuku bulan mağlubiyetleri galibiyete taşımalı ve demokrasi ve hukuk içinde kalmak suretiyle; zincirleri kırmalıdır!
***
“Azadlığı istemirem zerre zerre, gram gram!
Kolumdaki zincirleri kıram gerek, kıram kıram!”
Halil Rıza Ulutürk